Under The Island, keşif duygusunu ve bulmaca çözmeyi yine sunarken, daha sıcak ve neşeli bir dünyada geçiyor. Bu oyun, oyuncuların monstır avlamadığı, keyifle dolaşacakları bir yer sunuyor ve bu özellikleriyle Zelda oyunlarının ruhunu yansıtıyor.
Oyun, normal gibi görünen Seashell Adası’nda yaşayan Nia karakterinin rolünü üstlenmenizi sağlıyor. Ancak, adanın okyanusa batmak üzere olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Zelda geleneğiyle, bu durum önemli nesneleri toplamak için adayı keşfetmeyi gerektiriyor. Seashell, küçük bir ada olsa da, yaratıklarıyla dolu ormanlar ve sahiller, bulmaca dolu zindan benzeri yapılar ve sürekli yardıma ihtiyaç duyan kasaba halkı ile dolup taşıyor.
Under The Island, 16-bit döneminin Zelda oyunlarını anımsatan bir yapıya sahip. Nia, Link gibi kılıç yerine bir hokey sopası kullanıyor. Bu sopa, düşmanları yenmek, anahtarları aktif hale getirmek ve otları kesmek için işe yarıyor. Oyun boyunca yeni silahlar ve yetenekler açarak, adayı keşfetme şeklinizi değiştiriyorsunuz. Patlayıcılar gizli odaları açarken, ateş püskürten bitkiler, yollarınızdaki engelleri aşmanıza yardımcı oluyor. Oyun, hem aksiyon hem de bulmaca çözme unsurlarını harmanlıyor.
Oyun, klasik formülün dışına çıkarak ilginç yapımlar sunuyor. Özellikle dikkat çeken, oldukça yaratıcı patron savaşları var. İlk karşılaşmanız dev bir yaratıkla değil, aslında bir konser düzenlemek isteyen yaratıklara yardım etmekle başlıyor. Aydınlatmayı ayarlamak, kalabalıktan korunmak, asansörü onarmak gibi görevler var. Bu durum, basit bir patron dövüşünün dinamiklerini kullanıyor ama tamamen benzersiz bir bağlamda gerçekleşiyor. Bu da Under The Island‘ın sıradan bir Zelda kopyası olmaktan daha fazlası olduğunu gösteriyor.
Oyun, oldukça huzurlu bir atmosfere sahip. Dünyayı kurtarıyor olsanız da, atmosferin bozuk olmasına gerek yok. Eğlenceli ve oyuncu bir ton ile gerçek dünya ve doğaüstü arasında güzel bir karışım sunuyor. Düşmanlar, pırasa gibi silahlar kullanan yürekten soğanlar ve patlayıcı çam kozalakları atan sincaplarla dolu. Sağlığınızı, sıcak hava balonundaki bir restorandan alabileceğiniz ramen ile doldurabilirsiniz. Bu oyunda, diyaloglardan geçmemenizi ve herkesle konuşmanızı öneririm; çünkü çok komik yazım unsurları bulunuyor. Bir ara, Billy Joel’ın şarkılarını söyleyen bir iskelet grubuyla karşılaştım.
Diğer birçok Zelda tarzı bağımsız oyunun aksine, Under The Island, nostalji ve yenilikçiliği dengelemek açısından oldukça başarılı bir örnek sunuyor. Hatta bu dengeyi sağlarken, olağanüstü bir şirinlikle bunu yapabilen çok az oyun var.
Under The Island, PC, Switch, PlayStation ve Xbox’ta mevcut.

