Whoopi Goldberg neden Donald Trump’ın önerdiği film tarifelerini desteklemiyor?
Trump’ın film tarifeleri ne anlama geliyor?
Whoopi Goldberg’ın tepkisi nedir?
Tarifelerin Amerika film endüstrisine etkisi nedir?
Hangi filmler bu tarifelerden etkilenecek?
Sonuç olarak ne denebilir?
Trump’ın film tarifeleri ne anlama geliyor?
Donald Trump, Truth Social platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Yabancı ülkelerde üretilen tüm filmler için %100 tarife uygulamayı planlıyorum” dedi. Bu öneri, Hollywood’da büyük bir endişe yarattı. Özellikle, film endüstrisinin nasıl etkileneceği ve yaratıcı süreçlerin kısıtlanacağı gibi konular gündeme geldi. Trump’ın bu hamlesi, birçok sanatçının, yazara ve yapımcıya göre, içerik üretimini sınırlayıcı bir etki yapabilir.
Whoopi Goldberg’ın tepkisi nedir?
Whoopi Goldberg, The View programında Trump’ın önerilerini eleştirerek, bu tür tarifelerin “kısıtlayıcı” olduğunu belirtti. “Bunu yapamazsın çünkü bu, eğer hikayemin Avrupa’da geçiyorsa, bana hikayeyi nasıl yazacağımı söylemiş oluyorsun,” dedi. Bu bağlamda, Goldberg, yaratıcı sürecin özgür olması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, Trump’a daha acil sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini belirterek, “Yumurta fiyatlarını düşürebilir misin?” gibi bir eleştiride bulundu.
Tarifelerin Amerika film endüstrisine etkisi nedir?
Goldberg, “Değişiklik istiyorsan, bunu Amerika’da değiştirmen gerekiyor,” diyerek, tarifelerin sınırlayıcı bir etkisi olacağını ve bu durumun film yapımcılarını yurt dışından çekim yapmaktan alıkoyacağını ifade etti. Örneğin, The Passion of the Christ gibi filmlerin Teksas’ta çekilemeyeceğini vurguladı. Ayrıca, “Gladiator’ü Roma olmadan çekemezsiniz,” diyerek, yerel çekimlerin kısıtlanmasının, film endüstrisinin çeşitliliğini azaltacağını belirtti.
Hangi filmler bu tarifelerden etkilenecek?
Sunny Hostin, Whoopi Goldberg’in yanına ekleyerek, “Geçen yıl dünyanın en yüksek gişe hasılatını elde eden 10 film, Amerika’daki stüdyolar tarafından yayınlandı,” dedi. Bu durum, Amerika’nın yurt dışında nasıl gelir sağladığını anlamak için önemli. Örneğin, "Sinners" gibi filmler, Amerika’da bir numara olup, ayrıca uluslararası pazarlarda 72 ülkede gösterim yapıyor. Bu da Goldberg’in savunmasını güçlendiriyor; çünkü bu tür filmler, uluslararası işbirlikleri sayesinde daha geniş bir kitleye ulaşıyor.
Goldberg, tarifelerin hangi tarafları etkileyeceğini sorgulayarak, “Başka bir ülkede iş yaparken orada çalışan insanlarla çalışıyorsunuz. O yüzden kime bu tarifeyi keseceksiniz? Yapımcıya mı? Stüdyoya mı?” gibi konularda kafa karıştırıcı olduğunu vurguladı.
Alyssa Farah Griffin ise, eğer sadece Amerika’da çekim yapma zorunluluğu olursa, hikayelerin çok sınırlı hale geleceğini belirtti. Popüler yurtdışı dizilerinin örnekleri üzerinden tartışarak, “Emily in Paris, Emily in Texas mı olacak? Ya da White Lotus Mar-a-Lago versiyonu mu?” gibi eleştirilerini dile getirdi.
Sonuç olarak ne denebilir?
Goldberg, bu tür bir vergi uygulamanın, Amerika’nın yeterli olmadığı mesajını vereceğini belirtti. Bu tepkisi ile sanatı ve yaratıcılığı kısıtlayıcı bir durumun yaratılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Hükümetin, kendi film endüstrisini büyütmek için alternatif yollar bulması gerektiğini savunuyor. Hollywood’un güçlü sesi olan Whoopi Goldberg, sadece kendi bakış açısını değil, aynı zamanda birçok sanatçının kaygılarını da dile getirerek, Amerika’nın film endüstrisinin gücünü koruması gerektiğini vurguluyor.
Sonuçta, Trump’ın film tarifeleri önerisi, yaratıcı özgürlükler üzerinde olumsuz bir etkiye neden olabilir. Hollywood’da yankı uyandıran bu tartışma, sadece Türk film endüstrisi değil, dünya çapında birçok yaratıcı mecrayı etkileyebilir. Tarife uygulamaları, yaratıcı süreçleri kısıtlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.


