Giriş
2021 yılında gerçekleşen Colonial Pipeline saldırısı, siber güvenliğin kritik altyapılar için ne denli hayati önem taşıdığını gözler önüne serdi. Zayıf kimlik doğrulama yöntemleri ve yönetilmeyen cihazlar, saldırganların iş sistemlerine ulaşmasına ve önemli hizmetlerin kesintiye uğramasına sebep olabiliyor.
Kritik Altyapılardaki Kimlik Tehditleri
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte sistemlerin birbirleriyle etkileşimi artmıştır. CISA, bu yeni zorluklara karşı öneriler sunarak, güvenin kabul edilemez riskler oluşturduğunu belirtmektedir. Özellikle operasyonel teknoloji (OT) ortamları için uygulanan bu prensipler, aşağıdaki faktörlere vurgu yapmaktadır:
- Varlık görünürlüğü
- Kimlik ve erişim yönetimi
- Segmentasyon
- İzleme
- Tedarik zinciri riski
Bununla birlikte, kritik altyapılar sadece OT sistemlerine bağlı değildir; iş kritik sistemlerin ihlali de ciddi zararlara yol açabilir.
Saldırı Nasıl Çalışıyor?
Saldırganlar, Volt Typhoon gibi gruplar aracılığıyla, saldırılarını gizleyerek kritik altyapıları hedef almaktadır. Uygulanan teknikler arasında şunlar bulunmaktadır:
- Vulnerable edge cihazların, örneğin router, firewall ve VPN ekipmanlarının istismarı
- Çalıntı yönetici kimlik bilgileri ve meşru hesaplar kullanarak sisteme erişim sağlamak
- “Yaşayarak yararlanma” tekniklerini kullanmak
U.S. ajansları, PRC destekli aktörlerin, kritik altyapı ağlarına sızarak yıllarca erişim sağladığını bildirmiştir.
Zero Trust Uygulaması: Neden Kimlik Tek Başına Yeterli Değil?
Zero trust modeli, bu tür saldırılara karşı önemli bir savunma mekanizması sunar. Ancak kimlik doğrulama, tek başına yeterli olmayabilir. Saldırganlar, oturumları kaçırma veya güvenilir araçları kullanarak ağda sızma yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, çok faktörlü kimlik doğrulaması (MFA) son derece önemlidir. Ancak yukarıda belirtilen durumlar, MFA’nın tamamlayıcı bir önlem olmaktan uzak olduğunu göstermektedir.
Çalışan Erişimi: İyi Bir Başlangıç Noktası
Çoğu kritik altyapı kuruluşu, OT sistemlerini hızla yeniden tasarlamak zorunda değildir; bunun yerine çalışanların kritik uygulamalara erişimlerini güçlendirmelidir. Çalışan erişim kontrolleri, kimlik, uç nokta güvenliği ve politika uygulama arasında kesişim noktasında yer alır. Bu durum, güvenlik ekiplerinin şu soruları sormasına olanak tanır:
- Bu doğru kullanıcı mı?
- Bu doğru kullanıcı mı, doğru cihazda mı, doğru koşullarda mı, bu özel kaynak için mi?
Zero Trust’taki Açıkları Kapatmak
Zero trust uygulamasındaki en büyük zorluk, çalışanların tek bir site veya ağ ile sınırlı olmamasıdır. Çalışanların cihazları farklı güvenlik profillerine sahip olabilir. Örneğin;
- Bir mühendis, yönetilen bir dizüstü bilgisayar kullanabilirken, finans departmanındaki bir çalışan, kişisel ve yönetilmeyen bir cihazla çalışabilir.
Zero trust modeli, bu farklılıkları idare edecek şekilde oluşturulmalıdır.
Erişim Kararlarını Güçlendirin
Kritik altyapının güvenliği için kimlik sistemlerinin güvenliği oldukça önemlidir. Burada, Specops gibi özel çözümler devreye girmektedir. Specops, kimlikleri belirli cihazlara bağlayarak zero trust prensiplerini uygulamada yardımcı olur.
Specops’un sağladıkları:
- Phishing’e karşı dayanıklı kimlik doğrulama, kullanıcıların yalnızca onaylı ve güvenilir cihazlardan giriş yapmasını sağlar.
- Aygıt güveni, her erişim isteğinde cihaz durumunu doğrular.
- Ağda erişim sağlayan her cihazı tam görünürlük, yönetilen ve yönetilmeyen cihazlara dair kontrol sağlar.
- Hızlı bir düzeltme aracı, sorunları çözmek için kullanıcılarına destek sunar.
Sonuç
Kritik altyapı kuruluşları, giderek daha karmaşık hale gelen saldırılara karşı sağlam güvenlik kontrollerine ihtiyaç duymaktadır. Okuyuculara önerimiz, sistemlerini güncellemeleri, çok faktörlü kimlik doğrulamasını (MFA) uygulamaları ve güvenlik politikalarını sürekli gözden geçirmeleridir. Uzun vadede, siber güvenlik stratejilerinizi güçlendirmek için güvenilir çözümlerle çalışmayı ihmal etmeyin.


