Kate Barton, 7 Ekim Cumartesi günü New York Moda Haftası’nda en son koleksiyonunu tanıtacak. Ancak bu koleksiyon, beklenmedik bir teknoloji ile destekleniyor. Barton, Fiducia AI ile iş birliği yaparak, konukların koleksiyon parçalarını tanıyabilmesi ve sanal olarak deneyebilmesi için çok dilli bir yapay zeka asistanı geliştirdi. Bu asistan, IBM Cloud üzerinde inşa edilen IBM Watsonx ile oluşturuldu.
TechCrunch, Barton ve Fiducia AI’nın kurucu ve CEO’su Ganesh Harinath ile şov öncesi bir görüşme gerçekleştirdi.
Barton, teknolojinin düşünce tarzının bir parçası olduğunu belirtiyor. Gerçek ve görünmeyen arasında oynamayı seviyor ve yapay zeka ile set tasarımı kullanma fikrinin, “koleksiyonun dünyasına açılan bir kapı” olduğunu ifade ediyor. Modern teknolojinin, kıyafetlerin nasıl sunulduğuna dair dünyayı genişletmek için bir araç olduğunu vurguluyor.
Harinath, Barton’un sunumunu gerçekleştirebilmek için IBM Watsonx, IBM Cloud ve IBM Cloud Object Storage kullandıklarını belirtti. Bu teknoloji, Barton’un yeni koleksiyonundaki parçaları algılayan ve her dilde sesli ve yazılı sorulara yanıt veren görsel bir AI lensi ile donatılmıştı. Ayrıca, fotogerçekçi sanal deneyimleri de sunuyor.
Barton, teknolojiyi her zaman giyimde bir şıklık yaratmak için kullandığını ifade ediyor. Geçtiğimiz sezon da Fiducia AI ile iş birliği yaparak, yapay zeka modelleri üzerinde denemeler yaptı. Moda haftasında markaların, özellikle teknoloji ve yapay zeka kullanıp kullanmayacağı üzerine bazı tartışmalar yaşandı. Barton, birçok markanın yapay zekayı sessizce kullandığını, genellikle operasyonel alanlarda yer aldığını düşünüyor. “Belki de daha azı, potansiyel itibariyle risklerden dolayı bunu açıkça kullanıyor” diyor.
Harinath, birçok markanın yapay zekayı denemekte olduğunu, fakat çoğu uygulamanın yüzeysel kaldığını belirtti. Chatbotlar, içerik üretimi ve iç verimlilik araçları gibi uygulamaların yaygın olduğunu vurguladı. Barton’nın görüşüne göre, daha iyi prototipleme, daha iyi görselleştirme ve daha akıllı üretim kararları almak mümkün; bu süreçte insan yaratıcılığı asla göz ardı edilmemeli.
“Eğer teknoloji insanların yerini almak için kullanılıyorsa, ben buna katılmıyorum” diyor. İzleyicilerin düşünce seviyesinin yüksek olduğunu, icat ile kaçış arasındaki farkı kolaylıkla ayırt edebileceklerini belirtiyor. AI’nin modada daha rutin hale geleceği ve 2028 yılına kadar normalleşeceğine inanıyor. Harinath, 2023’te ise bunun perakendeciliğin operasyonel çekirdeğine yerleşeceğini öngörüyor.
“Bu teknolojinin çoğu zaten mevcut — şimdi fark yaratacak olan, doğru ortakları bir araya getirip, bunu sorumlu bir şekilde işletilebilir hale getiren ekipler oluşturmak” diyor. IBM Consulting’in Küresel Tüketici, Seyahat ve Ulaşım Endüstrileri Müdürü Dee Waddell de bu görüşe katılıyor. Gerçek zamanlı bağlamda ilham, ürün zekası ve etkileşimin bir araya geldiğinde, AI’nin bir özellikten çıkıp ölçülebilir rekabet avantajı sağlayan bir büyüme motoruna dönüşeceğini belirtiyor.
Ancak şimdilik, bu etkinlik var. Barton, “Modanın en heyecan verici geleceği otomatik moda değil” diyor. “Yeni araçları, el sanatını yükseltmek, daha derin hikayeler oluşturmak ve daha fazla insanı deneyime katmak için kullanmak, bunu yaparken de kıyafetleri gerçekten değerli kılan insanları dışlamamak” isteğini vurguluyor.
Sizce teknoloji, moda dünyasını ne yönde etkileyecek?


