Trump yönetimi, geçen hafta Amerikalıların daha fazla protein tüketmesini teşvik eden yeni bir gıda kılavuzu açıkladı. Bu kılavuz, ters çevrilmiş bir gıda piramidi ile dikkat çekiyor; piramidin zirvesinde büyük bir kırmızı biftek, bir dilim peynir ve bir karton tam süt yer alıyor. Yönetim, bu açıklama ile sağlıklı yaşam konusunda daha önceki tavsiyelerden bir sapma yaşadığını belirtiyor. Önceden, Amerikalılara yüksek yağ içeren protein kaynaklarını, özellikle de kırmızı et ve tam sütü sınırlamaları öneriliyordu.
“Lavaş gölgesi geri döndü,” ifadeleriyle, Tarım Bakanlığı bir X paylaşımında Başkan Trump’ın süt bardağına dayanırken süt giydiği bir fotoğrafını paylaştı. Uzmanlar, bireylerin gıda sistemlerinin karbon ayak izi açısından değerlendirilmesinin adil olup olmadığı konusunda geniş tartışmaların sürdüğünü belirtiyor. Ayrıca, çevresel etkimizin büyük ölçüde endüstrilerin iş yapma şekline bağlı olduğunu vurguluyorlar. 2011’de ABD, gıda piramidini resmi kılavuz olarak kullanmayı durdurmuştu ve vatandaşların federal beslenme önerilerine uymadığı gözlemleniyor. Ancak eski hükümetin yeni diyet kılavuzları, Amerikan gıda üretiminde ve diyet alışkanlıklarında gerçek değişikliklere neden olursa, bu durum iklim değişikliğini hızlandıracak ek kirliliğe yol açabilir.
Richard Waite, Dünya Kaynakları Enstitüsü’nden tarım girişimleri direktörü, “Her eylemin önemi var, ve salınan ya da salınmayan her ton sera gazının önemi bulunuyor” diyor. Waite ve ekibi, yeni federal kılavuzlarla Amerikalıların daha fazla protein tüketmesinin iklim etkisini tahmin etti. Trump yönetimi, günlük vücut ağırlıkları için önerilen protein miktarını 1.2-1.6 gram olarak belirledi. ABD’de şu anda vatandaşlar günde yaklaşık 1.0-1.3 gram protein tüketiyor; bu da yeni önerilerin alt sınırında kalıyor. Ancak tavsiyenin üst sınırına çıkarlar ise, bu yaklaşık olarak %25’lik bir artışa denk geliyor.
WRI, Amerikalılar’ın daha fazla protein tüketiminin, her yıl 100 milyon dönüm ek tarım arazisi gerektirebileceğini tahmin ediyor; bu alan, Kaliforniya büyüklüğünde. Bunun iklim etkisi, yüz milyonlarca ton ek karbondioksit emisyonuna denk gelebilir. Ancak Waite, bunun sadece bir düşünce deneyi olduğunu belirtiyor. Federal anketler, Amerikalıların çoğunun çoğu gıda grubu ve besin maddesi için tavsiye edilenlerle uyumlu bir beslenme alışkanlığına sahip olmadığını gösteriyor. Sağlıklı yiyeceklerin maliyeti ve bulunabilirliği de önemli engeller arasında yer alıyor.
Kişilerin tükettiği protein kaynaklarının çevresel etkisi değişkenlik gösteriyor. Sığır gibi ruminant hayvanların daha fazla arazi gerektirdiği ifade ediliyor. Congo ve benzeri hayvanlar, insan gıdasına dönüştürülen yemleri daha az verimli bir şekilde işliyor ve metan gazı salınımına sebep oluyor. Frank Mitloehner, Kaliforniya Üniversitesi’nde hayvan bilimleri profesörü, nüansların sera gazı emisyonlarındaki büyük yükselişleri engelleyeceğini düşünüyor. Son zamanlarda Amerikalıların daha fazla tavuk tükettiği, ancak sığır tüketiminin son on yılda istikrarlı kaldığı bildiriliyor.
Önemli bir soru, sığır sayısının artıp artmayacağı. Mitloehner, şu anda hayvancılık sektörünün mevcut talebi karşılamakta zorlandığını belirtiyor. İklim koşullarından dolayı hayvan sayıları azalmakta ve sığır çiftçileri, daha önce Meksika’da tespit edilen zararlı parazitlerle mücadele etmeye hazırlanıyor. Çiftlikten ayrılan birçok üreticinin geri dönmeyeceği ifade ediliyor; bu durumda, uluslararası tedarikçilerin bu boşluğu doldurması da pek olası görünmüyor.
ABD’deki sığır sayısı rekor düşük seviyelere gerilemiş durumda. Daha önce 140 milyon sığırdan elde edilen et miktarına ulaşmak için, bugün 90 milyon sığır yeterli. Genetik ve besin değişiklikleri sayesinde hayvanların daha hızlı büyümeleri sağlanıyor. Bazı yem türlerinin, ineklerin metan salınımını azaltmaya yardımcı olabileceği de belirtiliyor.
Yine de, Trump yönetimi sera gazı kirliliği düzenlemelerini geri çekiyor ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı önlem alma çabalarını “yeşil dolandırıcılık” olarak nitelendiriyor. Bazı sağlık ve çevre savunucuları ise, Başkan Trump’ın ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’nın önceki bilimsel tavsiyeleri göz ardı ettiğini savunuyor. Yeni kılavuzların önemli bir kısmı, et ve süt endüstrisi ile bağlantılı uzmanların katkılarıyla hazırlandı.
Amerikan Kalp Derneği, son haftalarda doymuş yağların tüketiminin kalp sağlığına etkilerine dair uyarılarda bulunarak yeni kılavuzları desteklemiş olsa da, bu durum beslenme alışkanlıklarını ve çevresel etkileri de gündeme getiriyor. Peki, bu yeni öneriler doğrultusunda yapılan değişiklikler, Amerikan diyet desteğini ve çevre üzerindeki etkileri nasıl şekillendirecek?


