Disney+’ın Doğuşu
2019 yılında, Disney’in karşısında bir karar vardı: Yeni büyük streaming hizmetinin ismi ne olacaktı? Amaç, Hulu’nun yapamadığı bir şekilde Netflix ile rekabet etmekti. İşte tam burada, matematiksel bir sembol tüm sorunu çözdü ve Disney+ doğdu.
Basit, akılda kalıcı ve tam anlamıyla tanımlayıcı bir isimle karşılaştık. “Disney, ve daha fazlası” anlamına gelen bu isim, sadece Disney hayranları için değil, genel izleyici kitlesi için de cazip bir seçenek sundu. İsim ne kadar güçlüydü? O kadar ki, medya endüstrisinin yarısı benzer isimlendirme yöntemine yöneldi. Hızla Paramount+, Apple TV+, Discovery+ ve AMC+ gibi yeni isimler ortaya çıktı. (Teknik olarak, Disney bu isimlendirme trendinin önüne geçti; çünkü ESPN+, bir önceki yıl piyasaya sürülmüştü.)
HBO Max’in Dönüşümü
Mayıs’ta, Warner Bros. Discovery‘nin Max markasını yeniden HBO Max olarak adlandırdığı haberi, bu isim değişikliklerini aklıma getirdi. Max, “Plus”a en yakın olan isimlerden biridir; tam bir kopya olmaksızın bu tanımı sağlıyor.
Son dönemde birçok streaming platformu isimlerini yenilemeye gitti ve kendileri için daha iyi bir kimlik arayışına girdi. Ancak bu süreç, hem tüketiciler hem de Emmy ödülleri için oylama yapanlar için kafa karıştırıcı hale gelebilir. AT&T’nin WarnerMedia‘yı Discovery ile birleştirerek kurduğu yeni yapının ismi de oldukça mantıklı bir şekilde Warner Bros. Discovery oldu. Ancak bu birleşim sonrası HBO Max, sadece Max olarak yeniden adlandırıldı. Bu, yeni platformun HBO’dan çok daha fazlası olduğunu ifade etme amacı taşıyordu, fakat çoğu kullanıcı için bu durum kafa karıştırıcı oldu.
Peacock ve Versant: İsimlendirme Taktikleri
2019’da NBCUniversal, Peacock ismiyle yeni bir platform başlattı. Eski NBC logosundan esinlenen bu isim, ilk ortaya çıktığında da şimdiki gibi oldukça sıkıcıydı. En güzel yanı, öncüsü Seeso kadar kötü olmamasıydı. Ne yazık ki, Peacock daha iyi bir isim olabilirdi, ancak bu isim de geçen zaman içerisinde pek bir anlam kazanmadı.
Bir diğer ilginç isimlendirme çabası ise Versant adıyla gündeme geldi. Önceden SpinCo olarak bilinen bu yeni şirket, Comcast tarafından sahiplenilen bir dizi kablo kanalı içeriyor. Ancak Versant isminin ne anlama geldiği konusunda pek bir bilgi yok.
Versant, daha çok bir ismin ötesinde bir tanım sunduğunu ve yeni, modern bir medya şirketi oluşturma fırsatını benimsediğini belirtmiştir. Ancak NBC için bu isimlendirme çabası gerçekten başarılı mıydı, tartışılır.
Sonsuz Rekabet ve Doğru Tagline
Tüm bu yeniden markalaşma çabaları, sektördeki oyuncular ve oylama yapanlar için daha fazla kafa karışıklığına yol açıyor. Tüketicilerin bu durumu nasıl hissettiğini tahayyül etmek zor değil.
Hatta Netflix bile bu isim arayışından kaçınmadı. Streaming pazarının lideri, bir zamanlar sadece arada sırada düzenlediği Tudum adlı tanıtım etkinliğini yeniden yapılandırdı. Tudum, her film veya diziden önce duyduğumuz o tanıdık ses efektinden adını aldı. Bu etkinlikte oldukça geniş bir içerik ve popüler yapımlar yer alıyordu.
Bunu anlamayı kolaylaştıran tek şey, iyi bir tagline olabilir. Örneğin ESPN, yeni tagline‘ını “Sports Forever” olarak duyurdu. Esasında bu, oldukça iyi bir tercih; çünkü eski slogan “The Worldwide Leader in Sports” da oldukça işlevseldi.
Starz ise yeni bir kampanya ile “We’re All Adults Here” sloganını tanıttı. Bu, markanın kim olduğunu ve neyi hedeflediğini net bir şekilde ifade ediyor. Starz, kadın ve Afro-Amerikan yetişkinler gibi belirli bir kitleye odaklanıyor ve bu strateji ile başarılı sonuçlar elde ediyor.
Marka Kimliği ve İmajı
Sonuç olarak, bazı şirketler kim olduklarını biliyor ve bu doğrultuda hareket ederken, diğerleri, özellikle Warner Bros. Discovery ve Versant gibi markalar, hâlâ kendi kimliğini bulma çabası içerisinde. Tüketicileri etkilemek ve rekabette öne çıkmak, kesinlikle günümüzdeki en büyük zorluklardan biri haline gelmiş durumda.


