İki Ülke Arasındaki Nükleer Görüşmeler: Gerilimler ve Beklentiler
Nükleer Görüşmelerin Yeniden Başlaması
15 Şubat 2026 itibarıyla, Washington ve Tahran arasında nükleer görüşmelerin ikinci turu başladı. Geçtiğimiz günlerde ABD, Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderdi ve bu durum müzakerelerin çerçevesini etkileyen gerilimleri artırdı. ABD Başkanı Donald Trump, diplomatik çözümler konusunda iyimser olduğunu belirtse de, Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha temkinli bir tutum sergiledi.
Gerilimler ve Askeri Hazırlıklar
ABD, Tahran’la yürütülen görüşmeler öncesi askeri hazırlıklarını artırdığını, olası bir başarısızlık durumunda uzun süreli askeri müdahale planlarının yapıldığını açıkladı. Trump, İran’ın nükleer programından ödün vermesi için baskı altına alındığını, bu durumun müzakerelere olumlu yansıdığını belirtti. Ayrıca, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, Tahran’ın adil bir anlaşma amacıyla müzakerelerde bulunduğunu, ama tehditlere boyun eğmeyeceklerini vurguladı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Talepleri
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’dan 440 kilogram yüksek zenginleştirilmiş uranyumun nerede bulunduğunu açıklamasını istiyor. Ayrıca, bombalanan Natanz, Fordo ve İsfahan gibi tesislerdeki denetimlerin yeniden başlamasını talep ediyor. İran, bu anlaşmazlığın bir sonucu olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. Bu bağlamda, İran geçtiğimiz günlerde burada bir askeri tatbikat gerçekleştirdi.
İç Politika ve Protestoların Etkisi
İran yönetimi, son zamanlarda iç politikada ciddi baskılarla karşı karşıya. Ocak ayındaki büyük protestolar, İran halkının liderliğe karşı duyduğu memnuniyetsizliği gözler önüne serdi. Tahran, milyonlarca insanın özgürlük talepleriyle sarsılan bir toplulukla mücadele etmeye çalışıyor. Protesoların ardında, eski Şah’ın oğlu Reza Pahlavi’nin çağrıları da etkili oldu.
Zorlu Bir Anlaşma Süreci
Dışişleri Bakanı Rubio, Tahran’la müzakerelerin zorlu geçeceğini belirtirken, İran’ın nükleer zenginleştirme programından vazgeçmesi ve balistik füzeleri konularında Washington’ın taleplerinin ana engeller arasında yer aldığını ifade etti. İran ise her iki konuya da kesin bir şekilde karşı çıkıyor.
İran ve ABD arasındaki nükleer müzakereler, yalnızca iki ülkenin geleceğini değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliği de etkileyen önemli bir süreçtir. Gerilimler, nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarının önemini daha da artırmaktadır. Her iki tarafın da uygun bir anlaşmaya ulaşmak için adım atması gerekecek; aksi takdirde, silahlı çatışmaların tekrar gündeme gelmesi ihtimali oldukça yüksektir.


