Hint Diyarından Havalanan Girişim: Airbound, Drone Teslimatında Çığır Açmaya Hazırlanıyor
Hindistan merkezli drone girişimi Airbound, Lachy Groom liderliğindeki tohum yatırım turunda 8,65 milyon dolar fon topladı. Bu önemli finansman, şirketin özel bir hastaneyle yürüttüğü drone teslimat pilot programına güç katarken, aynı zamanda ultra hafif, kanat-gövde birleşimli hava araçlarıyla 1 sentlik teslimat hedefi doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
- Hint Diyarından Havalanan Girişim: Airbound, Drone Teslimatında Çığır Açmaya Hazırlanıyor
- Genç Bir Girişimcinin Büyük Hayali: Naman Pushp ve Airbound’un Doğuşu
- 1 Sentlik Teslimat Hayali: Enerji Verimliliğinde Devrim
- Mevcut Drone Teknolojisindeki Açıkları Kapatmak: Aerodinamik Verimliliğin Önemi
- Hafif ve Verimli Tasarım: Airbound’un Farkı
- Girişimcilik Yolculuğu: Hackathon’dan Yatırıma
- Lityum İyon Pil Teknolojisi: Uzun Ömürlü ve Ekonomik Çözüm
- Maliyetleri Düşürme Hedefi: Geleceğe Yatırım
- Pilot Program ve Hedef Pazarlar: Büyüme Stratejisi
- Finansman ve Ekip: Güçlü Bir Altyapı
Bu tohum yatırım turuna Humba Ventures ve Airbound’un mevcut yatırımcısı Lightspeed Venture Partners’ın yanı sıra Tesla, SpaceX ve Anduril’in üst düzey yöneticileri de katıldı. Bu geniş yatırımcı yelpazesi, Airbound’un potansiyeline duyulan güveni ve drone teslimat sektöründe yaratabileceği devrimi gözler önüne seriyor.
Genç Bir Girişimcinin Büyük Hayali: Naman Pushp ve Airbound’un Doğuşu
2020 yılında o dönemde henüz 15 yaşında olan ve şu an 20 yaşında olan Naman Pushp tarafından kurulan Airbound, dikey olarak konumlanan ve bir roket gibi dik bir şekilde fırlayan kuyruk oturağı tasarımına ve karbon fiber çerçeveye sahip bir hava aracı geliştirdi. Şirketin temel hedefi, geleneksel yöntemlere göre 20 kata kadar daha düşük maliyetle ve mevcut drone teslimat sistemlerine göre önemli ölçüde daha ucuza paket teslimatı yapmak.
Airbound’un hava aracı, daha yaygın olan dört pervaneli (quadcopter) yapılandırması yerine, kanat-gövde birleşimli bir şekle ve iki pervaneye sahip. Bu tasarım, hava aracının bir roket gibi kalkmasını ve bir uçak gibi uçmasını sağlıyor. Bu sayede hem dikey kalkışın avantajlarından yararlanılıyor hem de yatay uçuşta aerodinamik verimlilik artırılıyor.
1 Sentlik Teslimat Hayali: Enerji Verimliliğinde Devrim
Airbound’un kurucusu ve CEO’su Pushp’un açıklamalarına göre, şirket, malları taşımak için kullanılan enerji kullanımını yeniden düşünerek 1 sentlik teslimatları hedefliyor. Hindistan’da genellikle 3 kilogramın altındaki yükleri taşımak için elektrikli iki tekerlekli araçlar kullanılıyor. Ancak bu araçların kendileri yaklaşık 150 kilogram ağırlığında ve kilometre başına enerji maliyeti yaklaşık 2 ₹ (yaklaşık 0,02 ABD doları).
Airbound, TRT adı verilen drone’u kullanarak bu maliyeti 10 paise’ye (yaklaşık 0,001 ABD doları) kadar düşürmeyi amaçlıyor. TRT, özellikle küçük yükler için tasarlandı ve insan sürücü ihtiyacını ortadan kaldırarak toplam taşıma ağırlığını yaklaşık 30 kat azaltıyor. Pushp, bunun kilometre başına enerji maliyetinde 20 kat düşüş anlamına geldiğini ve 1 sentlik drone teslimatını mümkün kıldığını belirtiyor.
Mevcut Drone Teknolojisindeki Açıkları Kapatmak: Aerodinamik Verimliliğin Önemi
Pushp, mevcut drone teknolojisi ile potansiyeli arasında büyük boşluklar olduğunu vurgulayarak, “Bir kilogram yükü kaldırmak için dört kilogram drone’a ihtiyacınız var ki bu bana çılgınca geliyor. Menzil, bozuk bir metrik. Şu anda dronlarda aerodinamik verimlilik kavramı yok” diyor.
Airbound’un hava aracının roket benzeri, kanat-gövde birleşimli tasarımı, ek pervanelere ve ağır hareketli parçalara olan ihtiyacı ortadan kaldırarak geleneksel quadcopter’lara göre aerodinamik verimliliği artırıyor. Pervanelerin kanat üzerindeki hava akışını bozmasını engelleyerek, drone daha yüksek bir kaldırma-sürükleme oranını koruyor, havada kalmak için gereken itme miktarını azaltıyor ve ileri uçuşu önemli ölçüde daha enerji verimli hale getiriyor.
