Otonom bir araç, ıssız bir otoyolda ilerliyor. Aniden, uzakta dev bir kasırga beliriyor. Sürücüsüz araç ne yapıyor?
Bu, Waymo’nun Google’ın DeepMind’inden aldığı destekle oluşturduğu “hiper gerçekçi” sanal dünyada simüle edebileceği senaryolardan sadece biri. Waymo’nun Dünya Modeli, metin veya görsel istemlerle sanal etkileşimli alanlar yaratabilen Genie 3 adı verilen yeni bir yapay zeka dünya modeli ile inşa edildi. Ancak Genie 3 sadece Nintendo oyunlarının kötü kopyalarını oluşturmak için değil; aynı zamanda “sürüş alanının zorluklarına uyarlanmış” fotogerçekçi ve etkileşimli 3D ortamlar yaratabiliyor, diye belirtiyor Waymo.
Simülasyon, otonom araç geliştiriminde kritik bir bileşendir. Geliştiricilerin araçlarını çeşitli ortam ve senaryolarda test etmelerine olanak tanır; bu senaryolar, fiziksel bir risk olmadan yolcu veya yayalara zarar vermeden, nadiren karşılaşılan durumlar içerebilir. Otonom araç şirketleri bu sanal ortamları, araçlarını çeşitli testlerden geçirmek için kullanıyor ve bu süreçte milyonlarca — hatta milyarlarca — mil kat ederek, gerçek dünyada karşılaşabilecekleri “uç durumları” daha iyi eğitmeyi hedefliyorlar.
Waymo ne tür uç durumları test ediyor? Daha önce bahsedilen kasırgaya ek olarak, şirket, karla kaplı Golden Gate Köprüsü, su baskınına uğramış bir banliyö sokağına akan mobilyalar, alevler içinde kalan bir mahalle veya hatta isyan eden bir fil ile karşılaşmayı simüle edebiliyor. Her senaryoda, Waymo robotaksisinin lidar sensörleri çevredeki ortamın 3D görüntüsünü oluşturuyor, yoldaki engeli de dahil.
“Waymo Dünya Modeli, her türlü sahneyi – sıradan, günlük sürüşten nadir, uzun kuyruk senaryolarına kadar – birden fazla sensör modu üzerinden oluşturabiliyor,” diyor şirket bir blog yazısında.
Waymo, Genie 3’ün robotaksileri için sanal dünyalar yaratmak üzere üç benzersiz mekanizmayı ideal buluyor: sürüş eylemi kontrolü, sahne düzeni kontrolü ve dil kontrolü. Sürüş eylemi kontrolü, geliştiricilerin “ya ne olursa” karşıfaktüel simülasyonlar yapmasına imkan tanırken, sahne düzeni kontrolü yol düzenlemelerinin, trafik sinyallerinin ve diğer yol kullanıcı davranışlarının özelleştirilmesine olanak tanıyor. Waymo, dil kontrolünü en “esnek araçları” olarak tanımlıyor, günün saatine ve hava koşullarına göre ayarlama yapılmasına izin veriyor. Bu, geliştiricilerin düşük ışık veya yüksek yansıtma koşullarını simüle etmeye çalıştıkları durumlarda, aracın çeşitli sensörlerinin yolda ilerlemekte zorlanabileceği zamanlar için özellikle faydalıdır.
Waymo Dünya Modeli, gerçek dünyadaki araç içi kameraların görüntülerini alarak bunları simüle edilmiş bir ortama dönüştürebiliyor. Bu, sanal testlerde “en yüksek gerçeklik ve doğruluk derecesini” sağlıyor. Ayrıca, görüntü kalitesinden veya bilgisayar işlem gücünden ödün vermeden, 4 kat hızda oynatılan daha uzun simüle edilmiş sahneler oluşturabiliyor.
“‘İmkansızı’ simüle ederek, Waymo Sürücüsünü en nadir ve karmaşık senaryolar için proaktif olarak hazırlıyoruz,” diyor şirket blog yazısında.

