Portekiz’deki Porto Üniversitesi’nden Joana Teishera liderliğindeki uluslararası bilim adamları grubu, Samanyolu’nda dış gezegenler oluşturma sürecine ışık tutan büyük ölçekli bir çalışma gerçekleştirdi. İşin sonuçları, gezegenli yıldızların daha yüksek metal ve kural olarak gezegensiz yıldızlardan daha genç olduğunu göstermektedir.
Araştırmacılar, yıldızların ve gezegenlerin oluştuğu galaksinin merkezinden mesafeleri olan SO -Called Galaktik Doğum Yarıçapını (RBirth) incelediler. Fotometrik, spektroskopik ve astrometrik verileri kullanan bilim adamları, iki yıldız grubunun yaşını takdir ettiler: gezegenlerle ve onlarsız. Bu, yıldızların başlangıç pozisyonlarına dayanarak dış gezegenler için rbirth’i hesaplamayı mümkün kıldı.
Analiz, gezegenli yıldızların demir oranının hidrojen, daha genç ve galaksinin merkezine gezegensiz yıldızlardan daha yakın doğduğunu gösterdi. Masif gezegenlere sahip yıldızların yaşa göre mükemmel bir dağılıma ve küçük masif gezegenlere sahip yıldızlardan demirin hidrojenine oranına sahip olması özellikle ilginçtir.
Çalışma, kural olarak, Dünya tipi büyük gezegenlerin, daha yüksek metal içeriğine ve daha az yaşa sahip yıldızların etrafında, küçük masif gezegenlere kıyasla oluştuğunu ortaya koydu. Hem büyük hem de küçük gezegenleri içeren sistemler için de benzer bir eğilim gözlenir.
Bu sonuçlar, galaksimizin evrimini ve potansiyel olarak yaşanan dünyaları aramak için önemlidir. Şimdi bilim adamları, kara benzeri gezegenlerin daha çok, metallerin daha bol olduğu galaksinin iç alanlarında oluşan yıldız sistemleri etrafında oluştuğunu biliyorlar. Bu tür sistemler daha sonra Samanyolu’nun dış bölgelerine göç etse bile, bu bizimkine benzer gezegen sistemlerini nerede arayacağınız hakkında daha net bir fikir verir.
Keşif, gelecekte dış gezegenlerin arama stratejisini önemli ölçüde etkileyebilir. Gezegenlerin oluşumunun galaksinin evrimini takip ettiğini ve gezegen oluşumu yüzüğünün zamandan uzaklaştığını bilerek, gökbilimciler çabalarını en umut verici alanlara daha etkili bir şekilde yönlendirebilecekler.
Bugüne kadar, yaklaşık 6.000 dış gezegen keşfedildi ve gözlem teknolojileri geliştikçe bu sayı büyümeye devam ediyor. Çalışma, dış gezegenlerin çalışmasında yeni bir bölüm açıyor ve oluşumlarını bir bütün olarak galaksinin evrimi ile birleştiriyor. Bu sadece gezegen oluşumu süreçlerinin anlayışını genişletmekle kalmaz, aynı zamanda güneş sistemi dışında yaşamın varlığı sorununun cevabına da daha da yaklaşır.


