Nature Astronomy dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, su ilk olarak Big Bang’den sadece 100-200 milyon yıl sonra evrende oluşabilir. Bu keşif, uzayın erken tarihinin ve ilk galaksilerin oluşumunun anlayışını önemli ölçüde değiştirebilir.
Bir grup araştırmacı, iki süpernova yıldızının bilgisayar modellemesini gerçekleştirdi: biri 13 güneş kütlesi, diğeri 200’de. Deneyin amacı, bu yıldızların patlaması sırasında oluşturulan ürünleri incelemekti.
Modelleme sonuçları, ilk durumda 0.051 oksijen güneş kütlesinin oluştuğunu ve ikinci – 55 güneş kütlesinde olduğunu gösterdi. Bu, süpernova patlaması sırasında elde edilen son derece yüksek sıcaklıklar ve yoğunluklar sayesinde oluşumu mümkün olan önemli miktarda oksijendir.
Bilim adamları, gaz halindeki oksijen soğudukça ve süpernova patlamasından sonra kalan çevredeki hidrojen ile karıştırıldığında, maddenin yoğun pıhtılarında suyun oluşmaya başladığını buldular. Bu pıhtılar muhtemelen yıldızların ve ikinci nesil gezegenlerin oluşumu için yerler haline gelmiştir.
İlk simülasyonda, sonuçta ortaya çıkan suyun kütlesi, süpernova patlamasından 30 ila 90 milyon yıl sonra bir yüzlyondan bir milyon güneş kütlesine değerlere ulaştı. İkinci simülasyonda, su miktarı 3 milyon yıl sonra yaklaşık 0.001 güneş kütlesine ulaştı.
Araştırmacılar, su potansiyel olarak yıkıcı olabilecek ilk galaksileri oluşturma sürecinden kurtulabilseydi, milyarlarca yıl önce oluşturulan gezegenlere dahil edilebileceğini öne sürüyor.
Bu keşif, evrendeki su oluşumu tarihini anlamak için önemlidir. Daha önce suyun ancak ilk neslin yıldızlarında ağır elementlerin oluşumundan sonra ortaya çıkabileceğine inanılıyordu. Ancak, yeni bir çalışma sürecin çok daha erken başlayabileceğini göstermektedir.
Suyun, bildiğimiz hayatın ortaya çıkması için önemli bir bileşen olması önemlidir. Suyun bir parçası olan hidrojen, büyük patlama sırasında oluşurken, oksijen daha sonra yıldızların içindeki nükleer reaksiyonların bir sonucu olarak veya süpernova patlamaları sırasında ortaya çıktı.
Çalışma, erken evrenin çalışmasında yeni ufuklar açar ve ilk galaksilerin ve gezegen sistemlerinin oluşum süreçlerini daha iyi anlamaya yardımcı olabilir. Buna ek olarak, suyun varlığı ve potansiyel olarak evrenin en erken döneminde en basit yaşam biçimleri hakkında sorular ortaya çıkarır.


