Göç Krizinin Arkasındaki Hikaye
2015 yılı, Avrupa’daki göç krizinin en yoğun zamanlarından biriydi. Bu dönemde, çoğunluğu iç savaştan kaçan Suriyeliler olmak üzere yaklaşık 1.3 milyon insan, iltica talebinde bulunmak amacıyla Avrupa’ya akın etti. Pau Aleikum Garcia, Yunanistan’ın başkenti Atina’da, bu insanlara yardım eden bir gönüllüydü. O dönemde 25 yaşında olan Garcia, mültecilere barınma ve yemek imkanı sağlamakla kalmadı, aynı zamanda dil sınıfları ve sanat etkinlikleri düzenledi.
Garcia’nın aklında ise o dönemde tanıştığı 70’li yaşlarındaki bir Suriyeli kadın kaldı. Kadın, kaybettiği geçmişinden ve torunlarının geleceğinden korktuğunu ifade etti. Bu anı, Garcia’nın hayatında unutulmaz bir iz bıraktı. Kaybolmuş anılar ile gelecek nesillerin mirası arasında bir köprü kurma arzusu, onun sanatını ve projelerini şekillendirdi.
Nesilleri Bağlamak
Garcia, bu deneyimiyle birlikte, Barcelona’daki Domestic Data Streamers (DDS) tasarım stüdyosunun kurucu ortağı olarak çözümler aramaya başladı. Stüdyo, zamanla psikoloji, mimari, bilişsel bilim, gazetecilik ve tasarım gibi çeşitli disiplinlerden oluşan 30 kişilik bir uzman ekibine dönüştü. Garcia, anıların, nesiller arası bağlantıyı sağlayan en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyor. "Anılar, kim olduğumuzun mimarlarıdır" diyerek, bu bakış açısını vurguladı.
2019 yılında yapay zeka alanındaki gelişmeler, Garcia ve ekibini yeni projelere yönlendirdi. Özellikle, geçmişte kaybolmuş anıları yeniden canlandırmak amacıyla görüntü üreten teknolojileri keşfetmeye başladılar. 2022’de başlattıkları Synthetic Memories projesi, kaybolmuş anıların yapay zeka yardımıyla yeniden oluşturulmasını amaçlıyordu.
Anıları Yeniden Oluşturmak
Synthetic Memories projesinde, DDS çeşitli açık kaynak görüntü oluşturan yapay zeka sistemlerini kullanıyor. Süreç, bir katılımcının en eski anısını hatırlamakla başlıyor ve ardından farklı anlatımlarla hayat hikayeleri üzerinde çalışılıyor. Görüntüyü oluşturmak için belirli kelimelerle işlem yapan bir prompter aracılığıyla, katılımcının anlattıklarıyla uyumlu imgeler yaratılıyor.
Bu yapay anıların oluşturulmasında, yalnızca gözlemler değil, aynı zamanda duygusal bağlar da önem kazanıyor. Garcia, "Bu görüntüler, anıların kırılganlığını yansıtmak için tasarlandı" diyor. Sonuç olarak, oluşturulan görseller genellikle rüya gibi bir hava taşıyor ve seyircinin hayal gücünü harekete geçiriyor.
Gizli Toplantılar
Proje, toplumsal hareketlerdeki aktivistlerin hikayelerini anlatmak için de önemli bir platform sağlıyor. Garcia ve ekibi, Barcelona’daki Franco rejimi döneminde toplum için çeşitli tehlikeli durumlarda savunuculuk yapan insanlarla da çalıştı. Bu süreçte, 74 yaşındaki Jose Carles Vallejo Calderon, bilgi ve deneyimlerini aktarmak için projeye katılmak üzere gönüllü oldu.
Vallejo, Franco rejimi altında yaşadığı dönemdeki gizli toplantılar hakkında anılarını paylaştı. "Bu toplantılara katıldım ve oradaki atmosferi görmek için bir görüntü oluşturmak istedim" dedi. Proje sayesinde, Vallejo’nun hatıraları yeniden canlandırıldı ve geçmişle yüzleşme fırsatı sunuldu.
Geçmişi Yeniden İnşa Etmiyoruz
Garcia, anıların öznel birer parça olduğunu belirtirken, projelerinin tarihi yeniden inşa etme amacında olmadığını ifade ediyor. "Geçmişi yeniden inşa etmiyoruz; bunun yerine bireysel deneyimlerden besleniyoruz" diyerek, bireysel anıların toplumun tutunma noktasında nasıl önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yaptı. Yapay zeka kullanımının potansiyel risklerini de göz önünde bulundurarak, eleştirmenlerin endişelerine de saygı duyuyor.
Sonuç olarak, Synthetic Memories projesi, geçmişin kaybolmuş anılarını yeniden canlandırarak, topluluklar arasında diyalog kurmayı hedefliyor. Garcia, genç nesillerin geçmişle bağlantı kurmasının önemli olduğunu, bu bağlamda anıların güçlü bir araç olduğunu düşünüyor. Bu projeyle birlikte hem bireysel hem de kolektif olarak geçmişle yüzleşmek mümkün hale geliyor.


