“Tavajoh! Tavajoh! Tavajoh!” Bir adamın sesi, sırasıyla bir dizi sayıyı yüksek sesle ve ritmik bir şekilde okurken, dikkat çekici bir hava oluşturuyor. Yaklaşık iki saat süren bu yayın, zaman zaman tekrar edip duruyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırı başlattığı 28 Şubat’tan beri, bu yayın günde iki kez kısa dalga frekansında (7910 kHz) dinleyicilere ulaşıyor.
Priyom adlı kuruluş, dünya genelindeki askeri ve istihbarat kullanımı ile kısa dalga radyo yayınlarını takip etmekte. Kuruluşun elde ettiği bilgilere göre, bu yayın, bombalamaların başladığı gün duyulmaya başlandı. İlk olarak 02.00 UTC ve daha sonra 18.00 UTC’de düzenli olarak tekrarlanıyor.
Yayının Kaynağı
Priyom, yayın kaynağını belirlemek için yapılan incelemelerde, sinyalin Almanya’nın Stuttgart yakınlarındaki Böblingen’de bir ABD askeri üssündeki kısa dalga iletim tesisine ait olduğunu tespit etti.
Burası, Panzer Kaserne ve Patch Barracks arasında, kısıtlı bir eğitim alanı içinde yer almakta ve muhtemelen buradaki teknik operasyon ABD ordusunun 52. Stratejik Sinyal Taburu ile bağlantılı.
Yayınlarının kaynağı belirlenmiş olsa da, kimlerin bu yayınları yaptığı ya da kime hitap ettiği hâlâ bilinmeyen bir soru. İki saatlik bu yayın, beş ila altı bölüme ayrılıyor ve her biri 20 dakikaya kadar sürebiliyor.
Sayıların Dönüşü
Bu tür yayınlar, genellikle sayıları veya harf gruplarını içeren ve rastgele gibi görünen kısa dalga radyo yayınları olarak tanımlanıyor. Maris Goldmanis, bu tür yayınların, yabancı istihbarat servisleri tarafından kullanılan şifreli radyo mesajları olduğunu ve genellikle karmaşık istihbarat operasyonlarının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Eldeki bilgiler, bu tür yayınların casuslukla sıkça ilişkilendirildiğini gösteriyor. Eski CIA görevlisi John Sipher, istihbarat ajanslarının casuslarıyla iletişim kurmalarının önemli olduğunu vurguluyor; çünkü bu, siyasi kısıtlamalar ya da çatışma yüzünden her zaman mümkün olamayabiliyor.
Bu tür yayınların ilk kullanımı Birinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor. Ancak Soğuk Savaş döneminde, özellikle ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki casusluk faaliyetlerinin artmasıyla birlikte önemi artmıştır. Goldmanis, bu dönemde otomatik sesli şifreli numara iletimlerinin istihbarat ajanlarıyla iletişimde kullanıldığını belirtiyor.
Gizli İletişim Yöntemi
Sipher’a göre, günümüzde çeşitli uydu ve şifreli iletişim teknolojileri mevcut olsa da, geçmişte hükümetler kendilerini gizli tutmanın yollarını aramak zorundaydı. Şifreli mesajların yayınlanması, bu tür gizli iletişim yöntemlerinden biriydi.
Yayınlanan sayıların rastgeleliği nedeniyle, sadece belirli bir kod kitabına sahip olanların bu mesajları çözebileceği belirtiliyor. Sipher, böyle bir sistemin önceden kurulup koordine edilmesi gerektiğini ve kod kitabı olmadan mesajın anlaşılamayacağını ifade ediyor.
Göndericisi Olmayan Bir Sinyal
Yayın sinyalinin kökeni artık daha net olsa da, amacı ve hedefi hâlâ bilinmiyor. Yayınların şifreli ve gizli şekilde tasarlanmış olması bu detayların yıllarca belirsiz kalabileceğini gösteriyor. Yayının düzenli yapısı ve frekanslarının sürekli kullanılması, bu durumun planlı bir operasyonun parçası olduğunu düşündürüyor.
Teknoloji
US-1

