
Türkiye’nin güney kıyılarında, gizli bir göl, muazzam sualtı oluşumlarını detaylı bir şekilde gün yüzüne çıkardı. Mersin’deki Gilindire Mağarası, uzman dalgıç ekibi tarafından dokumente edilen sarkıtlar, dikitler ve Buzul Çağı’ndan beri korunagelmiş mineral yapıları ile bilim dünyasını büyüledi.
90 dakikalık bir dalışla, sualtı sinematografı Tahsin Ceylan liderliğinde gerçekleştirilen görev, bölgedeki en dikkat çekici doğal güzellikler arasında sayılan bu mekanı yeniden gündeme taşıdı. Aydıncık ilçesinde yer alan mağara, Buzul Çağı dönemine ait hidrolojik ve atmosferik kalıntıları barındırıyor.
560 Adımda Gizli Bir Göl
Keşif, mağaranın yer altındaki gölüne inen 560 adımla başladı. Dalış, özel izinle gerçekleştirildi ve Kıyı Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı Dalış Ekibi üyeleri ile emekli deniz albayı Fatih Erhan, eğitmenler Mahmut İğde ve Boğaç Dağhan Günöz katıldı. Su kenarında hazırlıklar tamamlandıktan sonra ekip, 30 metre derinliğe dalarak somut bir sualtı manzarası kaydetti.
Tahsin Ceylan, ekibin doğal ve kültürel mirası gözlemlediğini belirterek, mağarayı “bir başyapıt, doğanın bir sanatçısı olarak bıraktığı miras” şeklinde tanımladı. Ayrıca:
“Bunu dünyaya tanıtmak ve dalış turizmi için teşvik etmek, ülkemiz için büyük bir ayrıcalık olacaktır. Mağaranın sualtındaki sinematografik manzarasını da kaydettik.”
Kuvaterner Döneminden Kalma Oluşumlar
Gilindire Mağarası, Kuvaterner’in başındaki buzul sonrası dönemde oluşmuştur. Mağaranın sonunda su seviyesi yaklaşık 47 metre derinliğe ulaşmaktadır. Dalış sırasında, ekip dikkat çekici sarkıtlar, dikitler, sütunlar, travertenler ve mağara incileri görüntülemiştir. Uzmanlar, suya gömülme sonrası atmosferik değişimlerden korunduğu için bu sualtı oluşumlarının bozulmadan günümüze kadar geldiğini düşünmektedir.
Mağara 555 metre boyunca uzanmakta ve deniz seviyesinin 45 metre yukarısında yer almaktadır. Büyük damlama yapılarını, ana galeriyi salonlar ve odalara ayıran bir karmaşık iç düzen oluşturarak korumuştur.
Şans Eseri Buluntu, Kültürel Miras
Mağara, 1999 yılında bir çobanın, bir kirpi peşinden giderken bir açılıma girmesiyle keşfedilmiştir. İçeride, belirgin mineral oluşumları ve duş başlıklarına benzeyen yapılarla dolu geniş bir sistemle karşılaşmıştır.
Bugün, ziyaretçiler mağaraya Mersin-Antalya yolu üzerinden deniz kenarına yönelerek, Aydıncık merkezine yaklaşık dört kilometre mesafeden ulaşabilirler. Üst bölümler yürüyerek erişilebilirken, su altı odası yalnızca eğitimli dalgıçların girebildiği bir alandır.
Eğitmen Mahmut İğde, burayı “efsanevi bir sualtı güzelliği” olarak tanımlayarak, etkileyici oluşumların yanı sıra “tam bir sualtı dünyası” olduğunu ifade etmiştir.


