Manhattan’daki bir mahkeme, ABD Adalet Bakanlığı’nın avukatları ve 40 eyalet ile bölge başsavcısının, Live Nation-Ticketmaster şirketinin konser endüstrisini tekelleştirerek baskı altına aldığını belirttiklerini bildirdi. Adalet Bakanlığı’nın baş avukatı David Dahlquist, Live Nation’ın biletleme ve büyük amfitiyatrolar üzerindeki hakimiyetine dikkat çekerek, şirketin bir “güç flywheel’ı” inşa ettiğini ve bu sayede alan müşterilerini kendi ekosisteminde tutmaya zorladığını ifade etti. Müşterilerin, Live Nation etkinliklerini kaybetme endişesi nedeniyle rakiplerinden hizmet almak için “misilleme sigortası” sunması gerektiği vurgulandı. Dahlquist, “Bugün konser biletleme endüstrisi bozuk durumda,” dedi. “Live Nation ve onun sahibi olduğu şirket Ticketmaster tarafından kontrol ediliyor.”
Live Nation, bu durumu pek olumlu bir şekilde anlatıyor. Şirketin üst düzey avukatı David Marriott, daha fazla konser mekanı olduğunu savunarak, büyümenin hızı üzerinde duruyor. Mahkeme salonundaki açılış slaytlarında renkli konser görüntüleri ve Bad Bunny, Ariana Grande gibi, tanınmış sanatçıların turne posterleri yer aldı. Marriott, “Daha iyi olduğunuzu söylemek bir TEHDİT değildir!” ifadesi içeren bir slaytla jüriye hitap etti.
Önümüzdeki altı hafta, Live Nation-Ticketmaster’ın biletleme pazarlarını ve sanatçıların büyük amfitiyatroları nasıl yasadışı bir şekilde tekelleştirdiği konusundaki mahkeme sürecine sahne olacak. Jürinin sorumluluğu, Live Nation-Ticketmaster’ın biletleme pazarında yüzde 86, büyük amfitiyatrolarda ise yüzde 78 pazar payına sahip olduğunu kanıtlamak olacak. Live Nation, önceki davadan önce reddedilmiş bazı taleplerle, bunun masaya yatırılmaması gerektiğini savunuyor. Hükümetin bir kaybı, son yıllarda agresif anti-tekel hamlelerinin bir darbe alması anlamına gelebilir.
Mahkeme sürecinin ikinci gününde, devletin ve Live Nation’ın müzik işindeki varlığına dair birbirine zıt portreler çizmeye çalıştığı görüldü. Jüri girmeden önce, Hakim Arun Subramanian, avukatların birbirlerinin delillerini ya da argümanlarını dava dışına atma girişimlerinde “oyun oynama” tespit ettiğini bildirdi.
Hükümet ve eyaletler, Live Nation-Ticketmaster’ın pazar gücünü ve bu gücün rekabete zarar verme biçimini kanıtlamak zorunda. Barclay Center ile yapılan müzakereler, bu durumu göstermek için kullanılacak önemli bir örnek. Dahlquist, “Onlar geçiş yapmaya çalıştığında, cezalandırıldılar” dedi.
Ticketmaster’ın kötü yönetimi olarak görülen Taylor Swift olayının duruşmada açığa çıkması bekleniyor. Marriott, bunun aslında sadece Ticketmaster’ın sisteminin siber saldırıyı nasıl başarıyla yönettiğiyle ilgili olduğunu belirtti. Devlet davacıları, Ticketmaster’ın müşterilerden haksız yere fazla ücret aldığını düşünüyor. Fakat Marriott, “Burada herhangi bir zarar yok, çünkü biz yanlış bir şey yapmadık” diye savundu.
Marriott, iş modelini insani bir boyuta getirmeye çalışarak, mahkemedeki dava ekibini ve bazı yöneticileri tanıttı. Live Nation ve Ticketmaster’ın şirket olduğunu ancak bu şirketlerin “doğru şeyi yapmayı isteyen erkek ve kadınlardan oluştuğunu” belirtti. Ayrıca kendi yaşamından da deneyimlere yer verdi.
Ticketmaster’ın bilet satışından aldığı payın sadece yüzde 5 olduğunu ifade eden Marriott, “Sözde kötü muamele gören mekan işletmecileri aslında zengin insanlar” diye ekledi.
Marriott, Live Nation-Ticketmaster’ın pazar payının, Adalet Bakanlığı’nın dışladığı stadyumlar ve arenalar gibi unsurlar göz önüne alındığında yalnızca yüzde 40 biletleme ve yüzde 18 mekan payı olduğunu iddia etti. Ayrıca, Barclays Center’ın Ticketmaster’a geri dönmesinin, SeatGeek’in işini layıkıyla yapamamasından kaynaklandığını vurguladı. Duruşmanın ilerleyen haftalarında, eski Barclays Center CEO’su John Abbamondi’nin, Minnesota Wild Hockey Club’ın üst düzey bir yöneticisi ve SeatGeek’in kurucu ve CEO’su gibi isimlerin ifade vermesi bekleniyor. Jüri, Live Nation’ın sunduğu mutluluğun gerçek olduğuna inanacak mı?


