İran Savaşı ve Görünmeyen Çevresel Etkileri
Savaş, İran’ın başkenti Tahran’ın gökyüzünü karartırken, yağmur yağdığında halk kalın, kötü kokulu ve koyu renkte bir su döngüsünü gördü. Bazı sakinler bunu “siyah yağmur” olarak tanımladı; yolları, çatılara ve araçları pis bir kalıntı ile kapladı. Bu, savaşın çevresel etkilerinin belki de en çarpıcı örneklerinden biri.
Savaşın Başlangıcı ve Çevresel Sonuçları
İsrail’in İran’daki 30’dan fazla petrol tesisine saldırması, sadece benzersiz bir askeri strateji tartışmasının doğmasına yol açmadı. Aynı zamanda, bu saldırılar sonucunda meydana gelen yangınlar, bölgedeki çevresel sorunları daha da derinleştirdi. Fujairah üzerindeki dumanlardan, Körfez sularındaki petrol risklerine, güney Lübnan’daki tarımsal arazilere ve kirlenme korkularına kadar birçok etkisinin yaşandığı gözlemlenmektedir.
Açık kaynaklı kanıtlar, uydu görüntüleri ve sosyal medya paylaşımları, İran, Körfez ve Lübnan’da devam eden ekolojik bir kriz yaşandığını ortaya koyuyor. Bu, toprağa, denize ve havaya çok yönlü bir saldırı anlamına geliyor.
Emisyonlar ve Gizli Tehditler
Savaşın başından itibaren sadece 14 gün içinde 5 milyon ton karbondioksit eşdeğeri salındığı tahmin ediliyor. Araştırmalara göre, her bir füze saldırısı ortalama 0.14 ton CO2 eşdeğeri salıyor. Bu, aynı zamanda füzelerin üretim süreçleri ve tedarik zincirleri ile bağlantılı olan gömülü karbonu da içeriyor.
Emisyonların kaynağı silahlarla sınırlı değil. Aynı zamanda hava operasyonları, deniz faaliyetleri, yangınlar, yakıt tüketimi ve yeniden inşa faaliyetleri de önemli miktarda karbon salınımına neden oluyor. Çatışma devam ederken, fiziksel zararları nesnel olarak ölçmek her zaman mümkün olmuyor.
Toprak Üzerindeki Etkileri
Lübnan Bilimsel Araştırmalar Ulusal Konseyi’ne (CNRS) göre, savaşın ilk 45 günü içinde 50,000’den fazla konut ya hasar gördü ya da yıkıldı. İran’da ise uydu görüntülemeleriyle 7,645 binanın yok olduğu belirlendi. Tahran’da 1,200’den fazla bina, bunların arasında askeri tesisler de dâhil, yıkıldı. Ancak yıkılan yapılar yalnızca görünür bir zarar. Toprak, su ve molozlar üzerindeki kirlenme genellikle daha yavaş tespit ediliyor ve ölçülmesi daha zor.
Çatışma, ekosistemleri yeniden şekillendiriyor. İnsanların topluluklarından ve tarımsal arazilerinden zorla göç ettirilmesi, çevre üzerinde kesinlikle olumsuz bir etki yaratıyor. Urbano alandaki altyapı hasarları, uzun vadeli kirliliği tetiklerken, moloz ve kalıntılar, çatışma sona erdikten sonra bile varlığını sürdürüyor.
Molozların Tehlikesi
Yıkıntılar basit birer atık değil. Binalar bombalandığında, çevresine plastikler, çözücüler, yalıtım lifleri, ağır metaller, asbest ve diğer kirleticilerin yayılmasına neden olabiliyor. Bu da toprak ve su kalitesini etkileyerek daha büyük çevresel sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Örneğin, Kallab’a göre, Lübnan, önceki savaşta sadece üç ay içinde 15 ile 20 milyon ton moloz üretti. Bu miktar, normal peacetime dönemde 20 yılda elde edilebilecek bir moloz miktarına denk geliyor.
Sonuç olarak, savaşın çevresel etkileri, savaşın görünmeyen kurbanlarından biridir. Doğa, savaşların getirdiği yıkımdan en çok etkilenen alanlardan biri olarak kalıyor ve bu durum, tüm dünya için ciddi bir tehlike arz ediyor.
Teknoloji
US-1

