NASA, 2028 yılında astronotları Ay’a geri göndermeyi planlıyor, ancak bu hedefe ulaşmak için gerekli uzay araçlarını inşa etmek beklenenden çok daha zorlayıcı hale geldi. NASA’nın Müfettişler Ofisi tarafından yayınlanan yeni bir rapor, Artemis insan iniş aracı programının yalnızca gecikmeler ve teknik sorunlarla karşılaşmakla kalmayıp, aynı zamanda çözümsüz ekip güvenliği riskleriyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor.
İniş Araçlarındaki Güvenlik Riskleri
Raporda, kimi kritik test ve ekip hayatta kalma analizlerindeki boşluklar ortaya konulmuş. Bu boşluklar, SpaceX’in Starship İnsan İniş Sistemi (HLS) ve Blue Origin’in Blue Moon İniş Aracının her ikisi için de geçerli. Eğer bu iniş araçlarından biri felaket bir durum yaşarsa, NASA’nın uzayda veya ay yüzeyinde mahsur kalan ekibi kurtarma imkanı bulunmuyor.
“Artemis misyonları için bir kurtarma kapasitesi olmadan, HLS Ay yüzeyinde devre dışı kalırsa ya da bekleyen Orion veya Gateway ile Ay yörüngesinde birleşemezse, ekip kaybolacaktır,” ifadesi raporda yer almakta.
Artemis Programında Yeni Gecikmeler
Bu rapor, NASA’nın Artemis programını yeniden gözden geçirdiği ve mürettebatlı bir Ay inişi için hazırlık amacıyla bir test uçuşu eklediği bir dönemde geliyor. Yeni takvime göre, NASA’nın Artemis 4 misyonu 2028’de astronotları Ay yüzeyine geri getirmeyi deneyecek. Ardından, muhtemelen aynı yıl içinde bir başka mürettebatlı iniş misyonu (Artemis 5) gerçekleştirilecek.
Ekip Güvenliği Sorularına Işık Tutma Zamanı
NASA, ilk Artemis ekibini Ay’a 2027 ortalarında indirmeyi umuyordu ve bunu Starship HLS kullanarak yapmayı planlıyordu. Ancak, Ekim ayında ajans, SpaceX’in sözleşmesini önemli gelişim gecikmeleri nedeniyle yeniden açtı. Blue Origin ise güçlü bir rakip olarak öne çıktı ve şimdi bu iki şirket, 2028 misyonu için bir iniş aracını zamanında teslim etmek için yarışıyor.
Risk Yönetimi Sorunları
OIG raporuna göre, iniş aracı geliştirmesini hızlandırma çabasının teknik uygulanabilirliği, mali etkileri ve program takvimine etkileri hakkında kesin bir yargıya varmak için henüz erken. Bununla birlikte, raporun güvenlik endişeleri bulunmakta. NASA’nın bu iniş araçlarıyla ilgili tehlikeleri azaltma ve önleme konusunda proaktif olduğuna dikkat çeken OIG, ancak risk azaltma metodolojisinde boşluklar olduğunu keşfetti.
Örneğin, ajans yetkilileri programın NASA’nın “test gibi uçuş” kılavuzuna uyduğunu belirtmesine rağmen, rapor, SpaceX ve Blue Origin’in pilotsuz gösterim uçuşlarında bu ilkeleri uygulamak için fırsatların kaçırıldığını belirtmiştir. Ayrıca, NASA ve SpaceX arasında Starship HLS’in manuel kontrolleri karşıladığı konusunda bir anlaşmazlık var. Bu, mürettebatın gerekli olduğunda iniş aracını kontrol edebilmesi için hayati bir güvenlik özelliği. Blue Moon’un manuel kontrollerinin nasıl çalışacağı ise henüz net değil.
NASA’nın Gelecekteki Adımları
Raporda, NASA’nın HLS programı finansmanını daha iyi yönetmesi ve Artemis misyonları sırasında ekip güvenliği ve hayatta kalmayı artırması için alması gereken adımlar belirtiliyor. OIG, NASA’nın müteahhitlere hükümet desteğini takip etme ve bu desteğin değişmesi durumunda maliyetleri ayarlama konusunda net kurallar belirlemesini öneriyor.
Ayrıca, hem SpaceX hem de Blue Origin sözleşme dilinin bu yeni kuralları yansıtacak şekilde güncellenmesini, Manuel Uzay Uçuş Programı’ndan edinilen derslerin gözden geçirilmesini ve ekip hayatta kalma analizlerinin genişletilmesi için stratejiler içermesini öneriyor. NASA, bu önerilerin çoğunu uygulamayı kabul etti ancak ajansın bu konuda yorum yapmadığı bildiriliyor.
NASA, OIG’nin endişelerini gidermek için adımlar attıkça, zaman baskısı devam ediyor. Ajans, astronotları Çin’den önce Ay’a indirmek için ciddi bir baskı altında, bu nedenle HLS programının teknik engellerini aşmak ve kritik güvenlik endişelerini hızlı bir şekilde yanıtlamak zorundadır.


