Lee Jae-myung, Güney Kore’nin Cumhurbaşkanı, geçen hafta X platformunda yaptığı bir paylaşımda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askerlerinin Gazze’deki bir çatıda ceset atma anını gösteren bir videoyu alıntılayarak “Bu, Konfor Kadınları veya Holocaust’tan farklı değil” ifadelerini kullandı. Bu gönderi, çeşitli nedenlerle sosyal medyada büyük bir tartışma başlattı; bunlardan biri de videonun yanıltıcı şekilde etiketlenmiş olmasıydı. Videoda, Eylül 2024’te yaşanan bir olayda, IDF askerlerinin bir çocuğu işkence ettikten sonra çatılardan aşağı attıkları iddia ediliyordu. Ancak gerçek şu ki, videoda gösterilen olay, çeşitli açılardan görüntülenmiş ve ölü olarak tanımlanan en az dört cesedi içeriyordu. İsrail, bu cesetlerin ölü militanlara ait olduğunu savunsa da, uluslararası hukuk gereği düşman savaşçılarının cenazeleri saygıyla karşılanmalıydı ve bu sebeple İsrail o dönemde olayla ilgili bir soruşturma başlatmıştı.
Fakat bu durum, Lee’nin sosyal medya üzerindeki fiili diplomasi dalgasının sadece bir parçasıydı. Öncesinde, Lee’nin, Camboalya ile girdiği bir diplomatik skandalda da sosyal medya açıklarını değerlendirdiği belirtilmişti. Yine de, Lee’nin geçmişte Ulusal Meclis binasının etrafındaki çiti aşarak bir askerlik durumu ilanını engellemek üzere yaptığı canlı yayını dikkat çekmişti. Bu davranışları, onun sosyal medya kullanımı konusunda temel bir tartışma başlatmasına yol açtı.
Lee, videonun eski olduğunu duyurmakla kalmadı, ardından da İsrail’e, insan hakları ve uluslararası hukuk ihlalleri nedeniyle dünya genelinde yaşanan acılara bakmayı reddettiği için hayal kırıklığı yaşadığını belirten bir mesaj paylaştı. Bu mesajında bir Güney Koreli aktivistin İsrail’e yönelik eleştirilerini tekrar paylaştı.
İsrail, Lee’nin Holocaust göndermesinden özellikle rahatsız oldu; ancak asıl tartışmalı olan, Lee’nin gönderisindeki Koreli kadınların Japon işgali döneminde sistematik cinsel istismara uğramasıyla ilgili benzetmeydi. Konfor kadınları meselesi, Güney Kore ve Japonya arasındaki ilişkilerde uzun zamandır tartışma konusu olan bir husustur ve Koreliler için Japonya’nın işgali sırasında işlenen en büyük suçlardan birini temsil eder.
Bir gün sonra Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, yaşanan “yanlış anlama” üzerine üzüntülerini dile getirdi. Ardından, bazı liberal siyasi figürler Lee’yi desteklemek için sahneye çıktı. Zamanla, Lee’nin paylaşımları, insan hakları ve uluslararası hukuka saygı konularında yeni bir diplomasi anlayışının başlangıcını işaret ettiği şeklinde değerlendirilmeye başlandı.
Tüm bunlar, bir sosyal medya gönderisinin, Güney Kore’nin diplomatik tutumunu nasıl etkileyebileceğini ve büyük güçlerle olan ilişkilerini nasıl yeniden şekillendirebileceğini gösteriyor. Sosyal medya üzerinden yapılan bu tür tartışmaların uluslararası ilişkilerdeki etkisini düşündüğünüzde, sizce bu durum nasıl bir sonuç doğurabilir?


