Astronomlar, NASA/ESA/CSA James Webb Uzay Teleskobu ile gerçekleştirdikleri gözlemler sonucunda, ultrahot Jüpiter WASP-121b‘nin atmosferinde silisyum monoksit bulgusunu keşfettiler. Bu, bu molekülün herhangi bir gezegen atmosferinde, Solar Sistemi’mizde ve ötesinde kesin olarak tanımlanan ilk örneği olarak kaydedildi. Bulgular, Nature Astronomy dergisinde yayımlandı ve gezegenin hem gündüz tarafında hem de gece tarafında karmaşık bir kimyasal manzara sergilediğini ortaya koyarak atmosfer dinamikleri ve gezegen oluşum süreçleri hakkında yeni bilgiler sağladı.
WASP-121b’nin Aşırı Çevresi
WASP-121b, Jüpiter’den yaklaşık 1.87 kat daha büyük ve 1.18 kat daha ağır bir dış gezegen olup, Puppis takımyıldızında bulunan F6 tipi bir yıldızın etrafında döner. Bu gezegenin yörüngesi oldukça sıkıdır; sadece 1.3 günde bir döngüsünü tamamlar ve bu durum gezegeni yoğun yıldız radyasyonu ve yerçekimsel kuvvetlere maruz bırakır. Bu koşullar, gezegenin gündüz sıcaklığını 3,000 derece Celsius’un üzerine yükseltirken, gece tarafındaki sıcaklık yaklaşık 1,500 derece Celsius’a düşer. Bu kadar büyük sıcaklık dalgalanmaları, geleneksel atmosfer kimyasının bozulmasına neden olarak silisyum monoksit gibi alışılmadık moleküllerin gaz formunda var olmasına imkan tanır.
Dr. Thomas Evans-Soma, Newcastle Üniversitesi’nden bu durumu şöyle açıklıyor: “Gündüz sıcaklıkları, genellikle güçlü ısıya karşı dayanıklı katı bileşenlerin gezegenin atmosferinin gaz hali olarak var olabilmesi için yeterince yüksektir.” Bu, normalde düşük sıcaklıklarda katı halde bulunan minerallerin buharlaşmasını sağlar ve böylece WASP-121b’deki benzersiz atmosferik bileşime katkıda bulunur. Aşırı sıcaklık, atmosferin genişlemesine de neden olur ve başka yerlerde nadir gözlemlenen türlerin tespit edilmesine olanak tanır.
Silisyum Monoksitin İlk Kez Tespiti ve Önemi
Silisyum monoksitin (SiO) tespiti, dış gezegen biliminde bir dönüm noktasıdır. Birmingham Üniversitesi’nden Dr. Anjali Piette, bu durumun önemini vurgulayarak, “WASP-121b’nin atmosferinde silisyum monoksiti tespit etmek, herhangi bir gezegen atmosferinde bu molekülün kesin tanımlanmasında çığır açıcı bir buluş.” demiştir. Bu keşif, bilim insanlarının aşırı koşullar altında kimyasal süreçleri anlamalarına yardımcı olacak reaktif moleküllerin varlığını ortaya koyarak dış gezegen atmosferlerinin incelenmesine yeni bir pencere açar.
Silisyum monoksitin varlığı, gezegenin gündüz tarafında su ve karbon monoksitle birlikte bulunması, yüksek sıcaklıklar ve yoğun radyasyon tarafından şekillendirilmiş karmaşık bir atmosferik kimya olduğunu gösterir. Araştırmacılar, gezegenin yıldızının etrafında dönerken parlaklık değişimlerini takip eden faz eğrisi gözlemi adı verilen bir teknikte bu kimyasal farklılıkları eşleştirmiştir. Bu yöntem, astronomların sadece silisyum monoksitin varlığını değil, aynı zamanda gezegen üzerindeki çeşitli gazların dağılımını belirlemelerine izin vermiştir.
Nightside’da Beklenmeyen Metan ve Dikey Karışım
Bu çalışmadan elde edilen en şaşırtıcı bulgulardan biri, gezegenin aşırı sıcaklığına rağmen, WASP-121b’nin soğuk nightside’ında metan tespit edilmesidir. Dr. Piette, “Bu gezegenin ne kadar sıcak olduğu göz önüne alındığında, nightside’da metan görmek beklemiyorduk.” demiştir. Metan genellikle yüksek sıcaklıklarda yok edildiğinden, varlığı karmaşık atmosferik dolaşım ve kimyanın işaretidir.
Gece tarafındaki atmosferik bileşim, gazların atmosferin derin katmanlarından gözlemlenebilir kızılötesi fotosfere taşınmasını sağlayan dikey karışımı da ima eder. Dr. Piette, “WASP-121b’nin gece tarafındaki atmosferik bileşimi, derin atmosfer katmanlarından kızılötesi fotosfere gaz taşınımını öneriyor,” diye eklemiştir. Bu dinamik hareket, kimyasal dengenin etkilenmesini sağlayarak, metan ve diğer moleküllerin gezegenin genel düşman koşullarında bile mevcut olmasını mümkün kılmaktadır.


