Geleceğin Gölgesinde: “Ghost in the Shell” ve Puppet Master
Yıl 2030. İnternette kaos yaratan ve birçok insanın “siber beyinlerine” sızan ünlü gizemli bir hacker olan Puppet Master, ağın her terminaline el atıyor. Görünüşe göre Puppet Master, Japonya’nın Dışişleri Bakanlığı tarafından yaratılmış bir varlık.
Puppet Master: Devlet Destekli Bir Hacker
Kısacası, Puppet Master, günümüzdeki tanımımızla bir devlet destekli hacker veya ileri düzey sürekli tehdit (APT) olarak nitelendirilebilir. Ancak bu durumda, “hayalet” hacker kontrolden çıkmış ve “hisse manipülasyonu, casusluk, siyasi mühendislilik, terörizm ve siber beyin gizliliğini ihlal” gibi suçlarla aranıyor.
Bir Anime Klasiği: “Ghost in the Shell”
Yukarıdaki senaryonun temel alındığı Japon anime kült klasiği “Ghost in the Shell,” bu hafta 30. yıl dönümünü kutladı. Bu eser, 1989 Mayıs’ında piyasaya sürülen manga serisinin ilk cildinde yer alan “Bye Bye Clay” ve “Ghost Coast” başlıklı bölümlerden etkilenerek oluşturulmuştur.
Puppet Master’ın yakalandığı an, Kamu Güvenliği Bölümü’nden bir yetkili, hackerı “uzun bir süre” takip ettiklerini ve “davranışsal eğilimlerini ve kod/teknoloji kalıplarını profillediklerini” açıklar.
Siber Güvenlik ve Hacking: Geçmişten Günümüze
Gelişen siber güvenlik teknolojileri günümüzde, bu tür siber tehditlerin engellenmesi yönünde uzmanlaşmış şirketler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu firmalar, kötü amaçlı yazılımların kodları ve davranışları üzerine “imzalar” oluştururken, aynı zamanda davranışsal analiz ile siber saldırılara karşı önlemler almaktadır.
Anime, birçok tahmin yürüten unsurlar barındırıyor. Örneğin, Major Motoko Kusanagi, karşı siber terörizm birimi Bölüm 9’un komutanı olarak, bir çöp kamyonunu takip etmek için Sanitasyon Departmanı’nın ağlarına sızıyor. Günümüzde ise istihbarat ajanslarına çalışan hükümet hackerları, genellikle belirli bireysel hedeflere casusluk yapmak için geniş ağlara giriyor.
Manipülasyon ve İlişki Avcılığı
Çöp toplayıcılarından biri, eşinin kendisini aldattığını düşündüğü için onun siber beynine sızdığını itiraf eder. Bu, “bazı programcılardan” aldığı bir bilgisayar virüsü ile gerçekleşmektedir. Bu tür durumlar, teknoloji odaklı ev içi istismar veya stalkerware olarak tanımlanıyor, ki bu konuyu TechCrunch son yıllarda derinlemesine incelemektedir.
Sonuçta, istismarcı çöp toplayıcısının gerçek bir eşi yoktur. Onun anıları, Puppet Master tarafından hacklenmiştir ve hükümet yetkililerine sızmak amacıyla kullanılmıştır. Bu durum, bazı ileri düzey hackerların yaptıklarına benzer: Hedeflerini hacklemek için önce başka ağlara sızmak ve izlerini kaybettirmek.
Hacker Miti ve Gerçek Hayat
Puppet Master’ın hükümet hackerı olarak tasvir edilmesi, ağların ihlali yoluyla belirli hedefleri takip etme ya da başka ağlara saldırma fikri oldukça ilginçtir. John Wilander, hacker temalı kurgu kitapları yazan bir siber güvenlik uzmanı, bu animenin detaylarını gerçek hayattaki senaryolarla ilişkilendirerek kapsamlı bir analiz yapmıştır. Örneğin, bilinen istismarları yeniden kullanma veya kötü amaçlı yazılımları inceleyip kendi kendine bulaşma gibi örneklere değinmiştir.
“Ghost in the Shell” ise temel ve gerçekçi premisi daha fantastik unsurlar ile genişletmektedir. Hacker, gelişmiş bir yapay zeka olarak insanları siber beyinleri aracılığıyla kontrol edebilmekte ve kendisinden siyasi sığınma istemektedir. Nihayetinde, Kusanagi ile “hayaletlerini birleştirme” teklifinde bulunmaktadır.
Tarihsel Bağlamda “Ghost in the Shell”
“Ghost in the Shell”ın kehanetini daha iyi anlayabilmek için tarihsel bağlamına bakmak önemlidir. 1989 ve 1995 yıllarında siber güvenlik henüz bir terim değildi. Ancak, “siber uzay” terimi, William Gibson’un “Neuromancer” adlı eserinde sıklıkla anılmaktaydı.
Bilgisayar güvenliği, 70’lerden beri var olsa da, oldukça niş bir uzmanlık alanıydı. İlk bilgisayar virüsünün 1971 yılında Arpanet üzerinde yayılan Creeper solucanı olduğuna inanılmaktadır. Ardından, diğer virüsler ve solucanlar internetin ortaya çıkmasından önce de varlık göstermeye başlamıştır.
İnternetteki ilk belgelenmiş hükümet casusluk kampanyasının, 1986 yılında Clifford Stoll tarafından keşfedildiği düşünülmektedir. Stoll, bir muhasebe hatası nedeniyle bir hackerın labin sistemlerine sızdığını tespit etmiştir. Sonuç olarak, bu hacker, bilgileri Sovyetler Birliği’nin KGB’sine sızdırmıştır.
Sonuç olarak, “Ghost in the Shell” yazarının ilham kaynakları hakkında pek bir şey bilinmemektedir. Ancak, zamanının oldukça ilerisinde bir eseri olduğu ve anlaşılması güç bir dünyaya ışık tutmaya çalıştığı açıktır.


