Meta’nın Platformlarında Zorbalık ve Taciz Sorunu
Günümüzde Meta (Facebook, WhatsApp, Instagram gibi sosyal medya platformlarının sahibi) kullanıcıları, özellikle çevre ve toprak savunucuları, platformlarda ciddi anlamda zorbalık ve taciz olaylarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Global Witness tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, bu savunucuların yüzde 90’ından fazlasının, çevresel savunuculuk faaliyetleriyle ilgili olarak çeşitli türlerde çevrimiçi taciz ve saldırılara maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Facebook, sürekli olarak bu saldırılarda en çok kullanılan platform olarak öne çıkmaktadır.
Çevre Savunucularının Karşılaştığı Riskler
Araştırmaya katılanların yüzde 75’i, yaşadıkları çevrimiçi abusesinin, gerçek dünyada da zarar oluşturabileceğine inanmaktadır. Global Witness’ten Ava Lee, bu istatistiklerin kendilerini oldukça şaşırttığını belirtiyor; çünkü daha önceki anekdotlardan hareketle bir olumsuz sonuç bekliyorlardı. Çalışmalar, iklim aktivistlerinin ve çevre savunucularının çevrimiçindeki deneyimlerinin oldukça kötü olduğunu doğrulamaktadır.
Araştırma, Meta’nın sahip olduğu platformlarda toksik durumların yaygın olduğunu göstermektedir. Katılımcıların yüzde 62’si Facebook’ta, yüzde 36’sı WhatsApp’ta ve yüzde 26’sı Instagram’da tacize uğradıklarını bildirmektedir. Bu oranlar, Meta’nın platformlarının dünya genelinde ne kadar popüler olduğunun bir yansımasıdır. Ancak Meta’nın Ocak 2025’te üçüncü taraf doğrulama programını iptal etmesi, tartışma konusu olmuş ve bu durumun daha fazla nefret söylemi ve yanlış bilgiye yol açabileceği konusunda eleştiriler gelmiştir.
Ülkeler Arası Farklılıklar ve Kadınların Durumu
Fatrisia Ain, Endonezya’nın Sulawesi bölgesinde faaliyet gösteren bir kadın kolektifinin lideridir. Palm yağı şirketlerinin köylülerin arazilerini ele geçirmesi ve yerel içme suyu kaynağını kirletmesi gibi durumlardan bahsetmektedir. Ain, Facebook üzerinde kendisine yönelik yapılan saldırgan paylaşımların kaldırılması için başvuruda bulunmuş, ancak Meta tarafından bu paylaşımın “tehlikeli” bulunmaması sebebiyle kaldırılmadığını ifade etmiştir.
Bu olay, Endonezya’da “kırmızı etiketleme” (herhangi bir muhalefet sesinin komünist olarak damgalanması) uygulamalarının nasıl uygulandığını göstermektedir. Aynı zamanda, bu tür paylaşımlar kişinin toplumsal statüsünü zedelemekte ve gerçek hayatta daha fazla tehdit almalarına yol açmaktadır.
Global Witness’in anketinde katılımcıların neredeyse üçte ikisi, güvenlikleri konusunda endişe duyduklarını belirtmiştir. Ain, palm yağı şirketlerine karşı düzenlediği protestolar sırasında fiziksel olarak hedef alındığını, erkeklerin kendisine saldırdığını ifade etmiştir.
Online Tacizin Kadınlara Etkileri
Kadınların karşılaştığı cinsiyet bazlı saldırılara dair bir araştırma, kadın ve renkli kadınların siyasette daha fazla nefretle karşılaştığını ortaya koymaktadır. Araştırmaya göre, kadın savunucular, özellikle cinsiyet temelli şiddetle ilgili tehditler almakta ve bu durumlarının ruh sağlıklarına olumsuz etkileri olmaktadır.
Meta, bu sorunları önlemek için kullanıcıların platformlarındaki taciz ve zorbalıkla başa çıkmalarını sağlayacak araçlar kullanmalarını önermektedir. Ancak alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığı sorgulanmaktadır. Taciz ve zorbalık konusunun çözümünde daha fazla kaynak ayrılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Sosyal Medya Şirketlerinin Sorumluluğu
Global Witness, sosyal medya şirketlerinden zorbalık ve taciz ile başa çıkmak için somut adımlar atmaları gerektiğini belirtmektedir. Bu, içerik denetleme sistemlerine daha fazla kaynak ayırmayı, bu sistemleri düzenli olarak gözden geçirmeyi ve kamuoyunun katılımını sağlamayı içermektedir.
Araştırmaya katılan aktivistler, içerik algoritmalarının kutuplaşmış içerikleri öne çıkarması ve platformlardaki botların artışının bu durumu daha da kötüleştirdiğini ifade etmektedir.
Global Witness’in gelecek raporu, toprak ve çevresel savunucuların yaşadığı kayıpları içermekte olup, daha önceki raporların kayıplarını takip eden bir çalışmadır. 2023 yılında en az 196 kişinin öldüğü bilinen olayların yanındayız. Süreç, hem çevre savunucularının hem de sosyal medya şirketlerinin sorumluluklarının arttığı bir dönemi göstermektedir.


