ABC, Federal İletişim Komisyonu’na (FCC) karşı koyuyor. Ajans, The View adlı programın siyasi adayların yayın süresini incelemeye aldı. FCC’ye gönderilen bir mektupta, ABC, komisyondan gelen bu adımların, “mevcut idareye dost olmayan” programları hedef alarak editoryal bağımsızlığı tehdit ettiğini savunuyor.
Şubat ayında, FCC Başkanı Brendan Carr, The View programının, Temsilci James Talarico ile yapılan bir görüşmeden sonra, “gerçek” haber programı olarak sınıflandırılmasını yeniden değerlendirileceğini belirtti. Bu sınıflandırma, programı, aynı görev için yarışan adaylara eşit yayın süresi verilmesini gerektiren “eşit zaman kuralı”ndan muaf tutuyor.
ABC, Şubat ayındaki araştırmaya yanıt olarak, “Birinci Ek Madde hükümetin bir editör koltuğuna oturmasına izin vermez. Ancak Komisyon şimdi o koltuğa oturmayı öneriyor; hangi yayın programlarının meşru haber sayılacağına karar veriyor ve gerekenleri ise, asla konuk olarak ağırlamak istemedikleri kişilere yayın sürelerini devretmeye zorlamaya çalışıyor,” şeklinde ifade ediyor.
FCC, 2002 yılında The View programını gerçek bir haber programı olarak belirlemişti. ABC, o günden bu yana programın değişmediğini, ancak çevresindeki “siyasi iklimin” değiştiğini belirtiyor. “Komisyon, gündüz ve geç saat televizyon programlarına odaklandı,” diyor ABC. Eski Late Show sunucusu Stephen Colbert, FCC’nin değişen politikaları nedeniyle, Şubat ayında Temsilci Talarico ile bir röportaj yapmasına CBS tarafından engel olunduğunu ifade ediyor. Semafor ise, FCC’nin sorgulanmasının ardından The View‘un siyasi adayları ağırlamaktan kaçındığını bildiriyor.
ABC, “Güçte bulunanlara hoş gelen politikaları savunan bir muafiyet, hiçbir şey korumaz; bugün bir programa verdiği koruma, yarın başka birine verilmeyebilir, zira terazinin dengesi el değiştirecektir — ki bu kaçınılmazdır,” diye belirtiyor.
Nisan ayında, FCC, Disney’e ait ABC istasyonlarının, şirketin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık politikalarının bir parçası olarak, erken lisans yenileme başvurusu yapmalarını istedi. Bu durum, ajansın yayıncıların yayımladığı içerik üzerindeki müdahale endişelerini artırdı.
Sizce editoryal bağımsızlığın korunması adına hangi adımlar atılmalıdır?

