Düşünün ki, dünyamızın yarısını kaplayan devasa bir alan, hiçbir mülkiyet yasasının geçerli olmadığı ve endüstriyel sömürülerin sınırsızca gerçekleştirilabildiği bir yer. Bu film senaryosunu andıran durum, 17 Ocak 2023 tarihi itibarıyla tarihe karıştı. «Yüksek Denizler Anlaşması» resmi biçimde yürürlüğe girdi. İlk kez insanlık tarihinde, uluslararası sular artık bir hukuk boşluğu değil, uhrevi bir miras olarak yüksek denetim altına alındı.
Yüksek Denizlerde İhlal Dönemi Sona Erdi
Değişimin büyüklüğünü anlamak için okyanusların siyasi haritasını düşünmek gerekiyor. Her kıyı ülkesi, kara sınırlarından 370 kilometre (yaklaşık 230 mil) uzanan Ekonomik Mülkiyet Alanlarına (ZMA) sahiptir. Bu hat içindeki alanlarda, devletin egemenliği söz konusudur. Ancak, bu sınırların ötesinde yasalar neredeyse yok gibiydi.
Uluslararası sular ya da «yüksek denizler», okyanusların üçte ikisini ve dünya yüzeyinin %50’sini kaplamaktadır. Şimdiye kadar, bu zengin yaşam ve mineral kaynakları dağınık bir şekilde yönetiliyordu. Güçlü olanların; balıkçılık, sondaj veya çıkarım yapma yeteneği olanların bu alanlarda sınırsızca hareket etmesi mümkündü. Ancak biyolojik çeşitliliğin korunması için yapılan yeni anlaşma, bu dönemi sona erdiriyor.
Okyanusta Korumalı Alanlar Dönemi
Bu anlaşmanın en önemli maddesi, açık denizlerde Koruma Alanları (KA) oluşturma kapasitesidir. Daha önce yalnızca kıyı bölgelerinde korunma sağlanırken, artık okyanuslarda da bu tür alanlar yaratılacak. Bu durum, çevre koruma açısından devrim niteliğinde bir değişimdir.
Çevre hukuku uzmanı Eliza Northrop, hükümetlerin bu yeni deniz parklarının sınırlarını çizmeye başladığını belirtmekte; Sargasso Denizi gibi biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip alanların hedef alındığını ifade etmektedir. artık, yüksek denizlerde yapılacak her bir faaliyet çevresel etki değerlendirmesinden geçmek zorunda olacak.
Deniz Genetiği Mücadelesi
Kurallar sadece balıkları değil, aynı zamanda deniz biyolojik kaynaklarını da kapsıyor. Anlaşma, sıradışı moleküllerin paylaşımını ele alarak geleceğe dair önemli bir taş koydu. Deniz derinliklerinde bulunan bazı organizmalar, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar ve lüks kozmetik ürünleri geliştirmek için önem taşıyan özelliklere sahiptir.
Artık bu yüksek denizler, «insanlığın ortak mirası» olarak tanımlanıyor ve bu tür keşiflerden elde edilen kazançlar, adil bir şekilde paylaşılmak zorundadır. Bu, gelişmekte olan ülkelerin de yararlanmasının sağlanması için kritik bir unsur.
Finansman ve Önemli Ülkelerin Eksikliği
Bu yeni kuralların uygulanabilmesi için anlaşma, üç farklı finansman kaynağı öngörüyor. Üye devletlerin katkıları ve özel katkılarla desteklenecek bir «özel fon» oluşturulacak. Ancak, dünyanın önde gelen deniz güçleri olan ABD, Birleşik Krallık ve Kanada gibi ülkeler, anlaşmayı imzaladıkları halde henüz onaylamadılar. Bu durum, okyanusların etkin bir güvenliği için önemli bir eksiklik oluşturmaktadır.
Kısaca, yüksek denizlerin boşluğu kapatıldı ama bu alanları koruyacak güçlü bir denetim için daha fazla ülkenin katılımı şart. Karada olduğu gibi, denizlerimizde de yeni kurallar ve korumalar bekliyoruz.