Hafif ve Verimli Tasarım: Airbound’un Farkı
Airbound’un drone’unun ilk versiyonu 1,5 kilogram ağırlığında ve 1 kilograma kadar yük taşıyabiliyor. Girişim, ikinci versiyonunun ise sadece 1,2 kilogram ağırlığında olup 3 kilograma kadar yük taşımasını hedefliyor. İkinci versiyonun prototipinin gelecek yılın ortasında hazır olması ve uçuş testlerine başlaması beklenirken, üretimin 2027’nin ilk çeyreğinde başlaması planlanıyor.
Pushp, otonomi dünyasında lojistiğin sadece bir fizik problemi olduğunu belirterek, “Bu bir verimlilik ve ağırlık oyunu. Ve eğer herkesten daha düşük bir ağırlığa ve herkesten daha yüksek bir verimliliğe sahipseniz, kazanırsınız” diyor.
Girişimcilik Yolculuğu: Hackathon’dan Yatırıma
Pushp, Airbound üzerinde 2020’deki COVID-19 karantinası sırasında, talep üzerine drone teslimat şirketi Zipline’dan ilham alarak çalışmaya başladı. 2D dilimlerden yapılmış, kürdan ve bantla bir arada tutulan ve daha sonra fiberglas bir gövdeye benzeyecek şekilde zımparalanan ilk prototipini bir hackathon’a sundu ve burada 500 dolarlık bir hibe kazandı. Bu deneyim, onu Y Combinator’a başvurmaya teşvik etti, ancak kabul edilmedi. Bunun yerine, 2021’de 1517 Fonu’ndan 1.000 dolarlık bir hibe, ardından Brand Capital’den 25.000 dolarlık bir çek ve Emergent Ventures’dan 12.000 dolarlık bir hibe aldı.
17 yaşındayken Pushp, Lightspeed’den bir şartname aldı, ancak imzalamak için 18. doğum gününden sonrasını bekledi. “Bu, imzaladığım ilk yasal olarak bağlayıcı belgeydi” diye hatırlıyor.
Lityum İyon Pil Teknolojisi: Uzun Ömürlü ve Ekonomik Çözüm
Airbound’un hava aracı, yaygın olarak kullanılan lityum polimer pil paketi yerine lityum iyon piller kullanıyor. Pushp’un açıklamalarına göre, lityum iyon piller genellikle 500 ila 800 çevrim ömrüne sahipken, lityum polimer piller yaklaşık 100-200 çevrim dayanıyor.
Pushp, “Bu dronları çalıştırmanın en büyük maliyeti, pil değişim maliyetleri oluyor” diyor.
Maliyetleri Düşürme Hedefi: Geleceğe Yatırım
Airbound’un bir drone’u üretmek için maliyeti 2.000 dolar ve teslimat başına maliyeti yaklaşık 0,27 dolar. Girişim, 2026’nın sonuna kadar teslimat maliyetini yaklaşık 0,05 doların altına düşürmeyi hedefliyor. Ayrıca, 2027’nin ortasına kadar günde bir milyon teslimata ulaşmayı ve bunu başarmak için üretim kapasitesini günde 100’den fazla drone’a çıkarmayı planlıyor. Bu, girişimin şu anda Bengaluru tesisinde günde bir drone olan mevcut üretim hızından önemli bir artış anlamına geliyor.
Pilot Program ve Hedef Pazarlar: Büyüme Stratejisi
Airbound, ilk pilot programına Bengaluru’daki Narayana Health ile başladı ve bu program aracılığıyla üç ay boyunca tıbbi lojistik hizmetleri sunacak. Şirket, tıbbi testler, kan örnekleri ve diğer kritik malzemelerden günde on teslimat yapmayı hedefliyor.
Bununla birlikte, Airbound, hızlı ticaret, yemek teslimatları ve “son mil” teslimatının diğer daha küçük alanları da dahil olmak üzere diğer sektörleri de hedefliyor.
Airbound, günde bir milyon teslimata ulaştıktan sonra Hindistan’ın ötesine geçmeyi ve üç yıl içinde ABD pazarına girmeyi planlıyor. Bu arada, girişim, uçuşlarına yakında başlamak için Hindistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de dahil olmak üzere düzenleyicilerle görüşmelerde bulunuyor.
Finansman ve Ekip: Güçlü Bir Altyapı
Bugüne kadar Airbound, toplamda 10 milyon doların üzerinde finansman topladı ve 50 kişilik bir ekibe sahip.
Son yatırım turu, üretim yeteneklerini ölçeklendirmeye ve operasyonları genişletmeye yardımcı olacak. Pilot program ayrıca hizmetini iyileştirmeye ve maliyetleri düşürmeye yardımcı olarak 2026’da daha geniş pazar kabulü için daha iyi hazırlanmasını sağlayacak.


