Üç yüz yılın ardından, İletişim İyiliği Yasası’nın 230. maddesi, modern internetin zeminini oluşturan bir yasa olarak yürürlüğe girdi ve teknoloji tartışmalarının merkezi haline geldi. Bu madde, çevrimiçi platformların kullanıcı tarafından oluşturulan içerik nedeniyle sorumlu tutulamayacağını belirtiyor. “İnterneti yaratan yirmi altı kelime” olarak anılan bu maddede, “Etkileşimli bilgisayar hizmetlerinin sağlayıcısı veya kullanıcısı, başka bir bilgi içerik sağlayıcısı tarafından sağlanan herhangi bir bilginin yayıncısı veya konuşmacısı olarak değerlendirilemez,” ifadeleri yer almakta.
Dönem içerisinde dot-com balonundan, Yüksek Mahkeme’in yasaya ilişkin zorluklarına kadar pek çok aşama kaydedildi. Ancak bugün, 230. madde, önde gelen yasama organlarının onu etkisiz hale getirme planları ve artan yasal zorluklarla karşı karşıya. Yasa, içerik moderasyon yönetiminde platformlara “İyi Samiriyeli” yaklaşımı sunarak, küfürlü, şiddet içeren ya da taciz edici içeriklerin engellenmesine yöneliktir.
İlk olarak 1996 yılında çıkarılan yasada değişiklik önerileri, internetin gelişimini etkileme potansiyeline sahip. Son dönemde, Bilişim Teknolojileri ve büyük platformların etkileri üzerine yapılan tartışmalar, yeniden şekillendirme arzusu olan milletvekilleri tarafından sürdürülmekte. Eski Temsilci Dick Gephardt, o dönemde platformların bize bu korumayı sağlarsa internet ekonomisinin doğacağını söylediklerini dile getiriyor. Bugün ise, yasanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği düşünülüyor.
Gephardt, algoritmaların etkisini ve onların insanları uzun süre nasıl etkilediğini anlamanın önemine dikkat çekerek, bu korumanın gerekliliği ve sonuçları üzerine başkalarının düşüncelerinin de değerlendirileceğini vurguluyor. Şu anda, 230. maddenin kaldırılmasının en kötü zaman olduğu görüşü, Yasayı destekleyenler arasında duşmanlığa dönüşen bir görüşle karşı karşıya.
Senatör Ron Wyden, günümüz koşullarında yasanın korunması gerektiğini ifade ediyor. “Büyük Teknoloji’nin kendi içerik üretimlerinden sorumlu tutulmadığı bir ortamda, yasanın iptal edilmesi, sesini duyurmak isteyenler için büyük bir tehlike oluşturacaktır,” diyor. Bunun yanı sıra, internetin daha demokratik olması için yasanın destekleyici kalması gerektiği üzerinde durulmakta.
Yasanın uygulanış biçimindeki sorunlar, günümüzdeki davalarla daha da ortaya çıkabilir. Çocuk tacizcilerinin sosyal medyada nasıl işlem gördüğü, yasanın kapsamı ve uygulama yolları üzerine yeni hukuki kurallar oluşturulabilir. Öne çıkan davalar içinde Meta’nın çocuk tacizcileriyle ilişkilendirilmesi gibi suçlamalar yer almakta. Bu günlerde birçok kişi gibi, teknoloji şirketlerinin gereğinden fazla muhafaza edildiğini düşünenler de var.
Yasadaki değişiklikler, toplumdaki en savunmasız bireylerin seslerinin kısılmasına yol açabilir. Sonuç olarak, yasanın geleceği ve etkileri üzerine yapılacak tartışmalar, internetin nasıl şekilleneceğini belirleyecek.
Sizce, yasanın geleceği ve bu konudaki reformlar, internetin güvenliği açısından yeterli mi?


