Trump yönetimi, bu hafta ABD hükümetinin önemli minerallerden oluşan 11.7 milyar dolarlık bir stok oluşturmak için çalışacağını açıkladı. Bu, dikkat çekici bir başlık; zorluklar ise daha ilginç.
Stok oluşturma girişimi “Proje Vault” olarak adlandırıldı ve yönetimin ABD üreticileri için kritik minerallerin teminini güvence altına almak amacıyla yaptığı son hamle oldu. Başkan Donald Trump, bunun “Amerikan şirketlerinin ve çalışanlarının hiçbir kıtlıktan etkilenmemesi için” olacağını belirtti.
Bu girişim, yönetimin nadir toprak üreticilerine yaptığı son yatırımları takip ediyor; arasında USA Rare Earth ve MP Materials gibi madenlerdeki hisse yatırımları bulunuyor.
Bu hamleler, yönetimin ticaret savaşları tarafından sarsılan bir pazarın sakinleştirilmesi yönündeki adımları olarak yorumlanabilir. Ancak bu kolektif adım, elektrikli araçlar ve rüzgar türbinleri gibi elektrikli teknolojilere olan bağımlılığın bir kabulüdür.
Trump, yaptığı duyuruda Çin’in birçok kritik mineral üzerindeki bağımlılığını vurguladı. Son bir yılda, Çin, Trump yönetiminin tarifeye karşı tehditlerini engellemek için nadir toprak metalleri ve lityum batarya malzemeleri ihracatını kısıtlayarak etkisini gösterdi. Sonunda Çin geri adım attı, ancak bu olay kimin gerçek güçte olduğu konusunda net bir mesaj verdi.
Bu çatışma, kritik minerallerin modern ekonomilere ne kadar entegre olduğunun da altını çizdi. Trump, yeni stokun, 1970’lerdeki petrol ambargosunun ardından kurulan Stratejik Petrol Rezervi ile benzer olduğunu belirtti.
“Uzun yıllar boyunca stratejik bir petrol rezervimiz ve ulusal savunma için bir kritik mineral stoğumuz oldu. Şimdi Amerikan sanayisi için bu rezervi oluşturuyoruz, böylece hiçbir sorun yaşamayız,” dedi Trump.
Petrol rezervi yok olmayacak, ancak bir zamanlar olduğu kadar önemli değil; ABD’nin verimli petrol kuyuları ve solar, rüzgar ve bataryalar tarafından alınan enerji pazarının artan payı tarafından etkilenmiştir. (Güneş ve rüzgar yeni elektrik üretim kapasitesinde hakim olmaya devam ediyor, ayrıca dünya genelinde satılan yeni araçların %25’ten fazlası elektrikli veya şarj edilebilir hibrit araçlar oldu.)
Hangi minerallerin rezerve dahil edileceği henüz net değil; Bloomberg, galyum ve kobaltın dahil edileceğini bildirdi. Bakır ve nikel gibi diğerlerinin de eklenmesi mümkün ama bunlar belirtilmedi.
Yatırımın büyüklüğü dikkat çekici. ABD İhracat-İthalat Bankası, 10 milyar dolarlık bir kredi sağlıyor ve özel sermaye geri kalan kısmı tamamlıyor. Bu, mevcut Stratejik Petrol Rezervi’ndeki petrolün yaklaşık yarı değerine eşit bir miktar ve küresel petrol pazarının yüzde birine denk geliyor; bu durum, Bloomberg yazarı David Fickling’in belirttiği bir durum.
Bu dengesizlik, ya tipik bir Trump abartısı ya da kritik minerallerin pazarının önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde genişleyeceğinin kabulü olabilir.
Belki de her ikisi birden, ama büyük olasılıkla bu daha sonuncusudur.
Kritik minerallerdeki büyük büyüme, temiz enerji teknolojileri ve elektrikli araçlardan kaynaklanıyor; bunlar olmadan pazar, uzmanların öngördüğünden daha az kısıtlı olacaktır. Elektronikler üzerindeki talep de etken olacak, ancak küresel nadir toprak elementleri talebinin yarısından fazlasının elektrikli araçlar ve rüzgar türbinlerinden kaynaklanması bekleniyor; IEA’ya göre, kobalt ve lityum için bu rakam daha da çarpıtılmış durumda, zira elektrikli araçlar 2050’ye kadar büyümenin büyük bir kısmını temsil ediyor.
Trump yönetimi, temiz enerji teknolojilerine karşı hoşnutsuzluğunu gizlemiyor, fosil yakıtlara güvenmeyi tercih ediyor. Ancak dünya, güneş, rüzgar ve bataryalara doğru ilerlemeye devam ederek kritik minerallere olan talebi artırıyor. Yeni stok, bu pazarların göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu gösteriyor.

