Gazze’de Insani Kriz: Açlık ve Yardım Yetersizliği
Gazze’deki Filistinlilerin durumu, yardımın yetersizliği ve açlık tehlikesi nedeniyle son derece kritik bir noktaya ulaşmıştır. İki aydan fazla süren abloka sonrasında, İsrail’in resmi olarak yardım tırlarının Gazze’ye girişine izin vereceğini açıklamasına rağmen, yalnızca beş yardım tırı bu bölgeye girebilmiştir. Uluslararası yardım kuruluşları, bu durumun Gazze’nin yalnızca bir damla suya muhtaç olduğu bir okyanus olduğunu belirtmektedir.
İsrail’in açtığı yardım koridorunun yetersizliği, Birleşmiş Milletler’i de endişelendirmiştir. OCHA (Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi) sözcüsü Jens Laerke, birkaç tırın Gazze’ye girmesine rağmen, bu yardımların iç bölgelere dağıtımının yapılamadığını vurgulamaktadır. Gazze’nin, savaş öncesi 2 milyondan fazla nüfusuyla açlık sınırına geldiği, yardım kuruluşları tarafından sürekli olarak rapor edilmektedir. Bu durum, 14,000’den fazla bebeğin yetersiz beslenme riski altında olduğuna dair uyarılarla birlikte gelmektedir.
Gazze’nin İnsani Durumu Nasıldır?
Son 11 haftadır süregelen abloka, Gazze’yi son derece zor bir duruma sokmuştur. Tüm dünya, burada yaşayan yarım milyon insanın ya da her beş Filistinliden birinin açlıkla yüz yüze olduğunu öğrenmiştir. Birleşmiş Milletler’in Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ise çoğu nüfusun yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşadığını bildirmektedir.
IPC, Gazze’de resmi bir kıtlık ilan edilmesinin yalnızca mümkün değil, aynı zamanda giderek olası hale geldiğini belirtmektedir. Resmi bir kıtlık, en az %20’lik bir hane oranının aşırı gıda yetersizliği yaşaması, çocukların %30’undan fazlasının akut yetersizlik çekmesi ve her gün 10,000 kişiden iki ya da 10,000 çocukta dört ölüm gözlemlenmesi durumunda tanımlanır.
Kıtlık, yalnızca açlığı ifade etmez; aynı zamanda su ve temel yaşam destek sistemlerine erişim eksikliğini de belirtir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, abloka süresince 57 çocuğun yetersiz beslenme yüzünden hayatını kaybettiğini rapor etmiştir.
Uluslararası Toplumun Tepkisi Nasıldır?
Hekimlerin Sınır Tanımayanlar örgütü (MSF) acil durum koordinatörü Pascale Coissard, Gazze’ye izin verilen yardımları "saçma derecede yetersiz" olarak nitelendirmiştir. Kuruluş, İsrail’in yalnızca gıda ve ilaç girişine izin vermesinin, ablukanın sona erdiği imajını yaratmak amacıyla bir örtü olduğunu ileri sürmektedir.
İsrail, uluslararası baskılarla baş etmek zorundadır. Birçok önemli ülke, özellikle Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada, Gazze’ye yardımın ulaşmaması durumunda yaptırım uygulamakla tehdit etmiştir. Hatta ABD’nin genellikle en yakın müttefiki olan İsrail, yardımın "yeterli miktarda" Gazze’ye ulaşmadığını kabul etmiştir.
İsrail Saldırılarını Hafifletti mi?
Hayır. Son bir haftada yüzlerce Filistinli, İsrail’in fark etmeden gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda yaşamını yitirmiştir. Ölüm sayısı 53,500’ü geçerken, bunların 3,500’den fazlası, bu yılın Mart ayında ateşkesi tek taraflı olarak bozan İsrail hükümetinin saldırıları sonucu gerçekleşmiştir.
İsrail ordusu, Gazze’nin kuzey ve güney bölgelerinde yerleşik operasyonları genişlettiğini duyurmuştur. Bu durum, Hamas’tan talep edilen tavizlerin elde edilmesi adına başlatıldığı belirtilmiştir. Özellikle kadınlar ve çocuklar arasında yüksek can kaybı yaşanmıştır.
Ablokanın devam etmesi, yardım söz konusu olduğunda, toplumsal ve siyasi tartışmaların da boyutlarını artırmıştır. İsrail’in ulusal güvenlik bakanı, belirli bir miktarda yardıma izin vermelerini "ciddi bir hata" olarak nitelendirmiştir. Bununla birlikte, finans bakanı, "dünyanın bizim üzerimize gelmesini engelleme" çabasıyla "gerekli minimum" yardımların sağlanacağını savunmuştur.
Bu karmaşık ve trajik durum, dünya genelinde daha fazla dikkat ve müdahale gerektirmektedir. Gazze’deki insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası işbirliğine ve duyarlılığa ihtiyaç vardır.


