Güneş Sistemi ve Geçmişi
Güneş Sistemi’miz, tarih boyunca sadece dokuz gezegen barındırıyordu. Ancak, Plüton‘un 2006 yılında gezegen statüsünü kaybetmesiyle bu durum değişti. O tarihten bu yana, astronomlar dünya genelinde, Neptün‘ün çok ötesinde yer alan, gizemli bir dokuzuncu gezegenin izlerini arıyoruz.
K2-18b Üzerine Araştırmalar
Cambridge Üniversitesi’nden Nikku Madhusudhan, uzak bir dış gezegen olan K2-18b üzerinde yaşam belirtileri bulmak için bir ekipte yer aldı. Bu tür araştırmalar, evrendeki yaşamın sınırlarını genişletme çabası olarak dikkat çekiyor.
Uzakların Keşfi
Tayvan’daki araştırmacılar, güneşten yaklaşık 46.5 milyar ila 65.1 milyar mil uzakta, Neptün boyutunda bir nesnenin dolaşıyor olabileceğine inanıyor. Bu bulgular, yirmi yıldan fazla bir süre içinde yapılan iki derin kızılötesi tarama üzerinde temellendirildi. Kullanılan ekipman, zayıf bir gezegensel parıltıyı tespit edebilecek hassasiyete sahipti.
1983 ve 2006 yıllarındaki kızılötesi veriler, gözlemler arasındaki bir hareketi tespit etme fırsatı sundu. Olası bir aday belirlendi ve bu nesnenin güneşi döngüsel olarak 10,000 ila 20,000 yıl arasında döneceği düşünülüyor.
Donmuş Kuiper Kuşağındaki İşaretler
Astronomlar, Neptün’ün ötesindeki Kuiper Kuşağına uzun süredir dikkat ediyor. Bu alanda, büyük, görünmeyen bir kuvvet tarafından bir araya çekilen nesnelerin kümeleri gibi bazı ilginç kalıplar var. Ayrıca, bazı Kuiper Kuşağı nesneleri, diğer her şeyin tersine hareket ediyor. Bu durum, uzaklarda bir gezegenin varlığının işareti olabilir.
Plüton’un Gölgesinin Ötesinde
Plüton yeniden sınıflandırıldı çünkü yörüngesi, diğer nesnelerle çakışıyordu. Yeni tanım, bir gezegenin diğer büyük cisimleri yörüngesinden temizlemesi gerektiğini belirtmektedir. Plüton bu şartları karşılamıyor.
If bu yeni gezegen var ise, görünüşe göre yörüngesini temizliyor. Güneş ışığını sadece hafifçe yansıtan bir yapısı olduğu düşünülüyor; bu da, kütlesinin Neptün ile benzer bir seviyede olabileceği ve küçük cisimleri takip edebilecek kadar yer çekimine sahip olduğu anlamına geliyor.
Boyutu ve Yapısı
Araştırmacılar, eğer bu nesne var ise, ağırlığının yedi ile on yedi kat arasında olabileceğini tahmin ediyor. Bu, onu buz devleri kategorisine sokuyor. Yakınlıktan dolayı, sıcaklıkları –370°F ila –360°F arasında olabilir. Yoğun bir gaz ve buz atmosferine sahip olabileceği düşünülüyor, ancak güneş ışığını yansıtmakta zorlanıyor.
Eski Tarama Verilerinden İpuçları
Kızılötesi teleskoplar, bilim insanlarının, optik teleskoplar için çok sönük olan nesneleri görmelerini sağlıyor. 1983 yılında, Kızılötesi Astronomik Uydu gökyüzünü taradı. Daha sonra, AKARI adlı Japon uydu da kendi taramasını gerçekleştirdi. İki setin karşılaştırılması, olası bir nesnenin hafifçe kaymış olabileceğini gösteriyor ki, bu da onun durağan bir arka plan kaynağı değil, yavaş hareket eden bir gezegen olabileceğini gösteriyor.
Uzayda Diğer Sürprizler
Yeni bir gezegen bulma çabaları, dış gezegen araştırmalarının hız kazanmasıyla birleşiyor. Bazı astronomlar, garip atmosferler ve moleküller gözlemliyor. 2020’de, bilim insanları şimdiye kadar ölçülen en soğuk dış gezegen keşfettiklerini açıkladı. Bu tür keşifler, araştırmacıların neyin saklandığı ile ilgili sorularını daha da derinleştiriyor.
Temkinli Bir Umut
Astronomi camiasında birçok kişi heyecanlı; ancak acele etmiyorlar. Şu ana kadar elde edilen veriler, tam bir yörüngeyi doğrulamıyor. Bazı astronomlar, güçlü yer tabanlı veya uzay tabanlı gözlemler talep ediyor. Aday nesne, yalnızca iki set tarihsel görüntüde belirdi. Yeni görüntüler almak çok kritik.
Gelecek Adımlar
Ekipler, gökyüzünün aynı alanını tekrar kontrol etmeyi planlıyor. Küçük sinyalin, Neptün’ün ötesindeki bir nesne için bekleyebileceğiniz hızda ilerleyip ilerlemediğini görmek istiyorlar. Eğer tutarlı bir model ortaya çıkarsa, bu, Güneş Sistemi’mizdeki bulmacanın son parçası olabilir. Plüton’un güncellenmesi, gezegen sıralamasını yeniden düşünmemiz gerektiğini düşündürebilir.
Dokuzuncu Gezegen Gerçekse Ne Olacak?
Eğer Dokuzuncu Gezegen gerçekten var ise, astronomi ders kitaplarının önemli bir revizyona tabi tutulmasına neden olabilir. Güneş Sistemi’nin oluşumuyla ilgili anlayışımız, bu yeni parça ile güncellenmelidir. Bunun yanı sıra, diğer yıldızların etrafında gezegenler ararken de yöntemlerimizi değiştirmemiz gerekebilir. Eğer kendi sistemimizde bu kadar dışarıda bir gezegen gizleniyorsa, benzer gizli devlerin başka yerlerde de común olabileceği ihtimali oldukça yüksektir.


