Cube, Jim Henson’ın melodramatik denemelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 1969’da NBC için üretilen bu televizyon oyunu, daha önceki denemeleri gibi alışılmışın dışına çıkıyor. İçinde gizem ve absürtlük barındıran bir dünya sunuyor.
Film, neredeyse tamamen tek bir odada geçen 53 dakikalık bir hikaye. Bir adam, beyaz bir küpün içinde uyandığında nerede olduğunu ya da nasıl oraya geldiğini bilmiyor. Odada ne kapı, ne de pencere var; sadece beyaz panellerden oluşan duvarlar bulunuyor.
Bir süre sonra, birisi duvarın bir bölümünü açıp adama bir tabure getiriyor. Ancak ‘kapıyı’ kapattığında, kahramanımız tekrar açamıyor. Bu, küpte ortak kullanıma açılan görünmez kapılardan geçip giden insanların gösterisini başlatıyor.
İlk başta tuhaf etkileşimler başlıyor; tabure üzerinde neden çilek reçeli var? Kendini adamın karısı olarak tanıtan bu kadın kim? Hızla derinleşerek gerçeğin doğası ve kahramanın akıl sağlığı hakkında sorular ortaya atarken, küpün ne olduğu ile ilgili de kafa karıştırıcı durumlar geliştiriyor. Henson’ın seslendirdiği bir maymun da hikayeye dahil oluyor.
İnsanlar gelip giderken, adamın etrafındaki oda tuhaf bir şekilde değişiyor. Yataklar, kanepe, dolaplar aniden ortaya çıkıyor. Tam bir orkestra içeri girip “ölmeden çıkamazsın” sözleriyle şarkı söylüyor, ancak feshedilmeden önce tekrar eden ‘ölü’ kelimesi ile kesiliyor.
Cube, birçok soru sorarak yanıtsız bırakıyor. Adam bir simülasyonda mı yaşıyor? Televizyonda mı? Etrafındaki insanlar oyuncu mu? Her şey gerçek mi? Maddenin varlığı ne kadar geçerli?
Post-Twilight Zone döneminde bile, Cube benzersiz bir absürtlüğe sahip. Modern distopik antoloji dizisi Black Mirror ile benzerlikler taşıyor. Ne yazık ki, sadece iki kez yayınlandı. Amazon’da tükenmiş bir DVD kaydı bulunuyor ve resmi streaming platformlarda ise nadir olarak yer alıyor.
Mevcut en iyi seçenekler YouTube’da bulunan iki yükleme. Biri siyah-beyaz bir kinescope film yüksek kalite transferi, diğeri ise renkli, ancak ses ve görüntü kalitesi daha düşük. Hangisini seçerseniz seçin, Jim Henson’ın çarpık zihnini gösteren oldukça ilginç bir deneyim sunuyor.
Henson’ın yaratıcılığını bu denemede nasıl buluyorsunuz?

