Bangkok, Tayland – Tarihin Iade Süreci
Tayland’ın kuzeydoğusundaki antik bir tapınağın harabe halinde kalan kalıntıları, 1960’ların ortalarında yerel hırsızlar tarafından talan edildi. Bu olay sonucunda, yüzyıllardır yer altındaki yumuşak yeşil toprakların altında gömülü kalmış yüzlerce heykel kayboldu. Bugün, Prakhon Chai hazine olarak bilinen bu değerli parçaların, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Avusturalya’daki müzelerde dağılım halinde bulunduğu biliniyor. Ancak birkaç hafta içinde, bu heykellerin ilki Tayland’a dönmeye başlayacak.
San Francisco’daki Asya Sanat Müzesi’ne ait dört bronz heykelin geri verilmesi, bu müzenin edinim komitesinin önerisiyle mümkün oldu. Bu eserler, 1960’ların sonlarından bu yana müzede yer alıyordu. San Francisco Şehri Asya Sanat Komisyonu, 22 Nisan’da bu öneriyi onayladı ve heykellerin özgürlüğü resmen ilan edildi. Altmış yıl sonra, bu heykellerin, geç öldüğü tahmin edilen Britanyalı antika tüccarı Douglas Latchford’un ülke dışına çıkarttığı düşünülüyor.
Disapong Netlomwong, Tayland Güzel Sanatlar Departmanı’nın kıdemli küratörü, “Biz gerçek sahipleriz” diyerek, bu eserlerin geri dönüşünün önemine vurgu yaptı. Bu eserler, atalarımızın yaptığı ve Tayland topraklarında sergilenmesi gereken değerli parçalar olarak nitelendiriliyor. Bu geri dönüş, Tayland’ın çalınan mirasını geri kazanma çabasının son zaferidir. Aynı zamanda birçok ülkenin, kendi tarihindeki kaybolan parçaları geri almak için yürüttüğü çabaları da temsil ediyor.
Tayland Tapınaklarından Atina Akropolü’ne
Latchford, Bangkok’ta yerleşen ve 2020 yılında vefat eden yüksek profilli bir Asya sanat taciriydi. Onun sıkı pazarlıklarına rağmen, Tayland ve komşu Kamboçya’dan edindiği eserler, dünya çapındaki müzelerde ve özel koleksiyonlarda satılmıştı. 2021 yılında, Latchford’un kızı Nawapan Kriangsak, babasının özel koleksiyonundaki 100’den fazla eseri Kamboçya’ya iade etmeyi kabul etti.
Ancak, Tayland ve Kamboçya’nın müzelerdeki eserlerini geri almada görece iyi bir hava yakaladığı bir dönemde, Yunanistan, Londra’daki British Museum ile sıkıntılı bir ilişki içerisindedir. Elgin Mermerleri olarak bilinen eserler, 1800’lerin başında Lord Elgin’in emriyle kesildi. Yunanistan, bu eserlerin geri verilmesini talep etmektedir ancak British Museum, bu parçaların İngiltere’ye ait olduğunu savunmaktadır.
Kolonyalizm Hala Canlı
Washington merkezli Antika Koalisyonu’nun yürütme direktörü Tess Davis, “kolonyalizmin hala sanat dünyasının bazı kısımlarında canlı olduğunu” belirtiyor. Bazı müzelerin bu kültürel nesneleri daha iyi koruyucular olarak gördüğünü savunsa da, bu anlayışın yeni eleştirilerle hedef alındığını ifade ediyor. Bu antik eserlerin, kökenlerindeki topluluklar tarafından asırlarca korunmuş olduğunu hatırlatıyor.
Brad Gordon, Kamboçya hükümeti adına avukatlık yaparak, müzelerin bu sanat eserlerini geri vermekten kaçınmak için çeşitli bahaneler öne sürdüğünü belirtiyor. Öne sürülen nedenlerden bazıları, eserlerin kökeni hakkında belirsizlik ve iç yasaların iade sürecini engellemesidir. Ancak, bu tür argümanlar, çalınmış bir eserin geri verilmesi gerektiği gerçeğini değiştirmemekte.
Geçmişin Kanıtı
San Francisco müzesinin geri vereceği dört bronz heykel, 7. ve 9. yüzyıla tarihlenmektedir. Taylandlı arkeolog Tanongsak Hanwong, bu heykellerin Dvaravati medeniyetine ait olduğunu ifade ediyor. Bu dönemde, Tayland’ın kuzeydoğusunda önemli bir Buddist kültürü mevcuttu. Bu eserlerin ülkesine geri dönüşü, Tayland’ın tarihi ve kültürel geçmişine ışık tutacak.
San Francisco’daki Asya Sanat Müzesi, bu heykellerin sahipliği konusunda doğru kararlar vererek, olayın etik boyutunu gözler önüne serdi. Herkes için eğitim fırsatları sunarak, sanatın geçmişiyle yüzleşilmesini teşvik ettiler. Müze, Homeland Security ile iş birliği yaparak heykellerin geri dönüş sürecini başlattı.
Bir Fırsat Olarak Değerlendirmek
Tess Davis, bu tür iade süreçlerinin yalnızca bir engel değil, aynı zamanda bir fırsat olduğunu belirtiyor. Bu süreç, uluslararası topluluklar ve kültürler arasında köprüler kurmak için önemli bir fırsat sunuyor. Asya Sanat Müzesi’nin bu kararının, Tayland’ın kaybolan parçalarını geri getirme çabalarını hızlandıracağına inanılıyor. Geri dönüşler, yalnızca birer eser değil, aynı zamanda kültürel kimliğin de yeniden canlanmasını sağlayacak unsurlar olarak değerlendirilmektedir.


