Sudan’da İnsansız Hava Araçlarıyla Savaş
4 Mayıs 2023’te, Sudan’ın paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF), Kızıldeniz’de bulunan ve ordunun fiili savaş başkenti olan Port Sudan üzerine bir dizi intihar dronu saldırısı gerçekleştirdi. Bu durum, RSF’nin saldırılarını destekleyen yabancı aktörlerin olduğuna dair iddialarla birlikte, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) tarafından kınandı. Ordunun, en büyük ticaret ortaklarından biriyle olan ilişkilerini koparma tehdidinde bulunması dikkat çekti.
İnsansız Hava Araçlarıyla Saldırılar
RSF, dronları daha önce kullanmış olsa da, Port Sudan gibi daha uzak hedeflere yönelmek, birçokları için sürpriz oldu. Bu saldırılar, şehirden büyük bir göç dalgasına sebep oldu; birçok insan Port Sudan’ı terk etti. Aza Aera, yerel bir yardım çalışanı olarak, Al Jazeera‘ya, "Eğer bu saldırılar devam ederse… benim de diğerleri gibi ayrılmam gerekecek," dedi.
Drone Savaşı
Nisan 2023’te başlayan iç savaşın patlak vermesiyle, SAF, savaş uçakları ve dronlar konusundaki hava üstünlüğüne sahipti. Ancak, RSF’nin intihar dronları ile bu üstünlüğü kapatma çabaları dikkat çekmeye başladı. Port Sudan’da altı gün boyunca devam eden saldırılarda, ordu üssü, sivil havalimanı, birçok otel ve bir yakıt deposu hedef alındı. Bu saldırılar büyük patlamalara yol açtı.
Bayraktar Dronları
Sudan ordusunun büyük ölçüde Türk yapımı Bayraktar TB2 dronlarına dayandığı belirtiliyor. 2023 sonundan bu yana 120 milyon dolar değerinde Bayraktar aldıkları bildirildi. Bu dronlar, uzun mesafe kat edebilme yeteneği ile dikkat çekerken, ordunun 2024 ile 2025 yılları arasında RSF’den toprak kazanmalarında önemli rol oynamıştır. Ancak RSF, bu süreçte Çin yapımı dronlar ile saldırılarını daha da artırdı. Amnesty International’ın son raporuna göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bu dronların ve diğer silahların tedarikçisi olarak suçlanıyor. BAE, bu iddiaları yalanlayarak, "Süregelen Sudan çatışmasına dahil olma gibi bir niyetimiz yok," dedi.
BAĞLARIN KOPMASI
6 Mayıs 2023’te, Port Sudan’daki ordu destekli otoriteler, BAE’yi saldırıların arkasında olmakla suçlayarak, tüm bağlantıların kesildiğini duyurdu. Ancak bu duyuru, ekonomiye ciddi zararlar verebilir. Uzmanlar, Sudan ordusunun büyük miktarda altın gelirini kaybedebileceği, bunun yanında önemli banka işlemlerine erişimlerini de kaybetme riski taşıdığını belirtiyor.
Kush Madeni, Sudan ordusunun en büyük altın madeni olup, BAE destekli Emiral Resources şirketinin çoğunluk hisselerine sahiptir. 2023’te, Sudan’daki altın ihracatının %97’sinin BAE’ye gittiği bildirilmektedir. 2024’te Kush Madeni’nin en az bir ton altın ihraç ettiği kaydedildi.
CİDDİ TIRMANMA
Sudan ordusu, BAE ile olan bağlantıların nasıl ve ne zaman kesileceği konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. 6 Mayıs’ta SAF komutanı Abdel Fattah al-Burhan, "Milisleri ve onlara yardım edenleri yenmek" sözü verdi. Ancak BAE Dışişleri Bakanlığı, Port Sudan’a karşı herhangi bir misillemede bulunmayacaklarını ifade etti.
Uzmanlar, Sudan’daki savaşın ciddi bir tırmanma aşamasına geçmekte olduğunu belirtiyor. RSF’nin artan dron kullanımı, ordunun bölgede destekleyen güçlerden daha fazla yardım almasına yol açabilir. Alan Boswell, Uluslararası Kriz Grubu’nda bir Sudan uzmanı olarak, Port Sudan’daki saldırıların diğer bölgesel güçleri ordunun yanında daha derin bir katılıma yönlendirme riski taşıdığını vurguladı.
Savaşın Yıkıcı Etkileri
Savaşın devam etmesiyle birlikte, binlerce insan, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmekte ve kötü koşullarda yaşamaya zorlanmaktadır. Darfur’un kuzeyindeki Tawila gibi yerlerde, savaş yalnızca insan hayatını değil, ülkenin alt yapısını da yok etmeye devam etmektedir. Uzmanlar, ülkenin mevcut haliyle bu çatışmanın sona ermesi durumunda bile, toparlanmasının oldukça zor olacağını belirtmektedir.
Sonuç olarak, Sudan’daki durum, artan silah kullanımı ve bölgesel güçlerin müdahalesi ile giderek karmaşık bir hal alıyor. Dron savaşları, halkın yaşamını olumsuz yönde etkilemeye devam edecek gibi görünüyor ve sivil yaşamın durumu giderek daha da kötüleşiyor.


