Geçtiğimiz yıl, Meta en az bir düzine doğal gaz santrali inşaatını finanse etti. Bu projelerden biri, Dakotanın tamamının kullandığı kadar elektrik üretecek kadar doğal gaz yakmayı planlıyor.
Meta, on yıl süren üyelikten sonra bugün TechCrunch’a verdiği bilgiye göre, artık yenilenebilir enerji girişimi RE100‘in bir parçası değil. Meta sözcüsüne göre, ayrılık karşılıklı gerçekleşti.
Ayrılış, Meta’nın fosil yakıtlar üzerine yaptığı yatırımların artmasının ardından geldi ve doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Bir şirketin, kendini yenilenebilir olarak adlandırırken neden doğal gaz santralleri inşa etmeyi sürdürdüğü “temiz enerji” anlamına geliyor?
RE100, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de kurucu ortakları arasında bulunduğu Birleşik Krallık merkezli bir sivil toplum kuruluşunun projesidir. Bu girişim, şirketlerin %100 yenilenebilir enerjiye geçiş yapmaları için politika ve teknik destek sağlamaktadır. Meta’nın rakipleri olan Apple, Google ve Microsoft hala bu grubun 444 üyesi arasında yer almaktadır. Recharge News, Meta’nın ayrılışını ilk olarak bildirdi.
Meta, ayrılışın nedenleri hakkında yorum yapmayacağını belirtirken, İklim Grubu TechCrunch’ın sorularına yanıt vermedi. Ancak, sivil toplum kuruluşu yakın zamanda şirketler için rehberliğini güncelledi ve yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşım konusunda daha katı raporlama gereksinimleri getirdi. Önceki dönemde, Meta’nın RE100’e, “tüm operasyonlarını 2020 yılına kadar yenilenebilir elektriğe duyduğu ihtiyaç olacak şekilde yürüteceğini” bildirdiği ifade edilmişti.
Birçok teknoloji şirketinde olduğu gibi, Meta’nın yapay zekaya olan ilgisi, veri merkezleri için büyük miktarlarda enerji temin etmek zorunda kalmasına sebep oldu. Şirket, yenilenebilir enerji temin etmeye devam etse de, doğal gaz konusunda diğerlerine göre çok daha fazla adım attı.
Meta’nın ilk adımı, geçtiğimiz yılın Haziran ayında duyurulan, Ohio’da bulunan 200 megavat kapasiteli bir doğalgaz santrali oldu. Bu santral, şirketin bir veri merkezine güç sağlayacak.
İki ay sonra, Meta, Louisiana’da üç büyük doğal gaz santrali inşa edeceğini açıkladı. Bu santraller, Hyperion veri merkezine elektrik sağlamak için kullanılacak. Ardından Nisan ayında, yine bu proje için yedi tane daha gaz santrali finanse edeceğini açıkladı. Toplamda, bu 10 santral, 7.5 gigawatt elektrik üretecek ve bu miktar, Güney Dakota’dan daha fazlasını karşılayacak kadar.
Meta, bir sözcüsü aracılığıyla TechCrunch’a, veri merkezi elektrik tüketimini “%100 temiz ve yenilenebilir enerji ile eşleştirmeye” kararlı olduklarını belirtti.
Bu büyük bir taahhüt. Doğal gaz, kömürden daha temiz yansa da, hala önemli miktarda kirliliğe neden oluyor. 24 saat çalışan tek bir 1 gigawatt’lık veri merkezi, yalnızca doğal gaz ile çalıştığında 438 metrik ton azot oksit, 149 metrik ton ince partikül madde, 61 metrik ton kükürt oksit ve 298 metrik ton karbondioksit salınımı yapabiliyor. Bu kirleticiler, astım, kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve demans dahil birçok hastalığa katkıda bulunmaktadır.
Meta, çevresel nitelik belgelerini satın alarak yine %100 yenilenebilir enerji iddiasını sürdürebilir. Örneğin, Arizona’da bir güneş enerjisi santraline yatırım yaparken Ohio’da bir veri merkezi inşa edebilirler. Güneş santrali, bir yıl içinde veri merkezinin ihtiyacını karşılayacak kadar enerji ürettiği sürece, Meta bunu %100 yenilenebilir olarak saymaktadır.
Çoğu şirket, yıllık eşleştirme yöntemiyle yenilenebilir enerji hedeflerini ele aldı. Ancak Microsoft gibi bazıları, elektrik kullanımını saatlik bazda eşleştirme hedefi koyuyor. Bu daha katı yaklaşım, enerji üretimini veri merkezlerinin elektrik kullanımını daha iyi dengelemekte ve şirketleri yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmaya teşvik etmektedir. Örneğin Google, bu yılın başında Minnesota’da böyle bir projeye imza attı.
Meta yalnız değil; Google ve Microsoft da son dönemde büyük fosil yakıt projelerine yatırım yaptı; ancak Meta, bu alanda en büyük riski üstleniyor. Gönüllü bir sektör grubundan ayrılmak ya da çıkmak her zaman büyük bir haber değil, ancak Meta’nın fosil yakıt projeleri ile bu değişim zamanı dikkate alındığında, göz ardı edilmesi zor bir durum.
Makale içinde yer alan bağlantılar üzerinden satın alma yapmanız durumunda küçük bir komisyon kazanabiliriz. Bu durum, editöryal bağımsızlığımızı etkilemez.

