Stellantis, Jeep ve Ram markalarının arkasındaki otomobil üreticisi, 2028 yılına kadar araçlarına eller serbest sürüş özellikleri eklemek için otonom sürüş girişimi Wayve ile iş birliği yapmayı açıkladı.
Şirketler bu anlaşmayı, Stellantis’in Kuzey Amerika merkezinde düzenlenen yatırımcı gününde duyurdu.
Bu, Wayve için ikinci otomobil üreticisi anlaşması ve Nissan ile Stellantis’in yanı sıra Microsoft, Nvidia ve Uber gibi geri dönen yatırımcıların katıldığı 1.2 milyar dolarlık Serisi D fonlama turunun ardından geldi.
Wayve, iş birliğinin sözleşme değerini açıklamazken, hangi Stellantis araçlarının Wayve tarafından geliştirilen otonom sürüş yazılımını alacağına dair bilgiler vermedi. Wayve CEO’su Alex Kendall’a göre bu, Stellantis’e ölçekli teknoloji sağlamak için ticari bir sözleşme. Şirketler, Kuzey Amerika pazarını hedefliyor, bu da Stellantis’in 14 markası -Chrysler ve Dodge dahil- arasında seçim yapmayı daraltıyor.
Kendall, Stellantis’in global ölçekteki çalışmaları ve sunduğu ürün çeşitliliği hakkında TechCrunch’a şunları söyledi: “Stellantis’in sunduğu fırsat gerçekten etkileyici. AI’mız bu çeşitliliğe uyum sağlama kapasitesine sahip, bu nedenle araçların farklı boyutları ve şekilleri, çeşitli sürüş tarzları ve bölgeleri göz önüne alındığında, sistemimiz hepsine ölçeklenebiliyor.”
2028 yılına kadar daha fazla araç seçeneği olacak. Stellantis, 2030 yılına kadar 70 milyar dolarlık dönüşüm planı kapsamında Kuzey Amerika pazarındaki varlığını artırmak için 11 yeni araç piyasaya sürmeyi planladığını duyurdu.
Bu araçlardan yedisinin fiyatı 40,000 doların altında, ikisinin ise 30,000 doların altında olması bekleniyor.
Wayve’nin teknolojisinin bu düşük maliyetli otomobillerde yer alıp almayacağı belirsiz. Ancak, Wayve’nin verimlilik vurgusu dikkate alındığında, bu olasılık dışı görünmüyor.
Wayve, belirli sensörlere, çiplere veya yüksek çözünürlüklü haritalara bağlı olmayan bir otonom sürüş sistemi geliştirdi. Bu durum, maliyet duyarlı otomobil üreticileri için, Nissan gibi -şimdi de Stellantis- cazip bulunuyor. Bunun yerine Wayve’nin yazılımı, yalnızca araçtaki mevcut sensörlerden elde edilen verileri kullanarak aracı yönlendiren ve sürmeyi öğreten uçtan uca bir sinir ağına dayanıyor. Wayve’nin yazılımı ayrıca, OEM (orijinal ekipman üreticisi) ortaklarının araçlarında zaten mevcut olan herhangi bir çipte de çalışabilir.
Wayve, otomobil üreticileri ve teknoloji şirketlerine pazarlamakta olduğu iki ürün geliştirdi: Tesla’nın Tam Otonom Sürüş (Gözetimli) sistemine benzer bir eller serbest destekli sürüş sistemi ve daha sonra robotaksiler veya yolcu araçları için tasarlanmış tamamen sürücüsüz bir sistem.
Stellantis, gözlerin açık olduğu, hiç elle müdahale gerektirmeyen sistemin prototipini, sadece iki ay içinde geliştirerek kullanacak. Kendall, mühendislerin birkaç hafta içinde aracı -yapay zeka tabanlı sistemle- çalışır hale getirdiğini belirtti.
Kendall, Wayve’nin Tesla’nın sistemine nasıl kıyasla işlediğine dair bir soruya ise şunları söyledi: “Geliştirdiğimiz şey, gerçekte genel bir yapıda kurulmuş bir FSD versiyonu. Farklı hesaplama yığınları, sensörler, araçlar, şekiller ve boyutlar arasında genelleme yapabilme kapasitesine sahip.”
Stellantis’in bu yeni iş birliğiyle birlikte sürüş deneyiminde nasıl devrimler yaşanacağını merak ediyor musunuz?

