Gece Gökyüzünün En Eski Haritası Yeniden Keşfediliyor
Yüzyıllar boyunca kaybolmuş olduğu düşünülen en eski gece gökyüzü haritası, araştırmacılar tarafından titizlikle yeniden yaratılıyor. Bu eski harita, başka bir metnin altında gizli kalmış olan yıldız kataloğuna ulaşmayı sağlamak amacıyla parşömeni X-ray ile tarayarak ortaya çıkarılıyor.
Hipparkhos’un Mirası
Bu haritanın muhtemel yaratıcısı, M.Ö. 190 ile 120 yılları arasında yaşamış ünlü antik astronom Hipparkhos’tur. Hipparkhos, teleskobun icadından çok önce, Batı dünyasında bu tür bir yıldız kataloğunu ilk kez oluşturan astronom olarak anılmaktadır. Günümüze kadar ulaşan tek kalıntısı, yıldız takımları hakkında yazdığı yorumlardan ibarettir.
Ancak 2022 yılında yapılan ayrıntılı bir inceleme, Hipparkhos’un kaleme aldığı antik bir yıldız haritasının, 6. yüzyıla ait bir manastır el yazması olan Codex Climaci Rescriptus’ta gizli olabileceğini ortaya çıkardı. Orta Çağ’da parşömenin maliyeti nedeniyle sıklıkla temizlenip yeniden kullanıldığı bilinmektedir ki bu durum burada da geçerlidir.
Tarihi Değiştiren Teknoloji
Araştırmalar, alt metinlerde “Dünya’nın prehavale hareketi”ne dair referansların Hipparkhos’un dönemine bağlanmasını sağladı. Şu anki çalışmalar, SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’nda devam etmektedir. Uygulanan X-ray tarama teknolojisi, incelemenin altındaki metinleri deşifre etmeyi sağlıyor. Tarihçi Victor Gysembergh, “Mümkün olduğunca fazla koordinatı geri kazanmaya çalışıyoruz. Bu, bilimin doğuşuyla ilgili bazı büyük soruları yanıtlamamıza yardımcı olacak,” diyor.
Gizli Metnin Ortaya Çıkması
Kullanılan synchrotron tipi parçacık hızlandırıcı, X-ray üreterek, maddelerin kimyasal içeriğini ayırt edebiliyor. Bu işlem, içeriği yok etmeden gerçekleşiyor. Manastırda yıldız kataloğunun üstünü örten mürekkep demir açısından zenginken, altında bulunan metin ise kalsiyum izleri taşıyor. Bu özellik, araştırmacılara gizli metni görüntüleme şansı tanıyor.
İlk taramalarda, “Kova” gibi bazı yıldız tanımlarının yanı sıra daha geniş bir detayın ortaya çıkması umut ediliyor.
Çalışmaların Zorlukları ve Gelecek
Kodex Climaci Rescriptus’un, Mısır’daki St. Catherine Manastırı’ndan geldiği düşünülüyor. Bu eserin taşınması dikkatlice yapıldı; sayfalar özel çerçevelere yerleştirildi ve neme dayanıklı kutulara konuldu. Tarama odasındaki ışık da, mürekkep solmasını önlemek için düzenleniyor. Ancak şu an sadece 11 sayfa taranabiliyor. El yazması toplamda 200 sayfa içermekte ve bu sayfalar dünya çapında dağılmış durumda.
Gelecek çalışmaların ulaşması gereken pek çok hedef bulunuyor. Ancak en eski gece gökyüzü haritasının yeniden inşa edilme umudu, oldukça heyecan verici. Gysembergh, bu yeni tarama ile antik astronomik el yazmasından satır satır yazıların gün yüzüne çıkmaya başladığını belirtiyor.
Bu olağanüstü keşif, sadece astronomi notlarının değil, aynı zamanda insan bilim tarihi açısından da büyük bir değer taşıyor. Geçmişin bilinmeyenlerine ışık tutma çabası, bilim camiası için önemli bir dönüm noktası olabilir. Bilgiye erişimin sağlanması ve eski bilgilerin yeniden gün yüzüne çıkarılması, bilimin nasıl evrimleştiğine dair sorulara yanıt arayışını da beraberinde getiriyor.


