Amnesia: The Dark Descent, çocukluğumun belki de en travmatik oyunlarındandır. Felix ‘PewDiePie’ Kjellberg’in oynamasını izlerken, annem benim için almadığı için büyük bir merakla beklemiştim – gerçi, o yaşta oynamak için çok küçüktüm. PewDiePie’nin elindeki eğlence elbette anları güzelleştiriyordu, ama beni asıl etkileyen, psikolojik çürüme mekanizmasıydı; ruhunuzun yavaş yavaş eridiğini görmek oldukça büyüleyiciydi. İşte bu hafta, The Stone of Madness, bu mekanizmayı mükemmel bir şekilde gerçekleştiren bir oyun.
Kurgu ve Atmosfer
The Game Kitchen tarafından geliştirilen bu oyun, 18. yüzyıl İspanya’sında geçiyor. Bir manastırın akıl hastanesine dönüştüğü bu mekân, ünlü sanatçı Francisco De Goya’nın eserlerinden esinlenilmiş. Oyun, kaçmaya çalışan beş farklı mahkûmu kontrol etmenizi sağlıyor. Pyrenees dağlarının yükseklerinde ve pek çok gardiyan tarafından çevrilmişken, serbest kalmanın kolay olmayacağı aşikâr.
Oynanış Mekanikleri
- Gerçek zamanlı taktiksel gizlilik unsurları.
- Strateji oyunu ve kaçış simülasyonu birleşimi.
- İki farklı plan ile zaman yönetimi gerektiriyor.
- Gündüz gardiyanlardan kaçarken, gece hayaletlerden korunmalısınız.
Karakter Seçenekleri
Agnes ile büyü yapabilir, Amelia ile duvarlardan sızabilir ya da Leonora ile hedeflerinizi zorlayabilirsiniz. Her bir karakter, kendine özgü bir oynanış stili sunuyor. Hangi karakterin hangi iş için en uygun olduğunu anlamak zorundasınız; çünkü bir yanlış hareket, planınızı başlamadan boşa çıkarabilir.
Psikolojik Gerilim
Gölgelerde ilerlerken, stresin gittikçe arttığını hissedeceksiniz ve karanlık yavaşça ruhunuza sızacak. Amnesia’daki gibi, görevinizi yerine getirmek için sağlığınızı korumanız şart. Bu konuda başarısız olursanız, yaşadığınız travmalar gün yüzüne çıkacaktır. Gece sokağa çıkma yasağında duyulan bir çığlık veya aniden patlak veren bir şiddet olayı dikkatleri üzerinize çekebilir; içindeki şeytanları serbest bırakırsanız, onların geri dönüşü felaket olabilir.
Grafikler ve Genel Değerlendirme
Üstten görünüş açısıyla oynanan The Stone of Madness, daha önce oynadığım hiçbir oyuna benzemiyor. Tamamen strateji unsurlarıyla harmanlanmış bir korku ve gizlilik deneyimi sunuyor. Mevcut fırsatı değerlendirmek, gerçek bir kazanım olacaktır.
Oynanışı bazı noktalarda biraz rahatsız edici olsa da, The Stone of Madness ile geçirdiğim zaman çok keyifliydi. Blasphemous serisi kadar tanınmasa da, özgün bir strateji deneyimi sunuyor. Karanlık sizi bekliyor. Bu dünyaya adım atmayı düşünüyor musunuz?


