Los Angeles Kongre Merkezi’nde, Display Week etkinliği esnasında iki adet 85 inç televizyon yan yana sergilendi. Bir televizyon, süper kuantum noktaları ile donatılmış mini-LED paneldi; diğeri ise bu yılın en moda televizyon trendi olan RGB LED paneliydi. Her iki televizyon da aynı içeriği aynı anda göstererek iki teknoloji arasındaki farklılıkları vurguladı. Özelikle, süper kuantum noktasının (SQD) kullanıldığı arka ışığın, RGB LED arka ışıklarla karşılaştırıldığında olası zayıflıklarını gözler önüne serdi.
Nanosys’in ürettiği kuantum noktası, mini-LED televizyonun süper kuantum noktası içeren versiyonundaydı. Sağdaki cihaz TCL X11L olarak etiketlenirken, soldaki ise muhtemelen TCL RM9L modellerinden biriydi. Nanosys bu durumun doğruluğunu onaylamadı, ancak daha önce Hisense, Samsung, LG ve Sony’nin RGB LED televizyonlarını yerinde görmüştüm ve bu modellerden biri olmadığını belirtebilirim. Nanosys Pazarlama Başkan Yardımcısı Jeff Yurek, her iki televizyonun da Filmmaker Mode’da çalıştığını ve renklerin yerel olarak ayarlandığını, böylece en geniş renk gamının elde edildiğini bildirdi.
RGB LED televizyonları, ekranda gösterilen görüntüye göre renklendirilmiş bir arka ışık oluşturmak için kırmızı, yeşil ve mavi LED’leri gruplar halinde kullanır. Teorik olarak, bu, SQD’nin mavi arka ışığa sahip mini-LED’lerine kıyasla daha canlı ve doygun renkler sunar. Ancak, bu arka ışığın sağladığı renkli ışığın, aralarında farklı renklere sahip piksellere veya bölgelere sızması sonucu renk karışıklığı (color crosstalk) ortaya çıkar. Bu durum, canlı bir gömleğin kırmızı renginin, giyenin cilt tonuna kırmızı bir ton vermesine neden olabilir ve bu demosun amacı tam olarak bu durumu göstermekti.
Yapılan tüm gösterimlerde aynı video akışı her iki televizyona da iletildi. Bir slaytta, birbiriyle karşılaştırılmak üzere iki sıralı kutucuk vardı: mavi, yeşil, kırmızı, camgöbeği, macenta ve sarı gibi ana ve ikincil renkler ile ince beyaz bir çarpı simgesi altında her renk kutusunun altında bulunuyordu. RGB LED televizyonunda, üst sıradaki kutularda beyaz çarpı belirdiğinde, çevresindeki renklerin daha açık ve doyurucu hale geldiği kolayca görüldü. Renk karışıklığı, yalnızca üst sıradaki kutularda değil; orta sıranın kutularında da görünür hale geldi. Bu durumun televizyonların BT.2020 renk gamı ölçümleriyle de gösterildiği görüldü; beyaz çarpının eklenmesi, genel BT.2020 kapsamını azaltarak özellikle mavi ve yeşil renk noktaları üzerinde etkili oldu.
SQD televizyon, hiçbir renk karışıklığı göstermedi. Ayrıca, daha iyi bir kontrast sunarak dimming bölgelerinin sayısına bağlı. X11L’nin 20,000’e kadar dimming bölgesi olduğu iddia ediliyor; ancak Rtings’e göre 85 inçlik modeli 14,400’e sahip, bu da hala etkileyici bir rakam. Karşılaştırmadaki RGB LED televizyon ise yaklaşık 8,000 dimming bölgesine sahip. RGB televizyonlardaki her bir dimming bölgesi, minimumda üç LED’e sahip olmalı; bu da alan kaplar. Ancak arka ışık sadece mavi LED’lerden oluştuğunda, bir tek LED dimming bölgesi olabiliyor ve daha ince bir kontrol sağlıyor.
Tüm bu çizgiler, gerçek içeriklerde de hissediliyor. Hızlı hareket eden ve keskin geçişlerin olduğu bir aksiyon sahnesinde, özellikle cilt tonları açısından çevresindeki parlak renklerin etkilerinin farklılaşmasını değerlendirebildim. Gece sahnelerinde ise kontrast farkı belirgin hale geldi. Eğer RGB LED televizyon odada tek başına olsaydı, SQD televizyonla karşılaştırma yapılmadan aynı renk karışıklığı o kadar dikkat çekici olmayacaktı. Gözlerimiz, görsel sorunlara hızla uyum sağlayabiliyor; ancak karşılaştırmayı ortadan kaldırmak sorunu çözmüyor.
Bu, yeni bir bilgi değil. Sektör uzmanları, RGB LED televizyonlarda renk karışıklığı ihtimaline dair endişelerini CES 2025’te irdelemişti. Bu endişeler, bu yıl daha fazla RGB LED televizyon piyasaya çıktıkça çoğalmaktadır. OLED panellerinin üreticisi LG Display, RGB LED teknolojisiyle doğrudan rekabet halinde; birkaç hafta önce CES öncesi renk karışıklığı sorunlarına dikkat çeken videolar üretmişti. Ancak, hem Nanosys hem de LG Display’in RGB televizyon teknolojisini küçümsemek konusunda çıkarları olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir RGB LED televizyonun performansı, tüm RGB LED televizyonları temsil etmiyor. Hisense UR9 modelinde bir renk karışıklığı sorunu gözlemlemedim; ancak diğer RGB LED televizyonlarda gördükçe Hisense’in bu sorunu atlatmış olabileceğini düşünüyorum.
Gelecek yıllarda, teknoloji geliştikçe bu sorunların azaltılması bekleniyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla SQD açıkça bir adım önde gibi görünüyor. Peki, yeni televizyon almayı düşündüğünüzde, bu tür teknolojik detaylar sizin için ne kadar önemli?


