Donald Trump’un Ukrayna’da dayatmaya çalıştığı barış planının arkasında gerçek bir iş planı yatıyor. Daha önce Azerbaycan, Kongo ve Gazze’de uygulanan yöntemle benzer bir strateji izleniyor: Trump, barış planlarını Amerikalı iş dünyasının yerel ekonomik kaynaklara daha kolay erişimini sağlamaya bağlıyor.
Trump, Ukrayna’daki askeri ve mali destekleri garanti altına almak için Volodymyr Zelensky’ye baskı yaparak, ülkedeki zengin doğal kaynaklara ayrıcalıklı erişim talep ediyor. Bu bağlamda, 30 Nisan’da ABD ile Ukrayna arasında yapılan yatırım fonu anlaşması, Washington’un Ukrayna kaynaklarına öncelikli erişim sağlamasına yönelik bir ekonomik ortaklık oluşturuyor.
Ukrayna Yeraltı Zenginlikleri: Lityum ve Kobalt
Ukrayna’nın yeraltı kaynakları, Avrupa’nın en büyük lityum ve uranyum rezervlerini barındırıyor. Kiev’e göre, bu kaynakların toplam değeri 26 trilyon dolara kadar çıkıyor. Rus işgali öncesinde, bu zenginliklerin yalnızca %15’i işlenmiş durumda. Ukrayna Devlet Jeoloji Servisi eski genel müdürü Roman Opimakh’ın belirttiği gibi, bu rezervler, 20 milyon elektrikli araç üretmeyi mümkün kılacak kadar büyük bir lityum pillerin üretilmesine olanak tanıyor.
Trump’ın “Buldozer Diplomasi”si
Trump’ın madencilik anlaşması, hem kar elde etme hem de ABD’nin Çin’e olan bağımlılığını azaltma amaçlarını taşıyor. Son barış planında, Ukrayna’nın altyapılarını geliştirmek ve doğal kaynakları işlemek için bir dizi öneri sunuluyor. Yatırım araçlarının, Kiev ile Washington arasında kurulan fon olup olmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Ancak Trump, serbest bırakılan 100 milyar dolarlık Rus varlıklarından elde edilecek karın %50’sini alma hedefini de ortaya koyuyor.
Estée Lauder’ın Mirasçısı: Ukrayna Madenlerine Yatırım Yapıyor
Ukrayna’da, Estée Lauder’in mirascısı Ronald Lauder gibi milyarderler, kritik metaller üzerine uzmanlaşan TechMet aracılığıyla lityum sahalarına teklif vermiş durumda. Lauder’ın Trump’a 2019’da Grönland’ı satın almak için öneride bulunduğu iddia ediliyor.
Kafkasya’da “Trump Yolu” Stratejisi
Ağustos ayında Trump, Beyaz Saray’da Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki 35 yıllık çatışmanın sonlandığını duyurdu. Bakü ile Kars arasında stratejik bir koridor oluşturan bu anlaşma, “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” olarak adlandırıldı. Bu koridor, Amerikan ve Türk şirketlerinin yönetimine devredilen petrol boru hatları ve demiryolu projelerini de kapsıyor.
Jeff Bezos ve Bill Gates’in Kobalt Yatırımları
Benzer bir durum, geçen Haziran ayında Rwandalı ve Kongolu liderlerin Beyaz Saray’da imzaladığı barış anlaşmasıyla tekrar gündeme geldi. Bu anlaşma, ABD’nin Kongo yeraltında bulunan kobalt ve lityum gibi kritik kaynaklara erişimini sağlıyor. KoBold Metals, bu bağlamda Jeff Bezos ve Bill Gates tarafından destekleniyor ve zengin madencilik alanlarına giriş yapılıyor.
Gaza için “Great Trust” İş Planı
Gaza için Trump ve ekonomik müttefikleri, “Great Trust” adı verilen kapsamlı bir iş planı geliştirdi. Bu plan; özel Amerikan fonları ve Körfez monarşileri tarafından destekleniyor ve bölgeyi özel bir bölge haline getirmeyi amaçlıyor. Bu yapının yönetiminde ise Peter Thiel ve Elon Musk gibi isimlerin çıkarları ön planda tutuluyor.
Sonuç olarak, Trump’ın her diplomatik girişimi, arka planda ekonomik çıkarlarını güvence altına almakta ve Amerikalı iş dünyasında geniş bir etki alanı oluşturmakta. İşte bu, Trump’ın barış anlayışının temel dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor.


