Anthropic, Kaliforniya federal mahkemesine gönderdiği iki yeminli beyanla, Pentagon’un şirketin “ulusal güvenliğe kabul edilemez bir tehdit oluşturduğuna” dair iddialarına karşı çıkarak, hükümetin iddialarının teknik yanlış anlamalara dayandığını savundu ve tartışma öncesindeki müzakereler sırasında bu iddiaların hiç gündeme gelmediğini belirtti.
Beyanlar, Anthropic’in Savunma Bakanlığı’na karşı açtığı dava çerçevesinde sunuldu ve 24 Mart Salı günü San Francisco’da Hakim Rita Lin önünde yapılacak bir duruşmadan önce gündeme geldi.
Tartışma, Şubat sonlarında Trump’ın ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, şirketin AI teknolojisinin askeri kullanımı konusunda sınırsız izin vermeyi reddetmesi sonrasında Anthropic ile bağlarını kopardıklarını duyurdukları zamana dayanıyor.
Beyanların sahibi olan kişiler, Anthropic’in Politika Sorumlusu Sarah Heck ve Kamu Sektörü Sorumlusu Thiyagu Ramasamy’dir.
Heck, Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da çalışmış bir Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisidir. Ardından Stripe’a ve daha sonra Anthropic’e geçerek, şirketin hükümetle ilişkilerini ve politika çalışmalarını yönetmektedir. Heck, CEO Dario Amodei’nin Savunma Bakanı Hegseth ve Pentagon’un Müsteşarı Emil Michael ile oturduğu 24 Şubat toplantısında bizzat hazır bulunmuştur.
Heck, beyanında hükümetin belgelerinde yer alan merkezi bir yanlış anlamayı vurguluyor: Anthropic’in askeri operasyonlar üzerinde bir tür onay rolü talep ettiği iddiasının gerçek olmadığını belirtiyor. “Anthropic’in Savunma Bakanlığı ile müzakerelerinde, ben veya başka bir Anthropic çalışanı böyle bir role ihtiyaç duyduğumuzu hiçbir zaman belirtmedik” diye yazıyor.
Pentagon’un, Anthropic’in teknolojisini operasyon sırasında devre dışı bırakma ya da değiştirme endişesinin müzakerelerde gündeme gelmediğini dile getirirken, bu durumun hükümetin mahkeme belgelerinde ilk kez ortaya çıktığını, dolayısıyla Anthropic’e tepki verme şansı tanınmadığını ifade ediyor.
Heck’in beyanında dikkat çeken bir diğer ayrıntı, Pentagon’un Anthropic ile ilişkilerinin kesildiği gün, 4 Mart’ta, Müsteşar Michael’ın Amodei’ye “çok yakın” olduklarını belirtmesidir. Bu iki konu, hükümetin şu an ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirdiği konulardır: otonom silahlar ve Amerikalıların kitlesel gözetimi.
Heck’in sunduğu e-posta, aynı zamanda Michael’ın daha sonra yaptığı açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, Pentagon’un resmi bir yetkilisinin iki tarafın bu konularda neredeyse uyumlu olduğunu belirtmesinin çelişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Ramasamy ise davaya farklı bir uzmanlık dalı getiriyor. 2025 yılında Anthropic’e katılmadan önce, hükümet müşterileri için AI dağıtımlarını yöneten Amazon Web Services’te altı yıl geçirdi. Anthropic’te, Claude modellerinin ulusal güvenlik ve savunma alanlarına entegre edilmesinde rol üstlenmiştir, bu da geçen yaz Pentagon ile duyurulan 200 milyon dolarlık sözleşmeyi içermektedir.
Ramasamy, hükümetin iddialarına karşın teknolojiyle askeri operasyonların nasıl etkileneceğine dair çıkan tartışmalara, bunun teknik olarak mümkün olmadığını belirtir. Claude, hükümet güvenli alanında bir üçüncü taraf tarafından işletilen “air-gapped” sistemine entegre edildiğinde, Anthropic buna erişemez; uzaktan kapatma düğmesi veya yetkisiz güncellemeleri gönderecek bir mekanizma yoktur. Modelde herhangi bir değişiklik için Pentagon’un açık onayı ve eylemi gerekmektedir.
Ramasamy, ayrıca hükümetin, Anthropic’in yabancı vatandaşları istihdam etmesinin şirketi bir güvenlik riski haline getirdiği iddiasını da reddediyor. Anthropic çalışanlarının ABD hükümeti güvenlik onay süzgecinden geçtiğini belirterek, “biliyorsunuz ki”, Anthropic yalnızca gizli ortamlarda çalışacak AI modelleri geliştiren güvenli personel bulunduran tek AI şirketidir.
Anthropic’in davası, tedarik zinciri riskinin – bir Amerikan şirketine uygulanan ilk kez bir sınıflama – şirketin kamusal olarak ifade ettiği AI güvenliği konularındaki görüşlerine karşı bir hükümet misillemesi olduğunu ve Birinci Değişiklik’i ihlal ettiğini savunuyor.
Hükümet ise bu hafta 40 sayfalık bir dosyada, bu çerçeveyi tamamen reddederek, Anthropic’in teknolojisinin tüm yasal askeri kullanımlarına izin vermemekle “ticari bir karar” aldığını ifade etmiş ve bu tedarik zinciri riskinin, şirketin görüşleri için bir cezalandırma değil, doğrudan bir ulusal güvenlik kararı olduğunu belirtmiştir.

