Trump yönetiminin başlattığı izin gecikmeleri, 92 gigawattlık temiz enerji projelerini tehdit ediyor. Bu durum, AI veri merkezlerinden kaynaklanan elektrik talebinin hızla arttığı bir zamanda ortaya çıkıyor.
Yeni bir Wood Mackenzie araştırmasına göre, izin değişiklikleri ve federal fon iptalleri, 2025 yılında federal arazilerde 7 gigawattlık üretim kapasitesinin iptal edilmesine neden oldu. Ek olarak, başka 12 gigawattlık kapasitenin federal arazilerde, 80 gigawattlık kapasitenin ise özel mülklerde iptal edilmesi bekleniyor.
Federal zorluklar enerjide 121 milyar dolardan fazla yatırımın etkilenmesine yol açtı.
Son yıllarda elektrik talebi, iki dekaddan fazla süren sıfır büyümenin ardından artış gösterdi. Bunun nedeni, AI patlamasını desteklemek için veri merkezlerinin genişlemesi. BloombergNEF tahminlerine göre, veri merkezlerinin sayısı ve ölçeği önümüzdeki on yıl içinde artmaya devam edecek ve bu da elektrik tüketimlerini 2035’e kadar neredeyse üç katına çıkaracak.
Diğer yandan, Federal Enerji Düzenleme Komisyonu, şebeke operatörlerinin şebeke bağlantıları için hızlandırılmış bir prosedürü uygulamasını gerektiriyor; ancak bu, bazı bölgelerde yeni üretim kapasitesindeki darboğazı çözmekte pek etkili olamıyor. ABD’nin en büyük şebekesinde, en fazla veri merkezine ev sahipliği yapan bu bölgede, operatörler son dört yıl boyunca yeni üretim kaynaklarının bağlantısını engelledi ve bu da talebin arttığı bir dönemde arzı dondurdu. Kamuoyunun tepkili olması şaşırtıcı değil; teknoloji şirketleri kendi güç santrallerini inşa etmeye yöneliyor.
ABD, yeni enerji santralları ekleme konusunda başarı sağladığı zaman, yenilenebilir enerji unsurlar en büyük katkıyı sağlıyor. Güneş, bataryalar ve rüzgar, 2025 yılında eklenen toplam 53 gigawattlık yeni üretim kapasitesinin neredeyse %90’ını oluşturuyor.
Artan izin engelleri, ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum’un 2025 yılında çevreye zarar veren rüzgar ve güneş projelerini sınırlamak amacıyla çıkardığı bir emirden kaynaklanıyor.
Rüzgar ve güneş projeleri ana hedef olsa da, enerji depolama projeleri de iptal edilmiştir. İzin sorunlarının çoğu Oregon, Alabama, Maine, Minnesota ve Montana eyaletlerinde yoğunlaşmaktadır.
Özel sulak alanlarda yer alan güneş projeleri en yüksek risk altında görünürken, rüzgar enerjisi santralleri hava sahası düzenlemeleri çerçevesinde denetlenmektedir. Trump yönetiminin, ABD’deki sulak alanların %80’inin koruma statüsünü kaldırma kararının ardından, güneş projelerinin nasıl etkileneceği belirsizliğini koruyor.
Burgum’un emri, Kuzey Dakota eyaletinde rüzgar enerjisinin genişlemesini denetlerken karbon salınımını 2030 yılına kadar sıfıra indirme hedefini belirlediği önceki döneminin tersine bir değişiklik. 2024 yılı itibarıyla, 2022 yılında eyaletin elektrik ihtiyacının üçte birini üreten Kuzey Dakota’nın zengin rüzgar kaynakları hakkında övgü dolu sözler sarf ediyordu.
Yenilenebilir enerji projelerinin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

