Derin okyanus yaşamı, sıcaklık, tuz ve hareket eden su gibi faktörlerle şekillendirilmiş gizli bölgelere ayrılır. Botrynema denizanası gibi birçok canlı, neredeyse sabit bir yurt olarak tanımlanacak dar koşul bantlarında kalmayı tercih eder. Ancak, bir deniz canlısı alışılmış bölgesinin çok uzaklarında belirdiğinde, hem hayvanın hem de okyanusun kendisi hakkında pek çok soru gündeme gelir.
Batı Avustralya Üniversitesi’ndeki deniz bilimcilerin yaptığı yeni bir araştırma, Botrynema cinsine ait derin deniz denizanasalarının okyanustaki dağılımının, Kuzey Atlantik’te daha önce bilinmeyen biyocoğrafik bir bariyeri ortaya çıkarabileceğini ortaya koydu. Araştırmada, yaygın olarak buza erişimi olan Arktik sularında yaşayan bir Botrynema denizanasasının, Florida yakınlarındaki karanlık subtropikal sularda, yurdunun çok güneyinde yüzdüğü bulundu.
Botrynema Denizanasıları: Yüzen Canlılar
Çoğu denizanasası, yüzer, çan şeklindeki medusa ve kayalara ya da diğer yüzeylere yapışan bir aşama arasında geçiş yapar. Ancak, bu çalışmadaki grup olan Trachymedusae, bu ikinci aşamayı atlar. Bu denizanasaları, yaşamlarının tamamını sürüklenerek geçirir ve diğer birçok denizanasasının sahip olduğu tipik “polip” aşamasına sahip değildir.
Bu grup içinde, araştırma ekibi özellikle Botrynema brucei ellinorae adındaki bir alt tür üzerinde yoğunlaştı. Yaklaşık bir yüzyıldır, Botrynema brucei‘nin kutup bölgelerinde ve birçok okyanusun derin sularında bulunan yaygın bir tür olduğu düşünülmekteydi.
Botrynema’nın Haritalardaki İzleri
Çalışma, üç bağlantılı soruyu yanıtlamayı amaçladı: Botrynema’nın dünya üzerindeki dağılımı nasıldır? İki vücut şekli genetik olarak nasıl ilişkilidir? Ve nasıl olup da daha çok Arktik bir alt tür olan bu denizanasası, Florida yakınlarındaki derin subtropikal sularda bulunmuştur?
Araştırmacılar, fiziksel özellikler, DNA dizileme, bulgu haritaları ve 100 yıldan fazla yayımlanmış kayıtları bir araya getirerek bu soruları yanıtlamayı hedeflediler. Ayrıca, küresel biyolojik çeşitlilik veritabanlarından elde ettikleri verileri inceleyerek yanıltıcı girişleri çıkardılar ve daha sonra Botrynema’nın yaşam alanlarını belirlemek için güvenilir kayıtları küresel bir haritaya yerleştirdiler.
Kuzey Denizi’nde Denizanası Avları
Tarihsel veriler yardımcı oldu, ancak ekip yeni materyallere de ihtiyaç duydu. Norveç’in Arktik sularında yapılan bir araştırma programı, Botrynema brucei ellinorae denizanasılarından onlarcasını plankton ağlarıyla yakaladı. Bilim insanları, her denizanasısını fotoğraflayarak, kabuğunda çıkıntı olup olmadığını kaydetti ve bunları genetik analiz için korudular. Bu kuzey örnekleri, karşılaştırma için modern ve iyi belgelenmiş bir set oluşturdu.
Pale Pembesi Yüzen Canlı
Kuzeydoğu Florida açıklarında, 1,000 metre derinliğinde gerçekleştirilen bir derin deniz araştırması sırasında, bir uzaktan kumanda ile kontrol edilen araç deniz tabanını araştırdı ve karanlıkta yüzmekte olan bir denizanasası kaydetti. Elde edilen görüntü ve canlı örnekten, bunun Botrynema’ya ait olduğu anlaşıldı. Çanının tepe kısmında karakteristik bir apikal çıkıntısı ve açık pembe renkte gonadları vardı.
Genetik Veriler Ne Gösterdi?
Laboratuvara döndüğünde, ekip, o derin Atlantik denizanasasının DNA’sını ve Arktik ile subarktik örneklerden gelen DNA’yı çıkardı. Sonuçları onları şaşırttı. Yeni denizanasasının DNA’sı, Botrynema brucei ellinorae grubunun içinde toplandı ve en yaygın Arktik dizisinden yalnızca az bir fark gösterdi. Bu, güneydeki canlıların ayrı bir sıcak su türü olmadığını, esasen Arktik bir alt tür olduğunu gösteriyor.
Okyanus Bariyerleri ve Botrynema
Sonuç olarak, bu denizanası hikayesi, okyanusun kendisinin çizdiği görünmez bir sınırla ilgilidir. Derin akıntılar, Arktik derin deniz canlılarını binlerce kilometre güneyde taşıyabiliyor; ancak, Kuzey Atlantik Drift bölgesindeki “yumuşak bariyer,” hangi denizanası türünün orada yaşamını sürdürebileceğini belirliyor. Kuzeyinde, hem çıkıntılı hem de çıkıntısız türler uygundur; ancak güneyinde yalnızca çıkıntılı tür yaşam mücadelesi verebiliyor. Bu çalışma, sıcaklık, kimya ve besin ağlarındaki gizli değişikliklerin yaşamın nerede var olup olmadığını nasıl şekillendirebileceğini göstermektedir.
Çalışmanın tam metni, Deep Sea Research dergisinde yayımlandı.


