Shinkei Systems, su ürünleri endüstrisine devrim niteliğinde bir yenilik sunarak, balık avlama sürecini daha insani bir hale getiriyor. Şirketin kurucusu Saif Khawaja, TechCrunch’un StrictlyVC etkinliğinde balıkların stresli olup olmadığını anlamanın önemini vurguladı. Shinkei, balıkçıların teknelerine kurduğu Poseidon adındaki robot ile her balığı tarayıp cinsini ve beyin konumunu belirliyor. Robot, balık suda çıkmadan saniyeler içinde beyinlerine müdahale ederek ölüm süreçlerini hızlandırıyor. Bu yöntem, balıkların stres hormonları ile dolup lezzetinin bozulmasını önlüyor.
Bu teknoloji, Japonların yüzyıllardır uyguladığı ike jime tekniğinin otomatik ve sanayi ölçeğinde bir versiyonu. Balıklar anında öldürülerek kanları boşaltıldığında, etin bozulma süresi uzuyor ve bu da kalitesini artırıyor. Khawaja’nın bu alandaki ilhamı, üniversite yıllarında okuduğu bir makaleden geliyor. Makalede, birçok balığın boğulma sürecinin gözle görünmediği ve bu nedenle büyük bir acı çektikleri anlatılıyordu.
Yenilikçi Amaçlar ve İş Modeli
Shinkei’nin hedefleri sadece balıkları öldürmekle sınırlı değil. Şirket, robot teknolojisi ve yapay zeka ile balıkçılıktan itibaren tüm süreci entegre bir şekilde yönetiyor. Balıkçılara Poseidon makinelerini ücretsiz veriyor ve bu makinelerden çıkan balıklara standardın üzerinde bir fiyat ödüyor. Bu iş modelinin en dikkat çekici yanı, balıkların Shinkei tarafından tamamen sahiplenilmesi ve işlenmek üzere Tacoma, Washington’daki 16,000 metrekarelik bir tesise gönderilmesi.
- Ürün: Poseidon robotu
- Teknoloji: Bilgisayarla görme ile çalışır
- İşleme Tesisi: 16,000 metrekare
- Marka: Seremoni
Pazar Stratejisi ve İş Birlikleri
Shinkei, Erewhon adlı Los Angeles’taki bir süpermarkette seremonide “insanî şekilde avlanmış” balıklarını satıyor. Bu pilot proje, marketin başarısına bağlı olarak başka şubelerde de yaygınlaştırılmayı hedefliyor. Şirket, yüksek kaliteli restoranlarla iş birliği yaparak Japon pazarında Amerika menşeli balıkları tanıtıyor ve bu balıkların kalitesinin yurt dışındaki ürünlere göre daha iyi olduğunu savunuyor.
Bunun yanı sıra, Shinkei’nin en yeni ürünü olan bir sensör sistemi, balıkların hayat sürelerini tahmin edebiliyor. Bu, taze balığın önemli olduğu bir pazar için büyük bir avantaj sunuyor. Yapılan tahminlere göre, Amerikan deniz ürünleri tedarik zincirinin yaklaşık %90’ı yurtdışına ihraç ediliyor, bu da Shinkei’nin kendi tesislerinde bu süreci yeniden yapılandırma çabasını daha da anlamlı kılıyor.
Sonuç olarak, Shinkei’nin bu yenilikçi yaklaşımının balıkçılık sektöründe nasıl bir değişim yaratacağını zaman gösterecek. Sektördeki geleneksel alışkanlıkların üstesinden gelebilir mi? Sizce bu tür insani yaklaşımlar, tüketiciler tarafından ne kadar değer görecek?


