Sheridan Smith: Gerçek Hayattan İlham Alan Bir Performans
Sheridan Smith, İngiliz film ve televizyon dünyasında dikkat çeken bir oyuncu ve şarkıcıdır. Gavin & Stacey dizisindeki Ruth “Rudi” Smith karakteri ile tanınsa da, gerçek hayattan karakterleri canlandırarak kendine ayrı bir yer edinmiştir. TV drama dizisi Cilla‘da, ünlü İngiliz şarkıcı ve televizyon sunucusu Cilla Black’in hayatını başarıyla yansıtmıştır. Bu rol, ona National Television Awards’ta en iyi dram performansı ödülünü ve TV Choice Awards’ta en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırmıştır. Ayrıca Mrs Biggs dizisinde, ünlü tren hırsızı Ronnie Biggs’in eşi Charmian Biggs rolünde de görülmüştür. Bu performansı da ona BAFTA TV Award’da en iyi kadın oyuncu ödülünü getirmiştir.
I Fought the Law: Ann Ming’in Gerçek Hikayesi
Son olarak, Smith, ITV’nin dört bölümlük draması I Fought the Law dizisinde Ann Ming karakterini canlandırmaktadır. Ann Ming, 1989 yılında 22 yaşındaki kızının cinayetinin mağdurudur. İki kez yapılmış yargılamadan sonra, sanık cinayeti kabul etmesine rağmen, 800 yıllık İngiliz ikili yargılama yasası nedeniyle yeniden yargılanamamıştır. Bu durum, ikili yargılama kuralının, bir kişiye aynı suçtan iki kez yargılanma imkanı tanımadığı için gerçekleşmiştir.
Ming, yasal değişim için 15 yıl süren bir kampanya yürütmüştür. Onun çabalarıyla, 2003 yılında Ceza Adaleti Yasası kabul edilmiş ve böylece bir kez beraat eden sanığın ciddi bir suçtan tekrar yargılanabilmesi için bir istisna oluşturulmuştur. Bu değişiklik, 2006’da kızı Julie’nin cinayeti için yeniden dava açılmasına olanak tanımış ve sanık ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.
Drama ve Gerçek Hayat: Zorluklar ve Entelektüel Çabalar
Jamie Crichton, I Fought the Law’u Ming’in kitabı For the Love of Julie üzerinden yazmıştır. Dizi, Ming ailesinin cinayetin ardından yaşadığı trajik ve etkileyici yolculuğu takip etmektedir. ITV’nin dizisi, polisin yaşadığı eksiklikler sonrasında Ann’in, sorumluları ortaya çıkarmak ve adalet sağlamak için gösterdiği mücadelenin derinlemesine incelendiği bir yapıdadır.
Dizi, 31 Ağustos’ta ITV ve STV’de başlayacak ve ardından Ming’in tarihi kampanyasını anlatan bir belgeselle devam edecektir. Smith ve Crichton, dizi yaratımı sırasında karşılaştıkları zorluklar ve Ming ile olan iş birliği hakkında THR’ye açıklamalar yapmışlardır.
Crichton, “Ann bu ülkede çok tanınan biri değil ama olması gerektiğini düşünüyorum,” demiştir. Bu bağlamda ikili yargılama kavramı da pek bilinmemektedir. Smith, rolüne hazırlanmak için çevrimiçi araştırmalar yapmış, belgesel izleyip, Ming’in kitabını okumuştur. Ming ile sadece bir kez tanıştığını söyleyen Smith, bu tanışma sonrası karakterin bazı mannerism’lerini taklit etmeye başladığını ifade etmiştir.
Gerçek Bir İnsan Rolünde Oynamak
Gerçek bir kişiyi oynamanın zorlukları üzerine konuşan Smith, “Gerçekten çok korkutucu bir durum, özellikle Ann gibi biri için,” diyerek sorumluluğunu vurgulamıştır. “Tam anlamıyla ona haksızlık etmeme ve hikayesini doğru anlatma sorumluluğu hissettim,” demiştir. Ayrıca, duygusal olarak Ann’in yaşadığı zorlukları hissetmek için yoğun bir çaba harcadığını belirtmiştir.
Smith, set sırasında karakterine uygun bir görünümde olmak için kostüm ve makyaj ekibi ile sıkı bir şekilde çalışmış ve bunu “büyülü bir çekim” olarak nitelendirmiştir. Ann Ming’in hikayesini anlatırken önemli olanın, bu olayın onun hikayesi olduğuna dikkat etmiştir.
Crichton, Smith’in Ming’i oynamasının önemine vurgu yaparak, “Eğer Smith ile bu projeyi gerçekleştirmemiş olsaydık, Ann hikayesini anlatmamız mümkün olmayabilirdi,” demiştir.
Dramatik Anlar ve Annesel Mücadele
Dizinin birçok sahnesinde Smith aktif bir şekilde yer alarak, Ming’in kararlılığını ve azmini izleyicilere aktarmıştır. “Ann sürekli bir kaygı içinde, kimse onu dinlemiyor ve kapılar yüzüne kapanıyor,” şeklinde açıklama yapmıştır. Bu kaygılı durum, Smith’in performansına derinlik katmış, seyircinin Anne’nin hislerini anlamasını sağlamıştır.
Dizinin önemli bir noktası, Ming’in kızının katilinin hiç bir şekilde adı anılmamıştır. Crichton, “Bu, Ann’in hikayesidir,” diyerek bu kararın önemine vurgu yapmıştır. Bu durum, cinayet mağdurlarının yaşadıkları acının özüne odaklanmayı hedeflemiştir.
I Fought the Law, sıradan bir cinayet dramından ziyade, güç mücadelesi, adalet arayışı ve insan ruhunun dayanıklılığını anlatan etkileyici bir yapım olarak izleyiciyle buluşmuştur. Smith’in derinlemesine performansı, Ann Ming’in ruhunu ve mücadele azmini başarılı bir şekilde yansıtmıştır.


