Theo Baker: Genç Bir Gazetecinin Yükselişi
Theo Baker gerçekten sıradışı bir isim.
Gazetecilik bölümlerinin yıllardır azalan kayıtları ve bazı okullar tarafından tamamen iptal edilmesi söz konusu olmasına rağmen, Stanford Üniversitesi’nin son sınıf öğrencisi Baker, klasik araştırmacı gazetecilikten vazgeçmedi. Bu kararı ona harika sonuçlar getiriyor.
Birinci Sınıfta Gündeme Gelen İsim
Baker, üniversite kariyerinin daha ilk yılında yaptığı haberle dikkatleri üzerine çekti. The Stanford Daily için gerçekleştirdiği bir araştırma sonucu, Stanford Üniversitesi rektörü Marc Tessier-Lavigne’in istifasına neden oldu. İki yıla yayılan araştırma usulsüzlüğü iddialarını araştıran Baker, daha bir ayını doldurmadan “anonim mektuplar almak, gizli kaynakları takip etmek ve gizli belgeler bulmaya çalışmak” gibi zorlu görevlerle karşılaştı. Yayınevinin belirttiğine göre, yüksek profilli avukatlar onun çalışmalarını itibarsızlaştırma çabalarına girdi. Yıl sonunda, Tessier-Lavigne istifa etti ve Baker, gazeteciliğin en prestijli ödüllerinden biri olan George Polk Ödülü’nü kazanan en genç kişi oldu.
Sinema Dünyasına Uzanan Hikaye
Bu skandal onu ünlü yapmanın yanı sıra, Warner Bros ve ünlü yapımcı Amy Pascal, hikayesinin film haklarını rekabetle kazandı.
Ancak Baker’in bu skandalla kazandığı şöhret, önümüzdeki kitabıyla kalıcı hale gelebilir. “How to Rule the World” adlı kitabı, 19 Mayıs’ta piyasaya çıkacak ve mezuniyetinden yalnızca üç hafta önce yayımlanacak. Bu kitap, Silikon Vadisi girişimcilerinin Stanford öğrencilerini “birer mal” gibi gördüğü gerçeğini sorgulayacak. Baker, arkadaşlarının iş fikirleri bile olmadan, slush fonları, sahte şirketler ve yat partileri ile nasıl hedef haline getirildiğini açığa çıkaracak.
Görülmemiş Bir Gazetecilik Yaklaşımı
“Arkadaşlarımın köşeleri kestiklerini ve yeteneklerinin istismar edilmek istendiğini gözlemledim,” diyen Baker, Axios’a verdiği röportajda, 250’den fazla öğrenci, CEO, girişim sermayedarı, Nobel Ödüllü bilim insanı ve üç Stanford başkanları ile yapılan görüşmelere dayanarak bu kitabı yazdığını belirtiyor. Kitap, Baker’ın tanımıyla “dünya üzerinde büyük bir etkiye sahip tuhaf, para dolu bir alt kültürü” ifşa etmeyi amaçlıyor.
Gazetecilikte Yeni Bir Dönem Mi?
Baker, gazeteciliği konusunda zevk alarak büyüyen biri olarak, ünlü gazetecilerin ardından gelen bir isim. Babası New York Times’ın Beyaz Saray baş muhabiri Peter Baker, annesi ise The New Yorker’dan Susan Glasser. Arkadaşları girişim sermayesi fonları ve altı haneli başlangıç maaşlarının peşindeyken, Baker, ikinci yılında haber yapmayı tercih etti ve üçüncü yılını yazmaya ayırdı. Bu, Yaddo yazarlar misafirhanesinde geçirdiği iki ayı da kapsıyor.
Baker’ın bu seçeceği, gazeteciliğin şu anki zorluklarıyla karşılaştırıldığında daha da dikkat çekici. Geleneksel gazetecilik programları öğrenci bulmakta zorlanırken ve medya kuruluşları sürekli bir işten çıkarmayla karşı karşıyayken, Baker; hesap verme sorununa odaklanan, kariyerine yatırım yapan bir yıldız öğrenci olarak dikkat çekiyor. Onun, araştırmacı gazeteciliğe yeniden ilgi uyandıracak bir öncü olup olmayacağı zamanla belli olacak. Ancak, kitabının birçok üniversite öğrencisinin ilgisini çekeceğinden ve Silikon Vadisi’nde yankı uyandıracağından şüphe yok.


