İngiltere, Fransa ve Kanada’nın İhlallere Karşı Tutumu
İngiltere, Fransa ve Kanada, İsrail’in yeniden başlattığı askeri operasyonlarını durdurmazsa "somut adımlar" atma tehdidinde bulundu. Bu açıklama, üç ülkenin liderleri tarafından yapıldı. Keir Starmer, Emmanuel Macron ve Mark Carney, Gazze’deki insanlık krizinin kabul edilemez olduğunu belirterek, bu durumu kınadı. Ülkeler, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlemesine de karşı çıkarak, hedefli yaptırımlar konusunda uyardı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Gideon’un Arabaları Operasyonu ile Gazze’yi kontrol altına alma çabası içerisinde, bölgeye gıda, yakıt ve tıbbi yardım ulaştırılmasını engelledi. Netanyahu, bu üç ülkenin, şu anda pek çok İsrailli esiri elinde tutan Hamas’a “büyük bir ödül” sunduğunu öne sürdü.
İsrail’in Tehditlere Yanıtı
Liderler, Netanyahu’nun, üç aydan beri süren tam ablukadan sonra birkaç kamyonun Gazze’ye girişine izin vermesini "yetersiz" olarak nitelendirerek, İsrail hükümetinin uluslararası insani hukuku ihlal etme riski taşıdığını vurguladılar. Husam Zumlot, İngiltere’deki Filistin Büyükelçisi, üç ülkenin yapabileceği en önemli şeyin İsrail’e silah ambargosu uygulamak olduğunu ifade etti. Zumlot, Birleşik Krallık’ın bazı silah ihracatlarını askıya almasının yetersiz olduğunu belirtirken, ambargonun kapsamlı olması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu
Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun "savaş suçlularının" yargılanması konusunda destek vermesi gerektiğini ifade etti. Zumlot, Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı ile işbirliği yapılmasını istedi. Öte yandan, Francesca Albanese, Birleşmiş Milletler’in işgal altındaki Filistin toprakları için özel raporeri, tehdit edilen yaptırımların kimlere uygulanacağı konusunda belirsizlik yaşandığını belirtti.
İnsani Yardım ve Siyaset
Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İsrail’in ablukayı kısmen kaldırmasının "tamamen yetersiz" olduğunu söyledi. Barrot, "İsrail hükümetinin insani yardımları engelleyerek Gazze’yi bir ölüm tuzağı haline getirdiğini" ifade etti. Üç ülkenin yanı sıra 23 ülke daha, Gazze’ye yardımların girmesi için ortak bir bildiri yayımladı ve bu bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekti.
Bildiride, insani yardımın asla siyasallaştırılmaması gerektiği vurgulandı. İsrail’in, ABD destekli Gazze İnsani Vakfı aracılığıyla yardımları kontrol etme çabalarının risk taşıdığı belirtilerek, bu durumun Birleşmiş Milletler’in rolünü tehlikeye attığı ifade edildi.
İnsan Hakları İhlalleri ve Dünya Tepkisi
Amnesty International, dünyanın 80 gün süren "yaygın açlık ve büyük bir soykırım" karşısında harekete geçmesi için baskı yapmasının oldukça utanç verici olduğunu belirtti. Bu bağlamda, dünya genelinin gözlerini İsrail’e çevirmesiyle birlikte, askeri operasyonların artması, geleceğe dair endişeleri de beraberinde getirdi. Al Jazeera muhabiri Hamdah Salhut, Netanyahu’nun “neticede zafer” elde etme arzusunun, uluslararası baskılara karşı bir etki yaratıp yaratamayacağını sorguladı.
Sonuç Olarak
Uluslararası toplumun, İsrail’in Gazze’de hayata geçirdiği askeri operasyonları ve insani yardım engellemelerini durdurmak amacıyla daha etkili ve kapsamlı adımlar atması gerekmektedir. İhlallerin sürmesi durumunda, global aktörlerin harekete geçmesi konusunda tartışmalar devam edecektir. Bu bağlamda, insan hakları ihlallerinin önlenmesi ve mağdurların desteklenmesi için kolektif bir yaklaşım benimsenmesi kaçınılmazdır.


