James Webb Uzay Teleskobu ile çalışan gökbilimciler, JADES (JWST Gelişmiş Derin Ekstragalaktik Araştırma) programı kapsamında büyük bir keşifte bulundular. Erken Evrende bulunan en büyük kara deliklerden biri haline gelen süper kütleli kara deliği GN-1001830 keşfettiler.
Bu kara deliğin özelliği, ev sahibi galaksinin kütlesinin yaklaşık %40’ını oluşturması, süper kütleli kara deliklerin ise tipik olarak kendi galaksilerinin kütlesinin yalnızca yaklaşık %0,1’ini oluşturmasıdır. Bu durumda GN-1001830 hareketsizdir ve çevredeki gazı çok düşük bir oranda emer.
Bu cismin kütlesinin yaklaşık 40 milyon güneş kütlesi olduğu tahmin edilmektedir. Büyük Patlama’dan sadece 800 milyon yıl sonra var olduğu düşünüldüğünde bu rakam özellikle etkileyicidir. Karşılaştırıldığında, Samanyolu’nun merkezindeki süper kütleli kara delik Yay A*’nın kütlesi yaklaşık 4,3 milyon güneş kütlesidir.
Bilim adamları, bu kadar büyük nesnelerin büyümesinin, Eddington sınırını (yıldız nesnelerinin kütlesi ve parlaklığına ilişkin teorik üst sınır) aşan hiperaktivite dönemlerinin değişmesi ve uzun dinlenme süreleri yoluyla gerçekleştiğini varsayıyorlar. Hareketsizlik dönemleri 100 milyon yıla kadar sürebilir; birikim oranları Eddington sınırının 0,02’sine kadar düşebilir ve 5-10 milyon yıl süren süper-Eddington birikim dönemleriyle kesintiye uğrar.
Bu kadar büyük kara deliklerin oluşumunu açıklayan çeşitli teorik modeller var. Bunlardan biri, ilkel gaz bulutlarının doğrudan kara deliklere (“ağır tohumlar”) çöktüğünü varsayıyor, diğeri ise güçlü birikim patlamaları yoluyla “hafif tohumların” gelişimini anlatıyor. Ancak araştırmacıların belirttiği gibi, GN-1001830’un özelliklerini açıklayan temel faktör, oluşum mekanizmasından bağımsız olarak süper-Eddington birikim aşamalarının varlığıdır.
Keşif, araştırmacılardan biri olan Juodzbalis’in tez çalışmasının ilk sonucuydu ve bu bulgunun gerçek önemini anlamanın zaman aldığını itiraf etti. Bu olağandışı kara deliğin keşfi yalnızca muazzam kütlesi nedeniyle mümkün oldu, çünkü aktif olmayan kara deliklerin, birikim diskinden gelen radyasyon eksikliği nedeniyle tespit edilmesi son derece zordur.


