Herkesin yüzü fotoğrafla mı kaydedilecek?
Sınır güvenliği için yüz tanıma teknolojisi ne kadar etkili olabilir?
Hangi ülkeler, ABD’nin uyguladığı bu yöntemden etkilenebilir?
Yüz tanıma teknolojisinin mahremiyet üzerindeki etkileri neler?
Giriş
ABD’nin Sınır ve Gümrük Koruma (CBP) ajansı, ülkeden çıkış yapan herkesin fotoğraflanmasını planlıyor. Bu, resmi sınır geçişlerinde yüz tanıma teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilecek. Böylece, çıkış yapan yolcuların yüzleri, pasaportları, vizeleri veya diğer seyahat belgeleri ile eşleştirilecek. Bu uygulama, CBP’nin mevcut uygulamasının bir genişlemesi olarak görülüyor; zira şu anda, ülkeye giriş yapan yolcuların fotoğraflarını alarak bu fotoğrafları belgelerle eşleştiriyor.
Yüz Tanıma Teknolojisi ve Uygulama Süreci
CBP, 10 yılı aşkın bir süredir ABD’den çıkan kişileri takip etmenin yollarını araştırıyor. 2016 yılında, Delta Air Lines ile ortaklaşa yapılan bir uygulama ile Hartsfield-Jackson Atlanta Uluslararası Havalimanı’nda Tokyo’ya giden bir uçakta yolcuların fotoğrafları çekildi. O tarihten bu yana, çıkış yapan yolcuların biyometrik verilerinin toplanması süreci genişleyerek devam etti.
CBP şu anda 57 havalimanında “biyometrik yüz karşılaştırma teknolojisi” kullanıyor. En yoğun havalimanları arasında bulunan Hartsfield-Jackson, Los Angeles Uluslararası Havalimanı ve John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı, bu uygulamanın en önemli noktalarından bazıları.
Yüz Tanımanın Kolaylığı ve Diğer Biyometrik Veriler
John Wagner, CBP’nin alanda operasyonlardan sorumlu yardımcı komiseri, yüz tanıma sürecinin neden bu kadar kolay olduğunu söyledi. “Herkes bir kameranın önüne geçip fotoğraf çektirmeyi biliyor,” diyor. Ancak iris taramaları ve parmak izleri alma süreci aynı derece kolay değil. Bir yolcu süreci yanlış yaptığında, onu doğru bir şekilde nasıl yapacağı hakkında bilgilendirmek gerekiyor.
Bunun yanı sıra, CBP, yolcuların parmak izlerini de topluyor. Havalimanlarındaki ajanlar, havalimanlarında belirli yolcuların parmak izlerini almak için Biometric Exit Mobile adı verilen taşınabilir cihazlar kullanıyor. Bu parmak izleri, kolluk kuvvetleri veritabanlarıyla karşılaştırılıyor.
Biyometrik Verilerin Amacı ve Sonuçları
CBP, Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş işlemlerini yönetmenin yanı sıra, çıkış yapan kişileri izlemek için bu yöntemi kullanmaya neden ihtiyaç duyuyor? Biyometrik veritabanları, kendiliğinden sınır dışı edilme durumlarını izlemek için kullanılıyor olabilir. Eski Başkan Donald Trump, ABD’deki 11 milyon kayıtsız göçmenden her birinin tutuklanıp sınır dışı edilmesinin mümkün olmadığını anlayarak, bu göçmenlerin kendi isteğiyle ülkeden ayrılmalarını teşvik etti.
CBP, Trump’tan çok önce, yolcuların fotoğraflarını, parmak izlerini ve diğer biyometrik verilerini toplamanın yollarını geliştiriyordu. Ajans, bu verileri toplama amacının, kişilerin biyometrilerini kolluk kuvvetleri veritabanlarıyla karşılaştırmak olduğunu belirtiyor. Böylelikle, suç geçmişi olan kişilerin ABD’den çıkarılmasını sağlıyor.
Gizlilik Endişeleri ve Gözetim
CBP’nin biyometrik teknolojileri ile ilgili bir tanıtım makalesi, sahte isimlerle ABD’yi terk eden “çoklu kimliklere sahip” bir Polonya çiftinin tutuklanması gibi “başarı hikayelerini” içeriyor. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken konu, göçmenlik uygulamalarının suç önleme ve ulusal güvenlik arasındaki sınırları bulanık hale getirmesidir. Her uluslararası yolcu potansiyel bir suçlu ya da terörist olarak görülmekte ve bu durum kitlesel gözetimi meşrulaştırmaktadır.
Trump, bu gözaltı uygulamalarının ardında yatan politikaları icat etmemiştir; fakat onun kitlesel sınır dışı etme gündemi, gözetim devletinin uzun yıllar süren iki partili geliştirilmesiyle desteklenmektedir.
Sonuç
ABD’nin sınır politikalarında atılan bu adımlar, yüz tanıma teknolojisinin ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor. Ancak bu, yalnızca göçmenlik ve güvenlik meseleleriyle sınırlı değil; aynı zamanda mahremiyet ve bireysel haklar üzerinde de etkileri olacaktır. Gelecekte, bu teknolojinin daha fazla yaygınlaşması, onun etik ve toplumsal etkilerini sorgulamayı beraberinde getirecektir. Bu bağlamda, teknoloji ile birlikte gelişen her türlü uygulama dikkatlice incelenmelidir.






