Gaza Şeridi’nde İki Taraflı Bir Gerilim
Ağustos 2005’te, İsrail hükümeti resmen Gaza Şeridi‘nden çekildi. Bu bölge, 1967 yılından beri sürekli olarak işgal ediliyordu. Çekilme sürecinde, İsrail sadece askeri güçlerini geri çekmekle kalmadı, aynı zamanda burada bulunan 21 yasa dışı yerleşim alanını da ortadan kaldırdı. Bu yerleşimlerde yaklaşık 8,000 Yahudi yerleşimci yaşıyordu. Sürecin başlangıcında, sayıları binleri bulan askeri birlikler devreye girdi ve uluslararası medyanın dikkatini çekti. New York Times, yerlerinden olan yerleşimcilerin gözyaşları içindeki hikâyelerini duyurdu. Bazı insanlar, evlerinden "bağırarak" taşındı. Bu görüntüler, bazı askerler üzerinde duygusal bir etki yarattı.
Tarihsel Arka Plan
Bununla birlikte, bu olayın çok daha derin bir tarihi var. 1948‘deki üzücü olaylar sonucunda, Gaza Şeridi’nin çoğunluğunu oluşturan Filistinli nüfus, İsrail’in kanlı Fetih‘inde mülteci konumuna düştü. O dönemde 15,000 Filistinli hayatını kaybetti, 750,000’den fazla insan evlerinden edildi ve 500’den fazla köy yok oldu. Bu trajedi, bölgedeki gerilimin temellerini attı.
İsrail’in Çekilmesi ve Sonrası
2005 yılında Gaza’dan çekilme söylentilerine rağmen, aslında olan bitenler çok daha karmaşık bir tabloyu yansıtıyor. İsrail Ordusu, Gaza’nın sınırlarını kontrol etmeye devam etti ve bölgeyi sıkı bir ablukaya tabi tuttu. Bu durum, aslında çekilme adı altında yalnızca bir yanılsama yaratıyordu.
Eski Başbakan Ariel Sharon’un danışmanı Dov Weisglass, bu durumu şöyle özetliyordu: "Bu çekilme aslında formaldehirdir. Filistinlilerle siyasi bir sürecin başlamasını engellemek için gerekli olan formaldehir miktarını tedarik ediyoruz." Weisglass’ın açıklamaları, bu sürecin ne kadar hesaplı bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koyuyordu.
Gaza’daki Yaşam Koşulları
Güneydeki bu kargaşa ve savaş hali, yerel halkın yaşamına doğrudan etki etti. 2005 yılının Eylül ayında, Gaza Toplumsal Zihinsel Sağlık Programı‘nın kurucusu Dr. Eyad El-Sarraj, bölgede yaşananları şöyle tanımlıyordu: "Gaza, kurtuluş hayallerinden uyanmasına neden olan korkunç patlamalarla sarsıldı." Bu patlamalar, İsrail uçakları tarafından gerçekleştirilen ses bariyerinin aşılmasıyla gerçekleşiyordu. El-Sarraj, bu taktiğin dönemin yerleşimcilerini rahatsız etmemek için daha önce kullanılmadığını belirtti.
Hızla gelişen olaylar, 2006 yılında Yaz Yağmurları Operasyonu ile devam etti. Bu operasyon, akademisyenler Noam Chomsky ve Ilan Pappe tarafından 1967’den bu yana Gaza’ya yapılan en şiddetli saldırı olarak tanımlandı.
İsrail’in Saldırıları ve Abluka
Gaza’daki şiddet, 2008 yılında Cast Lead Operasyonu ile daha da tırmandı. Bu dönemde 22 gün içerisinde yaklaşık 1,400 Filistinli hayatını kaybetti. Sonrasında gelen Koruyucu Kenar Operasyonu, 2014 yılında 2,251 kişinin ölümüne yol açtı. Bu savaşlar, sadece can kaybıyla değil aynı zamanda insanlara yönelik ağır yaşam koşullarıyla da sonuçlandı.
2010 yılı itibariyle, BBC bazı temel ihtiyaç maddelerinin Gaza’ya girmesinin yasaklandığını duyurdu. Işık lambaları, müzik aletleri, giyimler, gıda maddeleri gibi ürünler, ablukadan dolayı halkın elinden alındı. 2006’da Weisglass, “Filistinlileri aç bırakarak değil ama bir diyette tutarak” bu durumu açıklamaya çalıştı.
Günümüzde Gaza’nın Durumu
Günümüz itibarıyla, Gaza’da koşullar daha da zorlaştı. Amerika Birleşik Devletleri’nin tam desteğiyle, Filistinlilerin yaşamları tehlikeye girmeye devam ediyor. İsim vermeyen bazı İsrailli yetkililer, Gaza’nın askeri olarak fethedileceğinden bahsediyor. İşte bu noktada, 2005’teki ‘çekilme’ gerçekte hiç yaşanmamış bir süreç olarak öne çıkıyor.
Bütün bu olaylar, Gaza’nın geleceği üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Çekilme sürecinin aslında bir işgalin altyapısını oluşturması, bölgedeki barış umutlarını daha da zorlaştırıyor. Gaza, yeni bir askeri işgal ve savaş kaygısıyla karşı karşıya kalırken, uluslararası toplumun dikkatinin bu konuya çekilmesi önemli bir mesele olarak gündemde kalıyor.


