Cauldron Ferm, sıradışı bir başlangıç hikayesine sahip. Teknolojisinin kökleri 1960’lara veya belki de 1970’lere kadar uzanıyor. Kesin başlangıç tarihi biraz belirsiz; ancak David ve Polly McLennan’ın mikroplardan protein üreterek dünyayı besleme hayali geniş bir vizyonu temsil ediyor.
Çift, mevcut üretim sürecinin pahalı ve zaman alıcı olduğunu fark etti. Fermentasyon çoğunlukla parti halinde gerçekleşiyor. Bir bira fabrikasını düşünün; malzemeler ekleniyor ve mikroplar bir süre çalışıyor, ardından ürün alınma vakti gelince süreç duruyor. Alkol için bu işlem kabul edilebilir çünkü fiyatlar yüksek. Ancak gıda endüstrisinde daha uygun maliyetler gerekiyor.
Yine de McLennan çiftinin azmi sayesinde, 40 yıl içinde sürekli fermentasyon yöntemini geliştirerek mikropları kesintisiz ürün üretebilen montaj hatlarına dönüştüren küçük bir iş kurmayı başardılar.
Cauldron Ferm’in ortak kurucusu ve CEO’su Michele Stansfield, “Ne yaptığımızı bilmiyorduk,” diyor. 2012 yılında şirkete katılan Stansfield, zamanla sahip oldukları şeyin çok daha fazlası olduğunu fark etti. “Sürekli fermentasyonun sentetik biyoloji açısından zorluğunu anlamamıştık,” diyor ve bu zorluğu kavradıktan sonra, şirketi küçük bir hizmet sağlayıcısından hızlı hareket eden bir girişime dönüştürmeye karar verdi. “O noktada bir başlangıç yatırım turu açtım ve fikri mülkiyet ile fiziksel ve ticari varlıkları edindim.”
Cauldron, Main Sequence Ventures öncülüğünde ve Horizons Ventures, NGS Super ve SOSV gibi katılımcılarla birlikte toplamda 13,25 milyon dolar toplayarak A2 turunu tamamladı. Öncesinde 2024 yılında 6,5 milyon dolar yatırım almıştı. Bu fonu kullanarak “teknoloji korumasını artırmayı” planlıyor.
Şirket kendi teknolojisine “hiper fermantasyon” adını veriyor; bu sayede mikropları maksimum verimli durumda tutmayı başarıyor. Süreç için mevcut parti fermentasyon makinelerinin tesislerinde birkaç modifikasyon yapılması yeterli. Cauldron’ın müşterileri, kendi mikroplarını ve suşlarını getiriyor, startup ise büyüme koşullarını, besinleri ve diğer faktörleri ayarlayarak mikropların verimliliğini artırıyor.
Aktif olarak yağ ve protein üretmeye odaklanan Cauldron, peynir altı suyu proteinini hedefliyor. Stansfield, bunun “tedarik zincirlerine kolaylıkla entegre olabilecek bir ürün” olduğunu ifade ediyor. Ancak şirketin dikkat ettiği başka ürünler de var. “Küresel ekonominin tüm girdilerinin yüzde altmışı biyolojiyle üretilebilir,” diyor. “Gıda, başladığımız yerdi, ancak şimdi gerçekten çeşitlenmeye başlıyoruz.”
Sizce mikroplardan elde edilen bu tür ürünlerin geleceği nasıl şekillenecek?

