SpaceX, ilk halka arzı için gizli belgeler sundu ve bu süreçte 75 milyar dolar toplamayı hedefliyor. Şirketin değeri ise 1.75 trilyon dolar olarak belirlendi. CEO Elon Musk’a göre, yörüngedeki veri merkezleri, SpaceX’in geleceğinde büyük bir rol oynayacak.
TechCrunch’ın Equity podcastsının son bölümünde, Kirsten Korosec, Sean O’Kane ve ben Musk’ın vizyonunu ve benzer hedefler peşinde koşan diğer şirketleri tartıştık.
Yörüngedeki veri merkezlerinin gerçeğe dönüşmesi için önemli teknoloji gelişimleri ve büyük sermaye harcamaları gerekecek. Sean’ın belirttiği gibi, “Ülkede veri merkezlerine karşı olan direnişler göz önüne alındığında,” Musk ve Jeff Bezos gibi yöneticilerin, “Mühendislik zorluğu belki de buradaki sosyal zorluktan daha azdır” düşüncesinde olabileceği söyleniyor.
Sean: Son bir yıldır hızla şekillenen bir trend var ve bu konuda farklı örnekler mevcut. SpaceX’in bu trendde biraz geride kaldığını düşünüyorum. Yörüngedeki veri merkezlerinin mekanikleri ve uygulanabilirliği üzerinde duralım, ama —
Kirsten: Bağlantıda yer vereceğimiz harika bir hikaye var. En son katılanlarımızdan Tim Fernholz, bu konuların fizikleri ve sınırları hakkında harika yazılar yazıyor.
Sean: Evet, bu gerçekten ilginç bir mühendislik, fizik ve yörünge mekaniği zorluğu. Ancak bununla uğraşacak birçok şirket ve kişi olacağı açık. SpaceX, Starlink ağlarıyla ilgili olarak farklı varyasyonlarla bu alanda faaliyet gösterecek.
Y Combinator çıkışlı bir girişim, başlangıçta Starcloud olarak adlandırıldı ve bu alanda büyük bir iş kurma çabası içindeydi. Bu hafta 170 milyon dolar topladı ve böylece unicorn statüsüne ulaştı.
Jeff Bezos da bu alana yöneliyor. Bu, Starlink ile Amazon’un Leo uydu ağı arasındaki rekabetin bir sonraki nesil versiyonu olarak görülebilir. Blue Origin’in de kendi uydu ağı birkaç yıl içinde faaliyete geçecek.
Son bir yılda bu gelişmelerin hız kazandığı anlaşılıyor. Elon Musk’ın bu konudaki yaklaşımının, bürokrasiden ne denli uzak durmaya çalıştığıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Şu anda veri merkezlerinin inşa edilmesindeki zorlukları ve riskleri anladığını söylemek mümkün.
Genel olarak, veri merkezlerine karşı büyük bir direnç var. Bazı insanlar, “Uzaya erişimimiz var, o zaman orada denmeye değer” diyor. Mühendislik zorlukları, Dünya’daki sosyal zorluklardan daha az olabilir.
Kirsten: Bu durum aynı zamanda heyecan da yaratıyor. Bir şirket halka açılmaya hazırlanıyorsa ve uzaydaki veri merkezleri üzerinde çalışıyorsa, bu geleceğe yönelik bir adım olarak görülüyor ve beklentiler pozitif bir şekilde artıyor. Bu, oldukça etkili bir strateji diyebiliriz.
Anthony: Tesla’nın destekçileri sadece şu anki kazançlarına bakarak değerlendirmiyor, Musk’ın geleceğe dair büyük vizyonlarına odaklanıyor. Bu yaklaşım, oldukça başarılı görünüyor.
Sean’ın belirttiği gibi, mevcut veri merkezi dağıtımında bu projelerin nasıl bir yer edindiği ve insanların daha fazla veri merkezi inşa etme isteğinin engellenip engellenmeyeceği önemli bir konu.
Biz mühendis değiliz ve bu planların uygulanabilirliğini gerçekçi bir şekilde değerlendiremeyiz, ancak bu hayal gibi gözüküyor. Bunun yanı sıra, bu projelerin akıllı teknik altyapı ekseninde ne kadar öngörülebilir olduğunu sorgulamak da önemli. Yani, bu tür çözümler Dünya’daki veri merkezlerinin yerini tam olarak almıyor; daha ziyade bir destekleyici olarak görev görebilir.
Sean: Son olarak, veri merkezlerine duyulan talebin azalması gibi geri çekilmelerin yaşandığını görmek mümkün. AI laboratuvarları, “Bu kadar çok kaynak kiralamaya gerek yok” diyerek durumu sorgulamaya başladılar. Eğer bu durum daha fazla yaygınlaşırsa, uzaya veri merkezi yerleştirilmesi gibi çılgın projelerin momentum kaybetme riski olabilir. Ayrıca, uzaydaki büyük veri merkezleri — uydu ve diğer bileşenlerden oluşan bir yapı — SpaceX için bir iş modeli oluşturuyor. Bu, onları diğerlerinden ayırıyor: Uzayda veri merkezlerini inşa etmek, SpaceX’in birincil geliri durumuna geliyor.
Sonuç olarak, uzaya daha fazla uydu gönderme motivasyonu, SpaceX’in karlılığını ve piyasa imajını güçlendiriyor. Musk, yatırımcıları etkileyecek yeni projeler bulma çabası içinde oldukça dinamik bir süreç izliyor.
Uzayda veri merkezlerinin kurulması sizce de mantıklı bir çözüm mü?

