YouTube, bağımsız sanatçıların kariyerlerine adım attıkları bir platform olmasının yanı sıra, son yıllarda Hollywood’un en heyecan verici yeni korku yönetmenlerine kapı aralamaya da başladı. Talk to Me, Iron Lung ve Obsession gibi filmlerin yapımcıları, projelerini bağımsız olarak internete yükleyerek kendilerine geniş bir izleyici kitlesi oluşturdu. Eğer bu internet ünlüleri olmasaydı, belki de stüdyoların onları büyük projelere alma şansı olmayacaktı.
Kane Parsons, 4chan mizahı üzerine inşa ettiği bir video serisi sayesinde A24’ün dikkatini çekti ve stüdyonun yeni filmi olan Backroomsun yönetmeni oldu. Backrooms’un rahatsız edici estetiği, Will Soodik tarafından yazılan senaryosu ve izleyiciye gerçekte neler olduğunu belirsiz bırakışı, bu yeni nesil korku yazarlarının YouTube’da büyüyüp seslerini bulmalarına vurgu yapıyor.
Son dönemde yaptığı bir konuşmada Parsons, Backroomsu sinemaya uyarlamanın en zorlayıcı yanlarından birinin, hikayesini geniş bir kitleye ulaştırmak olduğunu belirtti. Kısa süreli hayranların derinlemesine bilgi bekleyebileceklerini bilse de, YouTube’daki deneyimleri ona, yalnızca mevcut hayran kitlesine hitap etmenin sorun yaratabileceğini öğretmiş.
Kısa filmleri, Backroomsda neyin işe yaradığını yansıtmak adına bir derinliğe sahip olmasını gerektirdi. Kısa videoların izleyicileri her an duraklatıp geri sarabilecekleri içerik olduğu için, bu tarz bir anlatım biçimi yeni izleyiciler için karışık ve yoğun hale gelebilir. Ancak, film için daha somut ve güçlü bir anlatım merkezi olmasını sağlamanın önemli olduğunu düşünüyor.
Filmin temelinde duygusal bir bağ kurmak var. Parsons, önceki videolarındaki farklı mekânların aşırı derecede gösterilmesinin izleyicileri bunaltmaması gerektiğini savunuyor. Backrooms, izleyicileri bir dış boyut olan karmaşık bir labirentte dolaşmaya davet eden korkutucu bir hikaye anlatıyor. Bir mobilya satıcısı (Chiwetel Ejiofor), başarısız dükkanının altındaki Backrooms’a bir portal bulduğunda, bu yerin ne olduğunu ve niçin insan yapımı nesnelerle dolu olduğunu çözmeye obsesyon hale geliyor. Ancak, bu mekanda geçirdiği zaman onun gerçeklik algısını kaybetmesine neden oluyor.
Stüdyoların projeleri yeşil ışıkla desteklemesine olanak tanıyan faktörlerden biri korku filmlerinin düşük maliyetli ve çoğunlukla yüksek kazanç sağlayabilme potansiyeli. Backrooms’un yapım bütçesi 10 milyon dolarken, açılış haftasında 45 milyon dolarlık kazanç elde etmesi bekleniyor. Genç yönetmenler, geniş hayran kitlelerine sahip olduklarında daha güvenilir birer yatırım olarak görülüyor.
Backrooms öncesinde Danny ve Michael Philippou’nun Talk to Me filmi, 4.5 milyon dolarlık bir bütçeyle 92 milyon dolardan fazla kazanç sağladı. Mark “Markiplier” Fischbach’ın bağımsız yapımı Iron Lung ise 50 milyon dolarlık gelir elde etti. Şu anda, Ti West‘in serisi gibi birçok düşük bütçeli korku filmi kültürel bir iz bırakıyor ve seyirciler bu tür filmleri görmeye istekli.
Parsons, YouTube’un onun kariyerine adım atmasında büyük bir rol oynadığını kabul etse de, internetin sunduğu yoğun hayran ilgisinin hem zevk hem de zorluk getirdiğini biliyor. Günümüzün medya analizine dikkat eden topluluklarında, bir yaratıcı olarak bu dinamiklere karşı mesafe koymanın önemine vurgu yapıyor.
Bu büyüyen içerik üretimi dünyasında, aradığınız teknolojik ve sanatsal yeniliklere ne kadar meraklısınız?


