ABD Yüksek Mahkemesi, ülkede dijital gizlilik haklarını yeniden tanımlayabilecek önemli bir davayı duyurdu.
Dava, Chatrie v. United States olarak biliniyor ve hükümetin “coğrafi sınır” arama emirlerinin tartışmalı kullanımını merkezine alıyor. Emniyet güçleri, bu emirler aracılığıyla teknoloji şirketlerini, örneğin Google’ı, belirli bir yer ve zamanda kimlerin bulunduğu hakkında bilgi vermeye zorlayabiliyor.
Teknoloji şirketlerinin kullanıcılarının konum verileri üzerinde geniş bir tarama yapan araştırmacılar, suç mahallinde kimlerin bulunduğunu tespit edebilir. Bu durum, polisin suçluları bulmasını kolaylaştırıyor, bir dijital samanlıktan iğne bulmaya benziyor.
Ancak, sivil haklar savunucuları, coğrafi sınır emirlerinin gereğinden fazla geniş olduğunu ve Anayasa’ya aykırı olduğunu savunuyor; zira bu emirler, olayla hiçbir bağlantısı olmayan yakınlarda bulunan kişilerin bilgilerini de geri döndürüyor. Son yıllarda bazı durumlarda, bu emirler masum insanları dahil etti ve istenilen bilgiyi elde etmek için gereğinden fazla kapsamlı bir şekilde düzenlendi.
Son on yılda, coğrafi sınır emirlerinin kullanımı, emniyet çevreleri arasında popülerlik kazandı. New York Times araştırmasına göre, bu uygulama ilk olarak 2016 yılında federal ajanlar tarafından kullanıldı. 2018’den beri, federal ajanslar ve polis departmanları, teknoloji şirketlerine binlerce coğrafi sınır emri gönderiyor.
Chatrie davası, bu on yıl içerisinde ABD Yüksek Mahkemesi tarafından değerlendirilen en önemli Dördüncü Değişiklik davası. Verilen karar, coğrafi sınır emirlerinin yasal olup olmadığını belirleyebilir. Dava, aynı zamanda Amerikalıların gizlilik hakkının ihlal edilip edilmediği konusunu da gündeme getiriyor.
Dokuz yargıcın nasıl oy kullanacağı henüz belirsiz; bir kararın bu yıl içinde çıkması bekleniyor. Ancak pazartesi günü mahkemede yapılan tartışmalar, yargıçların davada nasıl bir karar alabileceği hakkında bazı ipuçları veriyor.
‘Önce arama yap, sonra şüphe geliştir’
Dava, 2019 yılında bir banka soygunundan mahkum edilen Virginia’lı Okello Chatrie’yi merkez alıyor. O dönem polis, banka güvenlik kameralarında bir şüpheliyi cep telefonuyla konuşurken gördü. Araştırmacılar daha sonra bir coğrafi sınır arama emri çıkararak, Google’dan soygun sırasında bankanın kısa bir çevresinde bulunan tüm telefonların bilgilerini talep ettiler.
Uygulamada, emniyet güçleri bir harita üzerinde suç mahallinin etrafında şekil çizebilir ve Google’ın veri tabanından bu konumda bulunan kullanıcıların verilerini inceleyebilir. Google, arama emri yanıtında soygun sırasında o bölgede bulunan kullanıcıların anonim konum bilgilerini sağladı.
Polis, daha sonra banka çevresinde saatlerce bulunan üç hesabın bilgilerini alarak Chatrie’yi tespit etti. Chatrie, sonunda mahkemede suçunu kabul etti ve 11 yılın üzerinde hapis cezası aldı. Ancak davası süresince, coğrafi sınır emri üzerinden elde edilen delillerin kullanılmaması gerektiğini savundu.
Chatrie’nin davasında dikkat çeken bir nokta, gizlilik savunucularının coğrafi sınır emirlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu savunduğu bir argümanı içeriyor. Bu emirlerin, hükümete “önce arama yapma ve sonra şüphe geliştirme” imkânı tanıdığı belirtiliyor.
Bir alt mahkeme, coğrafi sınır emrinin Chatrie’yi soygunla ilişkilendirecek yeterli “makul sebep” oluşturmadığına karar verdi. Ancak mahkeme, polisi iyi niyetle hareket ettiğine inandığı için delilleri kullanmasına izin verdi.
Sivil haklar avukatı Jennifer Stisa Granick’in yazdığı bir yazıda, güvenlik araştırmacıları ve teknologlardan oluşan bir koalisyonun mahkemeye sunduğu bir amicus brifingi önemli bir argümanı savunuyor. Bu brifing, Chatrie davasındaki coğrafi sınır emrinin Anayasa’ya aykırı olduğunu; çünkü Google’dan yüz milyonlarca kullanıcı hesabının verilerini incelemesini talep ettiğini savunuyor.
Hükümet ise, Chatrie’nin “Google’ın toplamasına, saklamasına ve kullanmasına izin verdiği” görüşünde. Uygulanan emir ise sadece “gerekli bilgileri bulma ve iletme” talimatını içeriyor. ABD avukatı D. John Sauer, Chatrie’nin “argümanlarının, her türden bir coğrafi sınır emrinin uygulanamayacağı anlamına geldiğini” ifade etti.
Yargıçlar, argümanları dinledikten sonra kararsız görünüyor
Dava, Chatrie’nin cezasını etkilemeyecek olsa da, Yüksek Mahkeme’nin kararı Amerikalıların gizliliği üzerinde daha geniş etkilere yol açabilir. Yargıçların coğrafi sınır emirlerini tamamen yasaklayıp yasaklamayacağı konusunda görüşleri açıkça bölünmüş durumda, ancak mahkemeden daha dar bir çerçeve belirlemesi bekleniyor.
Berkeley Üniversitesi’nden hukuk profesörü Orin Kerr, mahkemenin “Chatrie’nin argümanlarını reddedeceğini ve coğrafi sınır emirlerinin kullanımına devam edilmesine izin vereceğini” düşünüyor.
Yasal analizler yapan Cathy Gellis, mahkemenin “coğrafi sınır emirlerine sıcak bakıyor gibi göründüğünü” belirtti. Ancak Gellis, büyük kurallar yerine “küçük adımlar” beklentisini dile getirdi.
Dava, Google’ın veri tabanında yapılan aramayla sınırlı değil; aynı zamanda konum verisi toplayan herhangi bir şirket için de geçerli. Google, kullanıcılarının veri saklama yöntemini değiştirdi ve bu nedenle geçen yıl geçirilen coğrafi sınır emirlerine yanıt vermeyi bıraktı. Ancak, Microsoft, Yahoo, Uber, Snap gibi diğer teknoloji şirketleri, verilerini kendi sunucularında bulunduruyor; bu nedenle mahkemelerin talimatı üzerine işlem yapılabiliyor.
Makale içeriklerimizdeki bağlantılar aracılığıyla yapılan satın alımlarda küçük bir komisyon kazanabiliriz. Bu, editoryal bağımsızlığımızı etkilemez.

